Her gün bu besinleri tüketiyorsanız dikkat! Kahvede bile o tehlike var

Her gün besinlerin yararları ve zararlarını bilmeden tüketiyoruz. Tüm vücudumuzun kontrol merkezi olan beyin sağlığı için hiç kuşkusuz sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek şart. Peki, sağlıklı bir beyin ve vücut için nasıl beslenmek gerekir? Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar açıkladı. İşte detaylar...

Her gün bu besinleri tüketiyorsanız dikkat! Kahvede bile o tehlike var

VÜCUTTAKİ YAĞ ORANI ARTTIKÇA BEYİN KÜÇÜLÜYOR

Bu duruma açıklık getiren Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, "Son yıllarda beyin sağlığı ve beslenme ile ilgili değişen bilgiler oldu. Bir kişinin nörolojik hastalıklara yakalanmamak için kaçınması gereken şeyler artık çok netleşti. Örneğin; Karbonhidrat, doymuş yağ, margarin, şeker…

Bunlar özellikle yarattıkları ortam karışıklığıyla dokuya sağlıksız mesaj veriyorlar. Hücreyi gereksiz, olumsuz çalışma koşullarına sokuyorlar. Kişi, belli bir vücut kitle indeksi (VKİ)'nin üzerine çıktığında hücreye olumsuz mesajlar gitmeye başlıyor ve kişi hangi nörolojik hastalığa yatkınsa onunla uğraşmaya başlıyor.

İnme ve nörodejeneratif hastalıklar, en büyük grubu oluşturuyor. Kişiler, tüm nörolojik hastalıklara açık hale geliyor ama bu iki hastalık daha önemli bir risk faktörü" dedi.

KÖTÜ YAĞLAR EN ÇOK BEL BÖLGESİNDE TOPLANIYOR

Orta vücut bölgesi yağlı olanların daha büyük bir risk altında olduğunu kaydeden Prof. Dr. Adapınar, "Kötü yağların en kolay toplandığı yerler vücuttaki orta alanlar, bel bölgesidir. Yakın organlar olması nedeniyle kalbe de çok ciddi bir zararı vardır. Kalbe zararlı olan her şey beyin için de zararlıdır. Karbonhidrat alımı arttıkça bedende yağlanma artmaya başlar. Kötü yağı sadece margarin yiyerek değil, kötü besintüketerek de alabilirsiniz. Katkı gıdalı her şey buna dâhildir. Fast food, cips, bisküvi, kraker… Şeker ve karbonhidratı geri planda tutmalıyız ve bunları sadece özel günlerin yiyeceği haline getirmeliyiz. Aldığınız ürünün paketini okuyun, yiyeceğin dışında yazılı olan her şey vücut orta bölgesinde yağlanmanın kaynağını oluşturuyor. Ama ne yazık ki tüm dünyadaki ve Türkiye'deki genç popülasyon hayatın hızlı akışı nedeniyle bu tehlikenin farkında değil" diye konuştu.

KAHVEDE BİLE O TEHLİKE VAR!

Ürünlerin içerisine konulan MSG (Monosodyum glutamat – lezzet artırıcı) de kişinin devamlı o gıdalara yönelmesine neden oluyor. Bu da sorunu tetikleyen faktörlerden biridir, diyebilir miyiz? sorusunu ise Prof. Dr. Adapınar, şöyle yanıtladı: "Kahve de bile MSG var. Son zamanlarda bazı kahve türlerinin ciddi bağımlılık yaptığına yönelik açıklamalar yapıldı. Öncelikle kansere yol açtığı söylendi ama bunun sadece kanser ile ilgili olmadığı anlaşıldı. Düşünün ki; bu kahveyi içen kişilerde her gün o kahveyi içme isteği doğuyor. Bu da birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor."

Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, "Sağlıklı kalmak için çevremize biraz daha dikkatli bakmamız gerekiyor. Yediklerimizden, giydiklerimize, ayakkabımıza, kullandığımız çantaya, saçlarımıza uyguladığımız maddeye kadar her şey belki de hastalık için ön alt yapıyı oluşturuyor ve üzerine de hastalıklar ekleniyor.

Diş tedavileri bile bu anlamda çok önemli bir yer tutuyor. Örneğin; ağız mukozası çok önemlidir. İçinde sabit ve insan için gerekli olan mikroorganizmalar vardır. Dolayısıyla ağız içinde yapılan her türlü bilinçsiz işlem bu mikroorganizmaları değiştirir ve hastalık oluşumuna zemin hazırlar. Gençlerde vaskülit adı verilen damar tıkanıklıklarına sebep olabilirler" açıklamasında bulundu.

YANLIŞ BESLENME HANGİ BEYİN HASTALIKLARI İÇİN RİSK FAKTÖRÜ?

Yanlış beslenmenin, damar tıkanıkları için en önemli risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Adapınar, "Bunlar; nöropatiler (sinir ucu iltihabı), Alzheimer, tüm demanslar, motor nöron hastalıklardır" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir toplumda en çok hangi hastalığın görüldüğüne bakmak lazım. Bu, o toplumun yaptığı bir hata ile ilgilidir ve bu en çok da yeme hatası ile ilgilidir veya günlük kullanılan bir olgu hatasıdır. Ama modern toplumlarda, deterjandan tutun da yediğimiz ürünlere kadar pek çok şey sorumlu olabilir. Bunu konuşmanın sınırı yok ama 'anne ve babamızdan gördüğümüz beslenme tarzını nasıl değiştirebiliriz' konusu çok önemli. Elbette her şeyden bir miktar yemeliyiz çünkü sürekli bir şeylerden kısmak da kişide stres oluşturur. Ama beslenmemizde asla ihmal etmememiz gereken yiyecekler var. Bunlara dikkat etmek lazım.

İŞTE BEYNİ KÜÇÜLTEN FAKTÖRLER

Prof. Dr. Demet Özbabalık Adapınar, beyni küçülten faktörleri şöyle sıraladı:

- "Stres ortamı ciddi bir risk faktörüdür. Sürekli aynı şeye odaklanma ve o konuda uzun vakitler harcama, buna rağmen olayları çözememe, o bölgeyle ilgili bir kullanılmazlık durumu ortaya çıkartıyor.

- Tek tip eğitimde gitmek, herhangi bir hobiyle uğraşmamak, diğer yaşam şekillerine kapalı olmak kişinin hep aynı beyin bölgesini kullanmasına neden oluyor. Böylece o bölge zamanla yoruluyor.

- Egzersiz yapmamak da beyni küçülten en önemli risk faktörlerinden bir tanesi. Günde 10.000 adım atmak son derece önemli. Artık fiziksel egzersiz, beyin egzersizi ve sanatla uğraşmanın beyni ciddi anlamda koruduğundan bahsediliyor.

- Yaşlanma

- Şeker tüketimi

- Yanlış beslenme

- Obezite

- Sigara

- Alkol kullanımı. Alkolün, beynin öğrenme merkezine, beyinciğe, beyindeki kimlik ve kişiliklerimizi oluşturan merkeze inanılmaz zararları vardır. Bu nedenle ağır içicilerin tüm risk faktörleri yok olsa bile nörolojik hastalıklara yakalanma riskleri her konuda çok daha fazladır. Beslenme eksikliği yapar, B12 ve folik asiti kendi besin ortamından uzaklaştırır ve kendisi ön plana çıkar. Alkolün beyin sağlığına inanılmaz büyük zararları olduğu asla unutulmamalıdır.

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2019, 11:21
YORUM EKLE