Sosyal medya üzerinden paylaştığı 24 Temmuz tarihli notlarında, vatandaşlardan gelen mektuplarla dolup taşan duygularını dile getirdi. Özellikle iki yaşındaki bir çocuğun avuç içiyle imzaladığı bir mektup, Soyer’in kaleminde hem hüzün hem de umut oldu.

Soyer, günlüğünde yer verdiği Lao Tzu'nun hikâyesiyle ‘erken karar verme’ eğilimine dikkat çekti. Bir beyaz at ve yaşlı bir köylü üzerinden anlatılan bu metaforik hikâyeyle, yaşamda görünenin ötesine bakmanın ve sabırlı olmanın değerini vurguladı. Olaylara hemen anlam biçmek yerine, zamanla şekillenecek gelişmeleri beklemeyi önerdi. “Bu sadece bir başlangıç” cümlesiyle, içinde bulunduğu durumu da bu perspektifle ele aldı.

İzmir Konak'ta evde yangın çıktı: 1 kişi hayatını kaybetti!
İzmir Konak'ta evde yangın çıktı: 1 kişi hayatını kaybetti!
İçeriği Görüntüle

Kendisini Anlatan Satırlarla Cevap Verdi: “Koltuğun Adamı Olmadım”

Soyer’e ulaşan mektuplardan aktardığı bazı satırlar ise kendisi hakkındaki kamuoyu algısını yeniden gündeme taşıdı. “Kuvvacı Efemizsiniz” ve “Bu memleketi sevgiliniz gibi sevdiniz” gibi ifadeler, sadece bir siyasi figür değil, aynı zamanda toplumsal hafızada güçlü bir figür haline geldiğinin altını çiziyor.

Gelen mektuplarla birlikte paylaşmayı tercih ettiği iki şiir, Cemal Süreya ve Nazım Hikmet’in dizeleri oldu. Sessiz mücadelelerin ve içsel dirençlerin temsili olan bu şiirler, Soyer’in hem kendi iç yolculuğuna hem de dışarıdaki dayanışmaya bir selam niteliği taşıyor. Özellikle “Sol memenin altındaki cevahir” vurgusu, siyasi bir mücadelenin ötesinde insani bir duruşun izlerini yansıtıyor.

On Yaşındaki Çisem’in Mektubu: “İyiler Kazanacak”

Soyer’in günlüğüne son noktayı ise bir çocuk mektubu koydu. On yaşındaki Çisem’in “İyiler hep kaybetmez değil mi?” sorusu, günlükte yankılanan en çarpıcı cümlelerden biri oldu. Soyer bu soruya cevabını net veriyor: “Evet, kazanacağız. Çünkü haklıyız.”

Cezaevindeki zorluklara rağmen, Tunç Soyer’in satırları çaresizliğe değil, direnç ve umuda davet ediyor. “Bir kapı kapanırken bir başkası açılır” sözüyle sonlanan bu paylaşım, yalnızca bir savunma değil, aynı zamanda bir varoluş bildirisi niteliğinde.