Kaybolan Kartla Kazanılan Güven

Pandemi döneminde işe gitmek zorundaydım. Oğlum ise henüz dokuz yaşındaydı ve evde çevrimiçi eğitime tek başına devam ediyordu. Onunla iletişimde kalabilmek için istemeyerek de olsa ona bir telefon aldım.

Benim gibi pek çok anne vardı.

Aldığı eğitime, savunduğu değerlere rağmen bazı kararları mecburen veren…

İnsan o noktada sadece elzem olana tutunuyor.

Geçtiğimiz günlerde kardeşimle alışverişe çıktık.

O da bir anne.

Üstelik boşanmış bir kadın olarak iki kızını bambaşka bir kültürün içinde sevgiyle, özgüvenle ve güçlü etik değerlerle büyütmeye çalışıyor.

13 yaşındaki kızına para yönetimini öğrenmesi için ebeveyn kontrollü bir kredi kartı tanımlamış.

Büyük harcamaları kendisi yapıyor, küçük ihtiyaçları ise kızlarına bırakıyor.

Böylece çocuklar hem özgürlük alanı kazanıyor hem de sorumluluk duygusu geliştiriyor.

Elif o gün heyecanla alışveriş yaptı.

İndirimli ürünleri seçti, kendi kararlarını verdi, kasada kartını gururla uzattı.

Arabaya bindiğimizde bir anda yüzü değişti.

“Anne… kartımı bulamıyorum.”

Sanırım birçok ebeveyn o an ne hissedileceğini bilir.

Panik…

Öfke…

Suçlama…

“Nasıl kaybedersin?” refleksi…

Çoğunlukla kendi çocukluğumuzdan taşıdığımız o eski sesler…

Ama kardeşim sadece dikiz aynasından kızına baktı ve sakin bir sesle:

“Herkesin başına gelebilir. Önce bir bakalım” dedi.

Beraber mağazaya geri döndüler.

Görevlilerle konuştular.

Kart bulunamayınca kullanıma kapattılar.

Ama Elif’in aklı kartta değildi.

Bir yıldır biriktirdiği harçlıklarının gittiğini sanıyordu.

Kardeşim bankayı aradı.

Her şeyin güvende olduğunu öğrendiğinde ise kızına dönüp şöyle dedi:

“Bu senin ilk deneyimin. Böyle aksilikler olur. İstersen sana küçük bir cüzdan alalım. Onu da çantana sabitleyelim.”

Elif’in yüzündeki rahatlamayı izlerken çok düşündüm.

Bir çocuğun hafızasında ne kalır?

Kaybettiği kart mı…

Yoksa hata yaptığında yanında sakin kalabilen bir anne mi?

Çünkü böylesi anlar çocuk yetiştirmenin görünmeyen kırılma noktalarıdır.

Çocuklar o anlarda şunu öğrenir.

“Hata yapabilirim ve yine de güvendeyim.”

Özgüven tam da böyle oluşuyor.

Probleme değil çözüme odaklanan ebeveynlerle…

Çocuğun korkusunu büyütmek yerine duygusunu regüle eden yetişkinlerle…

Kendi çocukluğunun yaralarını çocuğuna taşımamayı başaran anne babalarla…

Bir çocuğa yapılan yatırımın aslında topluma yapılan yatırım olduğunu yıllar içinde daha iyi anlıyoruz.

Çünkü sakin kalan bir ebeveyn sadece o günü kurtarmıyor.

Bir insanın iç sesini inşa ediyor.

İç sesimizi duyabildiğimiz mutlu haftalar…