GündemMagazin

Ünlü oyuncudan kahreden haber! Evinde ölü bulundu

Dünyaca ünlü oyuncudan sevenlerine üzücü haber geldi. Efsane dizi The Wire’ın kötü karakteri Omar Little’a hayat veren Michael K. Williams aşırı doz uyuşturucu nedeniyle evinin çatı katında ölü bulundu.

ÖLÜM SAATİ BELLİ OLDU

Efsane dizi The Wire’da kötü şöhretli Omar Little karakterine hayat veren Michael K. Williams, Pazartesi öğleden sonra Brooklyn’deki çatı katında ölü bulundu. Lüks binanın kapı görevlisi, 911’i aradı ve Williams’ın ‘tepki vermediğini’ söyledi. Sağlık ekipleri olay yerine koştu, ancak aktörün saat 14:12’de öldüğünü açıklandı.

AŞIRI DOZ İDDİASI

54 yaşındaki Williams, Williamsburg’de bulunan lüks evinin yemek odasında yüzüstü halde bulundu. Polis kaynakları New York Post’a yaptıkları açıklamada, ünlü oyuncunun aşırı dozda uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.

Çok sayıda Emmy adaylığı bulunan aktörün yeğeni ise, onunla en son Cuma günü konuştuğunu, Williams’ın Cumartesi günü bir etkinliğe katılması gerektiğini, ancak katılmadığını söyledi.

David Simon’ın yrtıcısı olduğu The Wire, Idris Elba, Michael B Jordan ve Michael K. Williams gibi yıldızlar yaratmadan önce, bir süre izleyici bulmakta zorlandı. Ancak aradan yıllar geçtiğinde herkes görecekti ki The Wire, televizyon ve dizi dünyasını sonsuza kadar değiştiren bir yapım olarak tarihteki yerini alacaktı.

TELEVİZYON İÇİN BİR ROMAN

2001 yılında, aktör Frankie Faison, The Wire adlı yeni bir HBO dramasında komiser yardımcısı Ervin Burrell rolünü kabul ettiğinde, sıradan bir polis dizinde rol alacağını sanıyordu. Faison, “Dizinin daha çok telefon dinleyen polislerle ilgili olmasını bekliyordum” diye o günleri anımsıyor ve “Çok daha büyüleyici bir şeye dönüştü” diye ekliyor.

The Wire’ın yaratıcısı David Simon, romancı George Pelecanos’u yazı ekibine katılmaya davet ettiğinde, “Onu bir polis şovu olarak sattım, ama gerçekten bir polis dizisi olmadığını bilmiyorlar” dedi. The Wire, aslında, cüretkar ve bambaşka bir şeydi, Simon’ın deyimiyle “televizyon için bir roman”dı.

Dizinin son bölümünün yayınlanmasının üzerinden tam 13 yıl geçti. Aradan geçen yıllarla The Wire, ABD televizyon tarihinin en büyük yapımlarından biri, belki de en iyisi olarak listelerin tepesine kuruldu.

The Sopranos ve Mad Men gibi diziler hem övgüleri hem de ödülleri hem de reytingleri silip süpürürken, The Wire’ınki çok daha uzun bir yoldu. David Simon her sezon için savaş vermek zorunda kaldı, çünkü kaygan zeminli televizyon dünyasında The Wire gibi bir dizi için hiçbir şeyin garantisi yoktu.

Simon daha sonra The Wire’ı farklı şekillerde tanımlayacaktı: Derisi sertleşmiş kurumların duygusuz ve kayıtsız Tanrılar rolünü oynadığı “yeni milenyumun Yunan trajedisi”, “kapitalizmin insani değer üzerindeki zaferi” hakkında bir hikaye ve “Amerikan imparatorluğunun çöküşünün” bir tarihi olarak.

The Wire, televizyon dizisi kadar gazetecilikti, televizyondaki protestoydu. Geçmişte Baltimore Sun’da gazetecilik yapan Simons, şovu yazarken hikayeleri “hayattan çalıyordu”. Muhabir olarak bilgi edindiği kişilerden, anekdotlardan ve diyaloglardan yararlandı.

Çoğu televizyon yazarının sokakları dinlemediğine ya da kentsel alanlarda yoksulluk içinde yaşayan insanların yaşamlarıyla pek ilgilenmediğine inanan Simon, polisiye roman yazarlarından (Pelecanos, Dennis Lehane ve Richard Price) ve Baltimore Sun’dan eski meslektaşlarından oluşan bir ekip kurdu. Zamanla, The Wire’ın oyuncu kadrosu ve ekibi sıkı sıkıya bağlı bir aile haline geldi.

Oyuncu Frankie Faison, “The Wire, en düşükten en yükseğe kadar toplumun her unsuruyla ilgilendi” diyerek anlattı diziyi. “Bazen ‘iyi’ insanlar o kadar iyi değildir ve bazen ‘kötü’ insanlar iyi olmaya çalışır. Birçok insanın özdeşleştirebileceği bir şeydi. Hiç geri çekilmedik ve gerçeklerle uğraştık.”

The Wire’ı The Wire yapan öğelerden biri de, hiç şüphesiz dizinin hayranlarını acı haberle yasa boğan Michael K. Williams’ın hayat verdiği Omar Little karakteriydi. Baltimore’da uyuşturucu satıcılarını soyan, elinde pompalı tüfeğiyle gezen belalı bir hırsız olan Little’ı Williams’tan başkası böyle canlandıramazdı.

Polis yetkilileri basın mensuplarına yaptıkları açıklamada, “Michael bugün saat 14.00 sıralarında Brooklyn’deki Kent Avenue dairesinde bir akrabası tarafından ölü bulundu. Keşfedildiğinde yalnızdı. Dairede yasa dışı gereçler bulundu. Adlı tıp şu anda kesin ölüm nedenini araştırıyor.” ifadelerini kullandı.

“BEN BEN BEN YOKTU BİZ BİZ BİZ VARDI”

Beş kez Emmy ödülüne aday gösterilen Williams, yıllar boyunca uyuşturucuyla mücadelesini açıkça tartışmıştı.

Williams’ın ölüm haberi, yakınlarını, meslektaşlarını ve sevenlerini yasa boydu. Başarılı aktörün hayatını kaybettiğinin öğrenilmesinden kısa süre sonra, oyuncunun ünlü arkadaşlarından övgüler yağmaya başladı. Alec Baldwin, Amy Schumer ve John Cusack bunlardan sadece birkaçıydı. The Wire’ın başrol oyuncusu Clarke Peters, “Cömert bir oyuncuydu. Onun için ‘ben, ben, ben’ yoktu, ‘biz, biz, biz’ vardı” diye konuştu.

Film yapımcısı Spike Lee, Instagram’da yaptığı paylaşımda Williams’ı “kardeşi” olarak nitelendirdi ve haberlerde “sarsıldığını” söyledi. The Wire’ın yaratıcısı David Simon ise, Williams’ın “iyi bir adam ve nadir bir yetenek” olduğunu söyledi. Simon ayrıca, “Birlikte çıktığımız yolculukta her zaman en iyi kelimeleri hak etti. Ve bugün bu sözler gelmeyecek” ifadelerini kullandı.

HBO, Williams’ın ölüm haberinin ardından bir açıklama yayınladı ve “20 yılı aşkın süredir HBO ailesinin bir parçası olan Michael K. Williams’ın vefatını öğrenmek bizi harap etti. Dünya onun muazzam yeteneklerinin farkındayken, Michael’ı onunla çalışma ayrıcalığına sahip olan herkes tarafından sevilen bir arkadaş olarak tanıyorduk. Bu yeri dolmayacak kayıp için ailesine en derin taziyelerimizi gönderiyoruz.’

Williams’ın Elijah adında yetişkin bir oğlu vardı. Williams, Brooklyn’de doğdu ve çocukluğunu uyuşturucu ve şiddetle çevrili bir çevrede geçirdi. Küçük bir çocukken cinsel tacize uğradı. The New York Times’a, bu deneyimin kendi cinselliği konusunda kafasını karıştırdığını söyledi.

1991 yılında 25’inci doğum gününün arifesinde Williams, arkadaşlarını, üzerlerine atlayan bir grup soyguncudan korumaya çalıştı. Saldırganlardan biri Williams’a bıçak çekti ve onu yaraladı: Yüzünün ve boynunun önünde uzun, belirgin bir yara izi bıraktı.

Williams sonunda New York’un Ulusal Siyahi Tiyatrosu’na kaydoldu ve kariyerine dansçı olarak başladı. İlk olarak Madonna ve George Michael gibi pop yıldızlarının müzik videolarında yer aldı.

Williams, 1996’da Bullet filminde Tupac Shakur’la birlikte rol alarak sinemaya adım attı. Üç yıl sonra, Martin Scorsese’nin Bringing Out the Dead filminde bir uyuşturucu satıcısını canlandırdı. Ayrıca HBO hit şovu The Sopranos’ta küçük bir rol aldı.

Ancak, 2002’de The Wire’da Omar Little’ı oynayarak ona şöhreti kazandıran efsane rolünü üstlendi. Williams, uyuşturucu bağımlılığı ile mücadeleleri konusunda açıktı. 19 yaşından itibaren tedavi görmek için kliniklere girip çıktı.

The Wire’ı çektiği yıllarda, Williams’ın bağımlılığı nüksetti ve 2005 yılında uyuşturucu sorunuyla ilgili yardım almak için New Jersey’de bir kiliseye girdi.

2016’da verdiği bir röportajda Wİlliams, The Wire’ın üçüncü sezonu civarında uyuşturucu kullandığını itiraf etti ve “Uğruna çok çalıştığım her şeyi mahvetme tehlikesiyle karşı karşıyaydım” dedi.

Williams, The Wire’ın diğer sezonlarında rol aldığı yıllarda ayık kalmak için mücadele etti. New York Times’a verdiği röportajda, 2008 yılında Obama ile tanıştığı sırada uyuşturucu etkisi altında olduğunu itiraf etti.

2010’dan 2014’e kadar Boardwalk Empire’da Chalky White karakterini oynadı. Ayrıca 12 Years A Slave, Inherent Vice ve Motherless Brooklyn gibi filmlerde rol aldı.

2019’da Netflix mini dizisi When They See Us’ta başrol oynayarak küçük ekrana döndü ve bu ona başka bir Emmy adaylığı daha kazandırdı. Geçen yıl HBO dizisi Lovecraft Country’de Montrose Freeman’ı canlandırdı. Ayrıca Anthony Bourdain’in Travel Channel Show, No Reservations’ın bir bölümünde yer aldı.