29.10.2019, 14:19

İzmir’i, tünellerde, dehlizlerde tanıdım

İzmir’i, daha çocuk yaşlarımda tünellerde, dehlizlerde ta­nı­dım.. Nasıl mı?.. Anlatayım..

Migros’tan bir demet çıra alalım.. Demetin üzerinde bar­bekü, şömine, ocak çırası yazılıdır.. Bir karış uzunluğun­dadır bunlar.. Yandığı zaman 3 dakika kadar yanmasını sür­dürür.

Bizimkiler ise, daha uzundu, ince bir sopa gibiydi ve yandığı zaman 15 dakika kadar yanardı. Bizim zamanı­mızda yani çocukluğumda, çuval çuval çıraları, Büyük Yamanlar'dan katır üstünde inen yörükler Karşıyaka'ya getirirdi. Pazarda satarlardı. Pazar ise şimdiki Kemalpaşa Camii avlusunda idi. O zaman bize kocaman gelirdi, şim­dinin küçücük cami av­lusu.

Neden bunları anlatıyorum?.. 1950'ler.. 1951'ler.. 52 ve 53'ler.. Beş altı yaşındaydım. Annem yaktığı çırayı elime tu­tuştururdu, Kadifekale'den şehre giden dehlizlere hepbirlikte girerdik. Hepimizin ellerinde çıralar yanardı. Ablalar, abiler hepsi önlerini çıra ile aydınlatırlardı. O zaman pilli el lambala­rımız yoktu.. Annem Zehra Aksoy tarih öğretme­niydi, her hafta sonu Karşıyaka Lisesi öğrencilerini Kadife-kale'ye, Ago­ra' ya, Bayraklı kazılarına götürür, sürekli İz­mir tarihini anla­tırdı onlara. Beni evde bırakacak kimsesi yoktu, çünkü tarım tek­nisyeni babam, tatil günleri köylü­nün yanına gider, tarla­larda haşare (zararlı böcek)  müca­delesi için Ege'yi dolaşırdı.. .

İzmir tarihinin derinliklerine ilk kez elimde yanan çı­ralar olduğu halde adım attım. Kadifekale'de bir tümseğin yanın­dan girdiğimiz büyük bir tünel bizi aşağı doğru götü­rürdü.. Anamın eteğine yapışmış halde korkudan titreye­rek karan­lıklarda ilerlerdik.. Bazen korkan öğrenciler Dağ Başını Duman Almış'ı okumaya başlarlardı.

Kadifekale'den büyük tünele girince, daha aşağılarda bizi, yani kentin altında büyük bir tüneller galerisi bekli­yordu. Yer yer çökmeler olmuş, tünellerin çıkış ağızlarının nicesi ka­patılmıştı. Hristiyan Şövalyeler, İzmir kaleden ku­şatıldığında bu tünel­lerden Liman Kalesi'ne, İzmir başka zamanda deniz­den kuşa­tıldığında aynı tünellerden Kadife-kale'ye kaçarlar­mış.. Rivayet böyleydi..

Tünelimizin çıkış noktaları vardı.. Basmane'de şimdiki Şifa Hastanesi avlusunda, yıkılan Lale Sineması altında, yine Konak'ta eski hapishanenin altından geçerek denize ulaşan, bir tane de Karataş dağlarında çıkışı vardı. Şimdi hepsi ka­palı.. Ama nice Namazgah-Agora evlerinin bod­rum katların­daki dehliz-geçitlerden bu tünellere giriş var­dır. Ben çoğu evde gördüm bunları, bu dehlizler bu şehrin gizemini hep ha­tırlattı bana....

Elimizde çıralarla bir tünel gezimizde, tünelin içinde bü­yük bir sarhoş ve esrarkeş kalabalığı ile karşılaşınca na­sıl da gerisin geri kaçtığımızı hatırlıyorum. Çocuk halimle, elimde yanan çıralarla İzmir'in derinliklerinde gezinmek bayağı ma­ceralı ve heyecanlı bir şeydi, tünelden gerisin geri çıkıp Kadifekale avlusunda bohçalarımızı açıp piknik yapardık.. O günleri, Agora'yı, Kadifekale'yi, eski Namaz­gah'ı, Bayraklı Kazılarını annemin öğrencileri, ablalarım ve abilerimle gezdi­ğim günleri özlemle anıyorum. O günlerin, İzmir yazarı ol­mamda katkısı olduğunu sanıyorum. İnanır mısınız, o eski çıraları güncel araştırmalarımda hayalimden hiç eksik etme­dim, edemezdim. İzmir Araştırmaları'nda meraklıların elin­deki çıraların hiç sönmemesini dilerim..

İzmir bir tarih hazinesidir.. İşte Bayraklı-Smyrna Kazı­ları.. İşte Agora kazıları.. İşte Yeşilova Höyüğü ve çevre ka­zı­ları.. İşte yeni başlayan Kadifekale kazıları.. Bu dedikle­rimizi işaret etmiyor mu?.. (10 Aralık 2009 günü, Ege Üni­versitesi MÖTBE Anfisi’nde çalışmalarına başlayan Eren Akçiçek’in başkanlığındaki İzmir Araştırma Uygulama Mer­kezi’nin düzen­lediği İzmir Araştırmaları Sempozyumu’nun açılış konuşmasını yaptım, konuya girerken bunları söyle­miştim.)

*******

YAŞAR AKSOY KİMDİR?

İstiklal Savaşı ve Atatürk araştırmacısı olarak tanınan Yaşar Aksoy, İzmir’de doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nden mezun oldu. İki ayrı dalda yüksek mühendistir.

Mühendislik mesleğinin yanı sıra, 1965’ten itibaren, Akşam, Demokrat İzmir, Yeni Asır, Star ve Hürriyet gibi gazetelerde tam 53 yıl, sanat muhabiri, kültür sanat yönetmeni, araştırmacı ve köşe yazarı olarak sürekli çalıştı. Halen Gözlem Ekonomi gazetesinde sanat sayfası hazırlıyor. Ege Kültür Vakfı ve Ege Turizm Derneği üyesi.

Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde “İktisadi Devrim Tarihi” dersleri verdi.

Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi’ni kurdu ve genel yönetmenliğini sürdürdü. İzmir’i, öncelikle Paris, İsrail, Yunanistan, Yunan adaları ve ABD’de sanat etkinlikleriyle (sergi ve konferanslar) tanıttı..

İzmir Ödülleri’ni ilk kez oluşturdu.

İzmir Kültür Gezileri’ni ilk kez başlattı.

İzmir Akademisi kurmaya dönük İzmir Seminerleri’ni ilk kez oluşturdu.

Sayısız kurumda. okullarda gönüllü olarak İzmir Konferansları’nı sundu.

12 Haziran 1997 günü Karşıyaka Belediyesi tarafından Karşıyaka’da çocukluğunun geçtiği 1850 numaralı sokağa törenle ismi verildi.

Konak Belediyesi tarafından, 28 Mart 1997 günü İzmir-Asansör Parkı’na yine törenle ismi verildi. Bu isim verilme törenleri 50 yaşında iken gerçekleşti.

Türk Arkeolojisi’nin simge ismi Ord.Prof.Ekrem Akurgal, kendisinden “Ege Kültürünü Dirilten Yazar” diye söz etti.

Bazı resmi ve özel okullarda daimi “Yaşar Aksoy Köşeleri” yapıldı.

Yazarlığının 40.Yılı sebebiyle Konak Belediyesi tarafından Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde, 28 Nisan 2011 tarihinde “Ustaya Saygı” töreni ile onurlandırıldı.

2012 yılında TÜYAP İzmir Kitap Fuarı’nın “Onur Yazarı” seçildi.. Tarih, kültür ve edebiyat alanlarında 50 kitap yazdı. Son kitabı Nisan 2019 yılında yayınlanan ve arka arkaya baskı yapan “Hasan Tahsin – Yürekler Selanik” isimli kitabıdır.

Ulusal ve yerel çapta 45 ödül kazandı. Sadece 2019 yılının ilk 9 ayında İzmir Gazeteciler Cemiyeti Hasan Tahsin Ödülü başta olmak üzere 5 ödül kazandı.. Bir kız evladı var ve üç erkek torun sahibi.

Yorumlar (0)