KÜLTÜR ve SANAT KÖŞESi

Perde Kapanırken: Tiyatro ve Sinemanın Seyirciyle İmtihanı

Herkese merhabalar,

Haziran ayının gelmesiyle birlikte birçok tiyatro oyunu sezonun son temsillerini gerçekleştirerek perdelerini yeni sezona kadar kapattı. Ne yazık ki özellikle özel tiyatrolar açısından oldukça zorlu bir sezonu geride bırakıyoruz. Bazı sahneler kapılarına kilit vururken, bazıları ise ayakta kalma mücadelesi vermeye devam ediyor.

Elbette bunda ülkenin ekonomik koşullarının etkisi büyük. Geçim derdinin her geçen gün arttığı bir ortamda kültür-sanat etkinlikleri birçok kişi için temel ihtiyaçlar listesinin dışında kalabiliyor. Gösteri sanatları giderek bir "lüks tüketim" kalemi olarak görülmeye başlandı. Ancak işin ilginç tarafı, bazı sanatçıların konserlerine bilet bulmak neredeyse imkânsız hale gelirken tiyatro ve sinema salonlarının aynı ilgiyi görememesi üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir çelişki olarak karşımızda duruyor

Türkiye İstatistik Kurumu'nun 2025 yılı verilerine göre sinema seyircisi bir önceki yıla göre yüzde 15 azalarak 27,7 milyon kişiye geriledi. Yerli film seyircisindeki düşüş yüzde 18,3, yabancı film seyircisindeki düşüş ise yüzde 10,7 olarak gerçekleşti. Buna karşılık tiyatro seyircisi 8 milyon 183 bin kişiye ulaşarak canlı performans sanatlarının hâlâ güçlü bir karşılığı olduğunu gösterdi.

Tiyatro cephesine baktığımızda ise seyirci tercihleri belirgin biçimde farklılaşıyor. Devlet Tiyatroları sezon boyunca yaklaşık 1 milyon 951 bin seyirci ağırladı. Repertuvarda 99 yerli (telif) ve 138 yabancı (çeviri) eser yer aldı. Özellikle tarihî oyunlar, klasik eserler, roman uyarlamaları ve çocuk oyunları seyircinin yoğun ilgi gösterdiği yapımlar arasında öne çıktı.

Şehir tiyatrolarında ise daha çok çağdaş yerli metinler, günümüz uyarlamaları, psikolojik dramalar ve toplumsal meseleleri ele alan oyunlar tercih ediliyor. Büyükşehirlerdeki seyirci profili daha genç, daha eğitimli ve yeni anlatım biçimlerine daha açık bir görünüm sergiliyor.

Özel tiyatrolarda ise tablo biraz farklı. Seyircinin ilgisi daha çok kara komedilere, tek kişilik performanslara, ilişki hikâyelerine ve ünlü oyuncuların yer aldığı yapımlara yöneliyor. Ancak artan kira giderleri, sahne maliyetleri ve düşen alım gücü nedeniyle en büyük ekonomik baskıyı da yine özel tiyatrolar hissediyor.

Yabancı oyunlar özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde güçlü bir seyirci kitlesine sahipken; Anadolu kentlerinde yerli yazarlar, tarihî konular ve geleneksel anlatılar daha fazla ilgi görüyor. Buna rağmen son yıllarda çeviri eserlerin seyirci sayısında artış yaşanması dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. 2025 verilerine göre çeviri eser seyircisi yüzde 14 artarken yerli telif eser seyircisi yüzde 2,9 geriledi.

Bütün bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar evlerinden çıkmak için artık daha seçici davranıyor. Sinemada yaşanan seyirci kaybı dijital platformların yükselişiyle açıklanabilir; ancak tiyatronun hâlâ milyonlarca kişiyi salonlara çekebilmesi umut verici. Çünkü tiyatro yalnızca bir gösteri değil, aynı zamanda canlı bir karşılaşma, ortak bir deneyim ve insanın insana temas ettiği nadir alanlardan biri.

Yeni sezonun daha çok seyirciye, daha çok oyuna ve ayakta kalabilen daha fazla sahneye kapı açmasını diliyorum.

Gece Müzeciliği

Ancak kültür-sanat hayatı yalnızca tiyatro ve sinemadan ibaret değil. Son yıllarda müzelerin gece saatlerine kadar açık kalmasıyla birlikte kültür turizmi de farklı bir boyut kazandı. Özellikle yaz aylarında birçok müze ve ören yeri ziyaretçilerini gece saatlerinde de ağırlıyor.

2025-2026 döneminde gece ziyaretine açık başlıca müze ve ören yerleri şunlar:

• Adıyaman – Nemrut Ören Yeri (04.00-09.00)
• Ankara – Anadolu Medeniyetleri Müzesi (21.00'a kadar)
• Antalya – Aspendos Ören Yeri (22.00'ye kadar)
• Antalya – Alanya Müzesi (22.00'ye kadar)
• Antalya – Patara Ören Yeri (22.00'ye kadar)
• Antalya – Likya Uygarlıkları Müzesi (21.00'e kadar)
• Antalya – Side Ören Yeri (22.00'ye kadar)
• Aydın – Didim Apollon Tapınağı (21.00'e kadar)
• Bitlis – Ahlat Selçuklu Mezarlığı (21.00'e kadar)
• Denizli – Hierapolis Ören Yeri (23.00'e kadar)
• Gaziantep – Zeugma Mozaik Müzesi (21.00'e kadar)
• İstanbul – Arkeoloji Müzesi (22.00'ye kadar)
• İstanbul – Galata Kulesi (23.00'e kadar)
• İstanbul – Türk ve İslam Eserleri Müzesi (22.00'ye kadar)
• İzmir – Efes Ören Yeri (Çarşamba-Perşembe-Cuma-Cumartesi günleri 23.00'e kadar)
• Muğla – Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi (22.00'ye kadar)
• Muğla – Marmaris Müzesi (22.00'ye kadar)
• Nevşehir – Derinkuyu Yeraltı Şehri (21.00'e kadar)
• Şanlıurfa – Şanlıurfa Müzesi (21.00'e kadar)
• Şanlıurfa – Haleplibahçe Mozaik Müzesi (21.00'e kadar)

Tüm bu veriler bize kültür-sanatın zor şartlara rağmen yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Belki salonlar eskisi kadar dolmuyor, belki özel tiyatrolar ekonomik baskılar altında mücadele ediyor; ancak tiyatro sahnelerinde, müze koridorlarında ve ören yerlerinde hâlâ insanı dönüştüren hikâyeler anlatılmaya devam ediyor.

Yeni sezonda daha fazla seyirci, daha güçlü sahneler ve kültür-sanata daha çok alan açan bir Türkiye dileğiyle…

Sanatla kalın.