Hayat Bana Hazır Bir Yol Vermedi

Çocukken astronot olmak istiyordum. Bir yandan da rock yıldızı. Dünyayı gezecek, sahneye çıkacak,
insanları eğlendirirken keyif aldığım bir hayat düşlüyordum.
Ailem ise daha farklı düşünüyordu. Onlara göre iyi bir hayatın yolu belliydi: Güzel bir okul kazanılacak,
sağlam bir meslek edinilecek, düzenli bir maaş alınacaktı.
Aslında onları suçlayamam.
Babam sabah açıp gece kapattığı bir bakkal işletiyordu. Haftanın yedi günü çalışıyordu. Bayram yoktu,
tatil yoktu. Çocukken onu çoğu zaman biz uyurken işe gitmiş, biz uyurken dönmüş halde gördüm.
Böyle bir hayat yaşayan bir insanın çocuğu için “garanti bir meslek” istemesi çok normaldi.
Ama bazen insan bambaşka şeyler istiyor.
Ben küçük yaşta bakkalda çalışırken şunu fark ettim: İnsan sadece para kazanmak istemiyor. Bir şey
üretmek, bir şey kurmak, bir şeyi değiştirmek istiyor.
Belki de girişimcilik tam olarak budur. Şirket kurmak değil; kendi hikâyeni yazmaya cesaret etmek.
Benim önümde hazır bir yol yoktu.
Hatta çoğu zaman yol bile yoktu.
İlk girişimlerim başarısız oldu. Yanlış ortaklıklar yaptım. İnsanların inanmadığı fikirlerin peşinden
koştum. “Bundan iş mi olur?” cümlesini çok duydum.
Ama şimdi geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki o başarısızlıklar aslında yön tabelalarıymış.
Türkiye’de girişimci olmak biraz enteresan bir şeydir.
Bir yandan sürekli değişen şartlarla mücadele edersiniz, diğer yandan da hayal kurmaya devam etmek
zorunda kalırsınız. Çünkü bu ülkede bazen planlarınız değil, refleksleriniz sizi ayakta tutar.
Belki bu yüzden Türk girişimcisi pratik zekâlıdır.
Çünkü mecburdur.
Bugün yapay zekâdan, dijital dönüşümden, yeni nesil iş modellerinden bahsediyoruz. Dünya
gerçekten çok hızlı değişiyor.
Ama hâlâ değişmeyen bir şey var: Harekete geçme cesareti.
Çünkü çoğu insan mükemmel zamanı bekliyor.
Girişimciler ise ellerindekiyle başlıyor.
Hayatım boyunca şunu gördüm: Yol çoğu zaman yürümeye başladıktan sonra ortaya çıkıyor.
Benim hikâyem “bir anda başarıya ulaşma” hikâyesi değil.
Hâlâ öğreniyorum. Hâlâ hata yapıyorum. Hâlâ yeni yollar arıyorum.
Ama bildiğim bir şey var:
Hayat herkese hazır bir yol vermiyor.
Bazılarımız yürüdükçe kendi yolunu oluşturuyor.