Ancak veliler için asıl sorun yalnızca maddi yük değil. Eğitimde istikrarın sağlanamaması, sık değişen müfredatlar ve okul yönetimlerinde yaşanan kadro sorunları, velilerin temel endişeleri arasında yer alıyor. Bu tablo, aileleri istemeden de olsa özel okullara yönlendiren bir baskı ortamı oluşturuyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Necati Kalafat, devlet okullarında öğretmen ihtiyacının giderek büyüdüğünü söyledi. Kalafat’a göre özellikle din kültürü ve ahlak bilgisi branşında görev yapan öğretmenlerin önemli bir kısmı yönetici pozisyonlarına kaydırıldı. Bu durumun sınıf içi eğitimi doğrudan etkilediğini vurgulayan Kalafat, öğretmen açığının farklı yöntemlerle kapatılmaya çalışılmasının eğitim niteliğini zayıflattığını dile getirdi.
Liyakat vurgusu ve siyasi atama eleştirisi
Kalafat, eğitim yönetiminde uzmanlık ve deneyim yerine farklı kriterlerin ön plana çıkarıldığını savundu. Okullarda yapılan idari görevlendirmelerin, eğitim kadrolarının dengesini bozduğunu belirten Kalafat, bu yaklaşımın uzun vadede öğrencilerin akademik gelişimini olumsuz etkileyeceğini ifade etti. Velilerin beklentisinin net olduğunu söyleyen Kalafat, kamusal eğitimin güçlü ve güvenilir bir yapıya kavuşması gerektiğini vurguladı.
Özel okullara yönelme zorunluluğu mu doğuyor?
Eğitimdeki belirsizliklerin, aileleri özel okullara mecbur bıraktığını savunan Veli-Der İzmir Şubesi, bu durumun sosyal eşitsizlikleri derinleştirdiği görüşünde. Kalafat’a göre devlet okullarındaki nitelik kaybı, özel eğitim kurumlarını tek alternatif gibi gösteriyor. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı politikalarının daha kapsayıcı ve uzun vadeli olması gerektiği ifade ediliyor.
Bakanlık tercihi tartışmaları büyüttü
Özel okul tartışmalarının büyümesinde, Yusuf Tekin’in kişisel eğitim tercihlerinin kamuoyuna yansımasının da etkili olduğu değerlendiriliyor. Bu durumun, veliler arasında “devlet okullarına güven azalıyor mu?” sorusunu güçlendirdiği yorumları yapılıyor.