Aynı zamanda İzmir 26. Asliye Hukuk Mahkemesi de belediyenin ihtiyati tedbir talebini geri çevirdi. Bu kararlar, tahliye sürecinin tamamen hukuki bir zeminde ilerlemesinin yolunu açtı.
Vakıf Kayıtları Belgelendi
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, taşınmazın geçmişine dair önemli arşiv kayıtlarının dosyaya sunulduğu belirtildi.
Yapılan incelemeler sonucunda, taşınmazın vakıf yoluyla meydana geldiği tapu kayıtları ve kadastro tutanaklarıyla belgelendi. Mülkiyetin Bayezid Baba Vakfı ile bağlantılı olduğu ve bu kapsamda Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği ifade edildi.
"Takdir Değil, Kanuni Zorunluluk"
Mahkeme kararlarında ve dosya içeriklerinde dikkat çeken en önemli vurgu, bu işlemin idari bir tercih değil, yasal bir zorunluluk olmasıydı. Mahkemede 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 30. maddesi uyarınca, vakıf yoluyla meydana gelip kamu mülkiyetine geçen taşınmazların mazbut vakıf adına devrinin zorunlu olduğu belirtildi. Ayrıca “2886 sayılı Devlet İhale Kanunu” vurgulanarak, vakıf taşınmazlarının işgali durumunda tahliye yetkisinin mülki idare amirliklerinde (Konak Kaymakamlığı) olduğu hatırlatıldı.
Taşınmazın mülkiyetine dair itirazların ayrı bir davanın konusu olabileceği, ancak mevcut tahliye işleminin mevzuata uygun olduğu kaydedildi.
Peki Süreç Nasıl İlerleyecek?
İzmir Bölge İdare Mahkemesi ve yerel mahkemelerin kararlarıyla birlikte Meslek Fabrikası için hukuki bir engel kalmadı. Tahliye süreci, yargı denetimi altında ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde devam edecek.