KÜLTÜR ve SANAT KÖŞESi

VİZYONUN LİDERİ : SİHİRLİ ANNEM 2 : PERİLER OKULU

Herkese merhabalar,

Öncelikle tüm İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Dilerim bu bayram, sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve bolca mutluluk içinde geçer.

Havaların ısınmasıyla birlikte birçok konser ve etkinlik duyurusu art arda gelmeye başladı. Beni asıl şaşırtan ise sinema sektörünün de bir o kadar hareketli olması. Zira yaz aylarında genelde beyazperdede yüksek bütçeli ya da iddialı yapımları görmeye pek alışkın değiliz. Ancak beklentilerin aksine, bu yaz birçok iddialı yapım gişede önemli başarılar elde etmeye başladı. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta vizyona giren, bir dönemin efsane dizisi "Sihirli Annem"in devam filmi: Sihirli Annem 2: Periler Okulu.

Anneler Günü’ne denk gelen basın gösterimi, Zorlu PSM’de oldukça ihtişamlı ve kalabalık bir katılımla gerçekleşti. Medya ve sinema sektöründeki birçok film galasında görmediğim büyüklükte, özenli bir hazırlık vardı. Bando takımları, tahta bacak gösterileri, pamuk şekerler, patlamış mısırlar ve çok daha fazlası... Girişteki tüm merdivenler pembe halılarla kaplanmıştı; sinema katı ise tamamen filmin büyülü dünyasına ait dekor ve aksesuarlarla donatılmıştı. Birçok ünlünün çocuklarıyla birlikte katıldığı galaya basının ilgisi de oldukça yoğundu.

Film başlamadan önce tüm oyuncular sahneye çıkarak tek tek Anneler Günü’müzü kutladı ve iyi seyirler diledi. Hepsi sahnede pırıl pırıl ve ışıltılıydı. Ardından galanın en büyük sürprizi tüm salonu coşturdu: Manifest grubu sahne aldı! Çocukların da eşlik ettiği performanslarıyla salonda muazzam ve yüksek bir enerji oluştu. Üstelik grup, yakında bir Manifest filminin bizlerle buluşacağının da müjdesini verdi.

Değerlendirmeme geçmeden önce şunu belirtmeliyim: Filmi eleştirirken olabildiğince objektif bir bakış açısı sunmaya çalışacağım. Ancak bu yapım yalnızca bir sinema filmi değil; aynı zamanda koca bir neslin hafızasında yer etmiş, hikâyesiyle iz bırakan önemli bir yapımın devamı. Bu yüzden gözüme çarpan bazı eksiklikler olsa da bunların filmin taşıdığı o nostaljik ve güçlü duygunun önüne geçmesine izin vermedim.

Polat Yağcı’nın yapımcılığını üstlendiği filmin kadrosunda, yıllardır özdeşleştiğimiz ve enerjisine aşina olduğumuz isimler yeniden bir araya geliyor. "Sihirli Annem" evreninin sevilen karakterlerine hayat veren İnci Türkay, Nevra Serezli, Şahap Sayılgan, Gül Onat, Ayşen İnci, Doğa Rutkay, Bekir Aksoy ve Ecrin Su Çoban filmde yer alıyor. Yönetmen koltuğunda ise Mustafa Kotan oturuyor. Usta oyuncu Gül Onat, üst üste geçirdiği operasyonlar nedeniyle o gün galada aramızda olamadı. Buradan kendisine acil şifalar diliyorum.

Kısaca Konusu

Periler dünyasında, genç perilerin eğitimi için bir "Periler Okulu" açılıyor. Ana karakterlerimiz Dudu, Perihan, Betüş ve Pakize de bu okulda görev almaya başlıyorlar. Ancak her iyi kurgulanmış masalda olduğu gibi, burada da karanlık bir taraf var: Doğa Rutkay tarafından canlandırılan Sulsila. Karanlık dönemden beri saklı kalan Sulsila, intikam ateşiyle ortaya çıkıyor ve kötücül planları için harekete geçiyor. Böylece periler âlemi için pek de hoş olmayan, aksiyon dolu olaylar silsilesi başlamış oluyor.

Geçtiğimiz yıl vizyona giren serinin ilk filminde, Eda karakterine hayat veren, genç yaşta kaybettiğimiz sevgili Defne Joy Foster; yapay zekâ sayesinde canlandırılmış ve ablası Betüş ile duygusal bir konuşmaya imza atmıştı. Sosyal medyada o sahneye denk geldiğimde içim gerçekten burkulmuştu. Bu filmde ise usta oyuncu Nevra Serezli'nin, gerçek hayattaki eşi olan ve zaman zaman Dudu'nun büyüsünün etkisinden kurtulsa da genelde köpek olarak gördüğümüz Taci'ye sesiyle hayat veren rahmetli Metin Serezli ile karşılaşması hepimizi çok duygulandırdı. Eminim bu, Nevra Serezli'nin bir oyuncu olarak sahnede en çok zorlandığı anlardan biriydi. Nevra Serezli'nin Metin Serezli'ye; "Sen ne kadar genç ve yakışıklısın, bana bak ben çok yaşlandım" demesi üzerine, Metin Serezli'nin ona "Hâlâ çok güzelsin ve seni çok seviyorum" diye karşılık vermesi, gerçek hayatta da ne kadar derin ve güzel bir aşk yaşadıklarını bizlere bir kez daha hissettirdi. O an, eski bir Sihirli Annem seyircisi olarak hem o yılları yâd ettim hem de kaybettiğimiz değerleri hatırlayarak oldukça duygulandım. Salondaki birçok annenin de verdikleri tepkilerden benzer hisleri paylaştığı çok belliydi. Ancak film boyunca Taci’nin; yapay zekayla kesik kesik konuşturulması, filmin akıcılığını bozdu.

Her ne kadar dijital dünyada işlerimizi kolaylaştırmak için yapay zekâ araçlarından sıkça faydalansak da bu teknolojinin oyunculuk boyutunda bu denli gelişmesi, reklam, dizi ve medya sektörünün içinde var olmaya çalışan biri olarak beni zaman zaman düşündürüyor. Bütçelerin her geçen gün düştüğü, daralan piyasa koşullarında kendimizi var etmek ve gösterebilmek zaten zorken, teknolojinin bu kontrolsüz ivmesi sektörel bir tehdit algısı yaratıyor. Şimdi olmasa bile, önümüzdeki 10 yıl içinde oyuncular cephesinde büyük sarsıntılara yol açacağı kesin.

Film boyunca yer yer eksiklikler hissettim. Bir hikâye anlatıcısı gözüyle baktığımda, senaryonun bazı bölümleri aceleye getirilmiş gibiydi; özellikle sahneler arası geçişler çok daha güçlü kurgulanabilirdi. Gerek kurguda gerekse hikâyenin temelinde bazı mantık hataları göze çarpıyordu. Kimi sekanslarda nostalji duygusu ana hikâyenin önüne geçiyor ve film, kendi anlatısını derinleştirmek yerine eski anıların konfor alanına yaslanıyor. Ancak tüm bunlara rağmen yapım, o sıcak samimiyetini kaybetmiyor. Öte yandan, bazı karakterlerin filme değerli bir katkı sağladığını düşünmüyorum. Sırf ticari kaygılarla ve sosyal medya takipçi sayılarına bakılarak yapılan oyuncu (cast) seçimleri, ekranda büyük bir hayal kırıklığı yaratabiliyor.

Belki de Sihirli Annem’in yıllardır bu kadar sevilmesinin ardındaki asıl neden tam olarak budur: Kusursuz bir sinematografi sunduğu için değil, bize içinden geçtiğimiz güzel bir dönemi hatırlattığı için. O yılların televizyon ekranı, okul çıkışı heyecanı, ailece izlenen akşam saatleri... Film de aslında biraz bu tanıdık duyguların peşinden gidiyor. Elbette her masalda üvey annenin kötülüğünü merkeze alan o zehirli anlatılara karşı duran, sevgisini eşinin çocuklarından bir an bile esirgemeyen Betüş karakteri, dizi sektöründe nadir görülen figürlerden biri. Sihirli Annem dünyası, Dudu Peri’nin tüm kötücül planlarına rağmen Betüş’ün sevgiyi, umudu ve pozitif enerjiyi merkeze alan tavrıyla, adeta kendi mucizelerimize inanmamız için hepimize ilham olmaya devam ediyor.

Bugün artık sinema dünyasında nostalji, başlı başına çok güçlü bir pazarlama unsuru hâline gelmiş durumda. Eski yapımlar yeniden çekiliyor, devam filmleri geliyor, unutulmuş karakterler tekrar karşımıza çıkıyor. Çünkü insanlar çoğu zaman yepyeni hikâyeler keşfetmektense, kendilerine iyi hissettiren ve tanıdık gelen o eski duygulara dönmek istiyor. Sihirli Annem 2: Periler Okulu da tam olarak bunu yapıyor: Seyirciye kusursuz bir sinema deneyimi sunmaktan ziyade, onlara "eskiden hissettikleri o sıcaklığı" yeniden hatırlatmaya çalışıyor.

15 Mayıs 2026 Cuma günü ülkemizde vizyona giren film, ilk haftasında birçok önemli yapımı geride bırakarak gişenin yeni lideri oldu. Günümüz ebeveynleri için tatlı bir nostalji rüzgârı estiren bu yapım, çocuklarınızla birlikte sizi keyifli bir yolculuğa davet ediyor.