EğitimGündem

Karne notu arapsaçına döndü!

Abbas Güçlü kendi twitter hesabı üzerinden, öğretmenlerin kime neye göre not vereceği muaammasına değindi. ”Karne notu arapsaçına döndü” diyen Güçlü, öğretmenlerin, uzaktan eğitimde karşılaştığı sorunları dile getirerek öğrencilerine hangi kriterlerle not verebileceğini ”Kafalar karma karışık” sözleri ifade etmeye çalıştı. Not vermede Milli Eğitim Bakanlığı yönetmenliği ile yapılan resmi yazışmaların birbiriyle çeliştiğini dile getiren Güçlü, şu paylaşımda bulundu;

”Karne notu arapsaçına döndü.Kafalar karma karışık.Yönetmelikler ve resmi yazılar birbiriyle çelişiyor.Kararlar sürekli değişiyor. Vicdanlar rahatsız!En önemlisi de doğru olan ne?
Ve haklı olarak öğretmenler aşağıdaki sorulara cevap arıyor. Bulunmaya bulunur da ne kadar adil olur?”

Eğitim-Sen İstanbul 3 Nolu Şube, “Uzaktan eğitime not verilmez” diyerek şube binalarında basın toplantısı gerçekleştirdi. Eğitim emekçileri yaptıkları açıklamada bu uygulamanın yoksulluk nedeniyle interneti, tableti, bilgisayarı olmayan çok sayıda çocuğu cezalandırmak olduğu aktardı, bunun ne vicdani ne ahlaki ne de pedagojik olarak doğru olduğunun altı çizildi.

Basın açıklamasını Eğitim-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Ayfer Koçak okudu. Pandemide zaten var olan yoksulluğun katlanarak artığına dikkat çeken Koçak, “Taleplerin hiçbiri temin edilmiş değil. Ancak bütün bu sorunlara rağmen MEB, çoğunluğu yoksulluk sınırı altında gelirle yaşayan ailelerin çocuklarına not verilmesini istiyor” dedi. Koçak, “Not verilmesinin yaratacağı en büyük problemlerden biri de yüz yüze olmayan, denetlenemeyen ve şartları olgunlaştırılamamış uzaktan eğitim sürecinin tüm müfredatını işlenmiş saymak ve kazanımların yeterince oluşmamış olduğu gerçeğini yok saymak anlamına gelecektir. İleride yapılacak seçme sınavlarında dezavantajlı çocukların eksikliklerini derinleştirecek, gelecek iddialarını ortadan kaldıracaktır” diye konuştu.

‘ÖĞRETMENLERİN ALDIKLARI PEDAGOJİK EĞİTİMLE ÇELİŞEN BİR DURUM’

Pandemi döneminde ekonomik ve sosyal koşulları nedeniyle internete, bilgisayara ya da EBA’ya erişemeyen çok sayıda ilkokul ve ortaokul öğrencisi bulunduğunu aktaran Koçak, “Bu bilgi milli eğitim bakanlığına da tablet veya bilgisayarı olmayan öğrencilerin listeleri oluşturularak gönderildi. Dağıtımlar, taleplerin büyük kısmını henüz karşılayamamışken bu gerçeğin yok sayılarak öğrencilere not verilmek istenmesi, var olan eşitsizlikleri ve mağduriyetleri yok saymakla kalmayacak, aksine daha da derinleştirecektir. Not vermeye zorlanmak; öğretmenleri aldıkları pedagojik eğitimleriyle çelişen, adalet duygularını zorlayan ve aynı zamanda öğrenci ve velilerle de karşı karşıya getiren bir duruma düşürüyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘MEB YANLIŞTAN DÖNMELİ’

Son olarak Koçak şunları söyledi: “Pandemi koşulları hafiflemeden, yüz yüze eğitim için gerekli önlemler alınmadan ‘Ben yaptım oldu’ denilen her uygulama sorunları derinleştirecektir. Bu nedenle, Eğitim Sen olarak MEB’e çağrımız açık ve nettir. Öğrencilerimiz, notlardan ibaret değildir. Pandemi döneminde sınıfta kalan politikalar ortadayken, öğrencilere katılamadıkları dersler üzerinden not verilmesi doğru değildir. Salgın gerilediğinde okullarda yüz yüze telafi eğitimlerinin ardından öğrencilerin ölçme ve değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Adil olmadığını bile bile not vermek, değerlendirme değil cezalandırmadır. Bu gerçek asla unutulmamalıdır. MEB bu yanlıştan acilen dönmeli ve bu dönem öğrencilerin notla değerlendirilmemesi kararı almalıdır.”