Başarısızlık Boşuna Değildir

İnsan başarılarını anlatmayı sever.

Çünkü alkış genelde oradan gelir.
Hikâyenin parlayan tarafı orasıdır.
“Şunu kurdum, bunu başardım, buraya geldim” demek kolaydır.

Ama insanı asıl büyüten şey çoğu zaman başarıları değil, kimsenin görmediği başarısızlıklarıdır.

Ben bunu çok erken öğrendim.

Lise yıllarında bir mezuniyet organizasyonu yapmaya kalkmıştım. Mekân bakmış, fiyat almış, kişi başı kârımı bile hesaplamıştım. Her şey hazır gibiydi. Tam para toplanacakken ülkede ekonomik kriz oldu, dolar bir anda yükseldi, hesaplar alt üst oldu ve organizasyon iptal oldu.

İlk organizasyon deneyimim daha başlamadan batmıştı.

O gün “ben bu işi yapamam” deyip bıraksaydım, bugün büyük ihtimalle M3 Works diye bir şirket de olmayacaktı.

Sonra daha büyük hatalar da yaptım.

Konserler düzenledim, bazıları iyi geçti, bazıları kötü. Bir festivalde ciddi zarar ettim. Aylarca borç ödedim. İtibar kaybettim. İnsanların yüzüne bakmak zorunda kaldım. Genç yaşta “büyük hayal” kurmanın bazen büyük fatura getirdiğini gördüm.

Ama bugün geriye dönüp baktığımda o başarısızlığın aslında bana çok şey öğrettiğini görüyorum.

Bütçe yapmayı öğretti.
Risk hesaplamayı öğretti.
Söz vermenin ağırlığını öğretti.
“Kalabalık gelir” diye umut etmenin plan olmadığını öğretti.

Başarısızlık bazen en pahalı eğitimdir.
Ama iyi öğrenirseniz, parasını boşa ödememiş olursunuz.

Türkiye’de başarısızlık hâlâ biraz ayıp gibi görülüyor. Bir iş tutmadığında, bir girişim olmadığında, bir proje battığında insanlar çoğu zaman bunu saklamak istiyor. Sanki başarısız olmak kişinin değerini düşürüyormuş gibi.

Oysa bence tam tersi.

Başarısızlık insanın değerini düşürmez.
Doğru okunursa, insanın kalitesini artırır.

Çünkü başarısızlık size gerçeği söyler.
Hangi konuda eksik olduğunuzu gösterir.
Neyi bilmediğinizi gösterir.
Kimlerin gerçekten yanınızda olduğunu gösterir.
Sizin de kendinize ne kadar inandığınızı gösterir.

Başarı güzel bir öğretmendir ama bazen fazla naziktir. Size eksiklerinizi söylemez. Her şey yolundayken insan kendini olduğundan daha iyi sanabilir.

Başarısızlık ise daha dürüsttür. Acıtır ama öğretir.

Ben girişimciliği hiçbir zaman hatasız ilerlemek olarak görmedim. Girişimcilik biraz da hata yapma hakkını kullanabilmektir. Elbette aynı hatayı tekrar tekrar yapmak değil kastettiğim. Ama denemeden, yanılmadan, düşmeden öğrenmek de çok mümkün değil.

Çocuklara bile bunu öğretemiyoruz bazen.

Hep başarılı olsunlar istiyoruz.
Hep iyi not alsınlar.
Hep kazansınlar.
Hep alkışlansınlar.

Ama hayat böyle çalışmıyor.

Hayatta herkes zaman zaman düşüyor. Asıl mesele düşmemek değil, düştüğünde ne yaptığın.

Orada karakter ortaya çıkıyor.

Benim hikâyemde de başarı kadar başarısızlık var. Hatta belki başarıdan daha fazla. Ama iyi ki var. Çünkü bugün yaptığım işlerin çoğunda geçmişte yaptığım hataların izleri var.

Bir teklif hazırlarken geçmişteki yanlış hesapları hatırlıyorum.
Bir ortaklık kurarken geçmişteki hatalı ilişkileri hatırlıyorum.
Bir projeye başlarken “heyecan güzel ama plan şart” diyorum.

Yani başarısızlıklarım benimle birlikte çalışmaya devam ediyor.

Ama artık beni yavaşlatmak için değil, doğru yönlendirmek için.

Belki de bu yüzden başarısızlığa bakışımızı değiştirmemiz gerekiyor.

Başarısızlık yolun bittiği yer değildir.
Bazen yolun nereden devam edeceğini gösteren işarettir.

Eğer ondan kaçmazsanız, inkâr etmezseniz, suçlayacak birilerini aramak yerine anlamaya çalışırsanız, başarısızlık size çok şey anlatır.

Ve bir gün geriye dönüp baktığınızda fark edersiniz:

Boşa gitmemiş.

Ne o kötü geçen iş,
ne o tutmayan fikir,
ne o yanlış karar,
ne de o acı tecrübe.

Hepsi bir yerde sizi bugüne getirmiştir.

Ben bugün şuna inanıyorum:

Başarı insanı mutlu eder.
Ama başarısızlık insanı olgunlaştırır.

Ve olgunlaşmadan gelen başarı, çoğu zaman insanın üzerinde fazla uzun durmaz.

O yüzden gençlere, girişimcilere, kendi yolunu arayan herkese şunu söylemek isterim:

Başarısızlıktan korkmayın.
Aynı hatayı tekrar etmekten korkun.

Çünkü başarısızlık boşuna değildir.

Eğer doğru okursanız, hayatın size verdiği en gerçek derstir.