Gündem

Karantina sonrası gayrimenkul sektörüne bir bakış

Karantinada kaldığımız yaklaşık 8 hafta birçok konuyu gözden geçirmemize vesile oldu. Kendimiz, ailemiz, işimiz ve hatta ülkemiz için bol bol düşünecek vakit bulduk.

Elbette ister istemez yaptığımız bu muhasebelerin, hayatımıza birçok yansımaları olacağı kaçınılmaz. Bu nedenledir ki, bu günlere 2 motto damgasını vurdu. “Yeni normal” ve “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

Sizlere bugün, gayrimenkul sektörünün yeni normallerinden bahsedeceğim.

Evlerimizde kapalı kalmanın bizlere en önemli etkisi, evlerimizin 4 duvardan ibaret beton yığınları olmadığını anlamak oldu. Sanıyorum ki, birçoğumuz evlerimizin aynı zamanda mutluluk kaynağı yuvalarımız olduğunu epeydir unutmuştuk. Şüphesiz bunda mutlu bir yaşamımızın olması kadar evlerimizin sahip oldukları özelliklerin de önemli payı var. Bahçeli, balkonlu, az katlı, önü açık, sosyal imkanlara sahip ve yeteri kadar geniş evlerin ya da olmayanların kişisel ve aile mutluluğumuza olan etkilerini yaşayarak öğrenmiş olduk.

Önümüzdeki yazılarımda, bu tespitleri daha detaylı bir şekilde değerlendirmeye çalışacağım. Bugün daha çok genel duruma ilişkin görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bildiğimiz üzere Corona 19 virüsü, dünyadaki birçok ülke gibi bizi de gafil avladı. Ekonomimiz ve özellikle günlük gelirlerle çalışan ve işten çıkarılan milyonlar son derece olumsuz etkilendi. Zaten sıkıntıları olan ülke ekonomimiz, daha ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacak. Zira tüm dünya ülkeleri kendi derdinde. Hemen hemen onlar da ekonomilerinin fişini çektiler. Beklenen işsizlik, büyüme rakamları vb makro göstergeler iç açıcı değil doğal olarak.

Belirtmeye çalıştığım tespitler ışığında, gayrimenkul sektörünün de Covit19 salgını öncesine göre zor günlerden geçeceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu çerçevede, insanların alırken ve satarken daha temkinli, hatta tereddütlü davranacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak yine de gayrimenkul piyasasının farklı nedenlerle de olsa makul bir hareketlilik içinde olacağını düşünüyorum.

Ekonomik sıkıntılarını gidermek zorunda olanlar, evlerini değiştirmek ya da genişletmek isteyenler öncelikli olarak satıcı piyasasında yer alan kitle olacak. Buna karşın daha uygun ev almak isteyenler, döviz ve altında yeterince kar ettiğini düşünenler, doğumlar, boşanmalar, Ege’ye iç göç vb nedenler yanında yaklaşık 3 aydır ertelen ev alımlarını da ilave edersek alıcı piyasasının da nispeten hareketli olacağı söylenebilir.

Ancak bu noktada, özellikle alıcıların mevcut koşullar dolayısıyla yeterince iştahlı olamayacakları, bu yüzden de fiyatlarda bir miktar gevşemeler yaşanabileceğini değerlendiriyorum.

Sonuç olarak, olağanüstü dönemden geçtiğimiz şu günlerde gayrimenkul sektörü de bundanolumsuz yönde etkilenecektir. Ancak bu durum dibe vurma şeklinde değil, arz ve talebin genelde biraz daha düşük fiyatlarda buluşacağı ve daha çok alıcıların şekillendireceği bir piyasa şeklinde olacaktır. Şüphesiz bu öngörülerimizi, daha sonra ekonomik aktiviteler artmaya başladıkça ortaya çıkan gelişmeler ışığında güncelleyerek yine sizlerle paylaşacağım.

Sağlıcakla kalın.