Kiraz, şeftali, kayısı gibi sezon ürünleri ne üreticinin yüzünü güldürdü ne de tüketicinin tabağına girebildi. Sebep yalnızca doğa olayları değil; derinleşen iklim krizi, zirai donlar, yetersiz destekleme politikaları ve artan aracılık zinciri, gıda fiyatlarını erişilemez hale getirdi.
Çiftçi-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu’nun aktardığı verilere göre, kirazda %55, şeftalide %40’a varan ürün kaybı yaşandı. Bu yok oluş, pazarda hem arzı düşürdü hem fiyatları katladı. Tüketici ürünün yüzünü göremedi, üretici ise emeğinin karşılığını alamadı. Kazanan ise yalnızca aracılar oldu.
Çözüm Gibi Sunulan Yasa, Sorunun Parçası
İklim krizine karşı çıkarılan yasaların çözüm değil, yeni bir kâr düzeni inşa ettiğini vurgulayan Çobanoğlu, “Karbon ticaretiyle doğa satılıyor. Parası olan kirletiyor, olmayan susturuluyor” diyerek iklim yasasının arkasındaki neoliberal yaklaşımı eleştirdi.
Su kaynaklarındaki kirlilik alarm verici seviyede. Çiftçilerin suya, toprağa, temiz havaya erişim hakkının yok edildiğini söyleyen Çobanoğlu, mevcut tarım politikalarının üretimi değil ithalatı desteklediğini belirtiyor. Hasat döneminde ithalat kapılarının açılması, üreticinin elini kolunu bağlıyor.
Açlık Üzerinden Toplum Tasarımı
Fiyatlar erişilemez hale gelirken, halkın temel gıdaya ulaşımı da sekteye uğruyor. Bu durum yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir tehdide dönüşüyor. “Açlıkla terbiye politikası yürütülüyor” diyen Çobanoğlu, bu gidişatın durdurulmaması halinde toplumun tamamının gıda krizine sürükleneceğini belirtiyor.
Son olarak Birleşmiş Milletler Köylü Hakları Deklarasyonu’na da değinen Çobanoğlu, tarım arazilerine yönelik uygulamaların yalnızca yerel yasalara değil, uluslararası hukuka da aykırı olduğunu dile getiriyor. Tohuma, suya ve havaya erişim hakkı çiğnenirken, doğanın dengesi sistematik olarak yok ediliyor.