Yeniden Yapılanma mı, Fiyasko Kamuflesi mi?
Futbolumuzun ebedi çınarları Fenerbahçe ve Beşiktaş, ne zaman bir krizin eşiğine gelse, tribünlerden ve yönetim katlarından hep aynı ses yükselir: "Yeniden yapılanma." Kulüplerin yapısal sorunlarını çözmek, finansal darboğazdan çıkmak ve sahada sürdürülebilir bir başarı yakalamak için kulağa ne kadar da hoş gelen bir fiyasko kamufle etme kelimesidir bu. Oysa bizim topraklarımızda "yapılanma" kelimesinin ömrü, ilk derbi mağlubiyetine ya da ezeli rakibin birkaç puan gerisine düşene kadardır.
Bugün Fenerbahçe’ye bakıyoruz; ufukta yine bir başkanlık seçimi, masada havada uçuşan transfer isimleri, milyarlık bütçelerin vadettiği pembe rüyalar... Beşiktaş cephesinde ise durum farklı ama hikaye aynı. Sergen Yalçın’ın o mucizevi, son şampiyonluğundan bu yana kulübenin dikiş tutmaz hali ortada. Siyah-beyazlılar, kaybolan o aidiyet duygusunu ve oyun aklını yine yeni bir hoca arayışında, yine bir "kurtarıcı" formülünde arıyor.
İki camianın da ıskaladığı, içinden çıkamadığı en büyük dehliz tam olarak şurası: Geçmişe bir sünger çekip, gerçek bir yeniden yapılanma için ne camiayı ne de taraftarı ikna edebiliyorlar. Kendilerine, değil birkaç yıl, bir sezonluk bile krediyi çok görüyorlar. Şampiyonluk kupasını kaldırana kadar her sezon hocayı göndermek, kadroyu baştan aşağı yenilemek, her başarısızlıkta faturayı bir günah keçisine kesmek ne yazık ki bu kulüplerin yönetim reflekssizliği ve ortak kaderi haline geldi.
Ne Fenerbahçe’nin ne de Beşiktaş’ın mevcut sabırsızlık iklimi, o sabır tuğlalarını üst üste koymaya müsaade ediyor. Planlama dediğin şey laboratuvarda steril bir şekilde yapılmaz; arkasında duracak irade ister, tribünün homurtusuna kulak tıkama cesareti ister.
Büyük İtalyan futbol adamı Enzo Bearzot, futbolun bu sabırsız doğasını ve inatçı yönetimlerin düştüğü hatayı yıllar önce şu sözlerle özetlemişti:
"Futbolda bir projeyi inşa etmek zaman alır. Ancak asıl zor olan, o binayı inşa ederken dışarıdan gelen rüzgarlara karşı pencereleri kapalı tutabilmektir."
Bizimkiler bırakın pencereleri kapatmayı, rüzgar biraz sert estiğinde çatıyı komple yıkıp baştan yapmaya kalkıyorlar.
Son söz niyetine... Bu plansızlık, bugünü kurtarma sevdası hem Fenerbahçe için hem de Beşiktaş için artık büyük bir ders ve ibret vesikası olsun; kulaklara küpe, akıllara kılavuz olsun. Eğer geçmişin gölgesinden sıyrılıp, bir sezonluk başarısızlığı göze alarak geleceği inşa etme cesaretini gösteremezlerse, her mayıs ayında sadece rakiplerinin kutlamalarını izlemekle yetinirler. Çünkü futbol, dünüyle yaşayanları değil, yarını için bugünden sabretmeyi bilenleri ödüllendirir.