Kentin en büyük içme suyu kaynaklarından biri olan Tahtalı Barajı’nda su seviyesi ciddi boyutlarda düştü. İZSU’nun paylaştığı güncel verilere göre doluluk oranı yüzde 14'ün altına indi. Uzmanlara göre bu düşüş durdurulamazsa, yaz sonunda baraj yüzde 2’ye kadar gerileyebilir. İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar’a göre su seviyesi düşüşü sadece yağış eksikliğine değil, aynı zamanda yanlış yönetim politikalarına da bağlı. “Barajdan su çekimi azalsa da buharlaşma süreci durmaz” diyen Yaşar, kentin su tüketim alışkanlıklarının da gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle yaz aylarında kişi başına tüketimin 200 litreyi bulması, krizi daha da derinleştiriyor.
Kayıp Su: Gri Su Neden Değerlendirilmiyor?
Yaşar, tarımda kullanılabilecek gri su kaynaklarının boşa harcandığını ifade ederek, Çiğli Arıtma Tesisi’nden her gün denize bırakılan 650 bin metreküp suya dikkat çekiyor. Bu miktarın, Gediz ve Menemen ovalarında tarımsal sulama için kullanılabileceğini belirten uzman, “Yer altı su kaynakları kururken, arıtılmış suyu denize vermek akıl dışı” sözleriyle İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne eleştiriler yöneltiyor.
Derin Kuyular, Derin Riskler: Arsenik Tehlikesi Kapıda
Geçmiş yıllarda barajlar doluyken bile kuyulardan su çekildiğini hatırlatan Yaşar, bu yaklaşımın uzun vadede yer altı su rezervlerini tükettiğini söylüyor. Derinlerden su çekmenin arsenik riskini artırdığını belirterek, “Arsenikli suyu arıtmak zorundayız. Bu da maddi bir yük demek” uyarısında bulunuyor.
Tüm bu göstergeler, İzmir’in ciddi bir su yönetimi kriziyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Sadece bireysel tasarruf değil, yerel yönetimlerin bilimsel verilere dayalı, sürdürülebilir stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Gri suyun tarımda kullanılması, bahçe sulamanın sınırlandırılması ve halkın doğru bilgilendirilmesi, süreci hafifletmek için atılacak en temel adımlar olarak öne çıkıyor.