Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentin en büyük içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı’nda doluluk oranının hızla düştüğünü belirterek, “Ekim sonunda barajın dibini göreceğiz” uyarısını yaptı.
Yaşar, barajlardaki düşüşün temel nedenini şu sözlerle açıkladı: “Barajların dolması için yağmurun birkaç gün yağması yetmez. Önce toprağın doygunluğa ulaşması gerekir. İzmir’de barajları dolduran yağmurlar genellikle aralık ayında başlar. Dolayısıyla önümüzdeki haftalarda baraj seviyelerinde kayda değer bir artış beklemek gerçekçi değil.”
Su Kesintileri Uzatıldı
Kuraklığın etkisiyle İZSU’nun başlattığı dönüşümlü kesintiler 15 Ekim’e kadar sürecek. Bu uygulama Karşıyaka, Bornova, Buca, Karabağlar, Konak ve Narlıdere’nin de aralarında bulunduğu 13 ilçede devam edecek. Vatandaşların günlük hayatını zorlayan bu durumun kış aylarına kadar sürebileceği öngörülüyor.
Prof. Dr. Yaşar, İzmir’de su yönetimi konusunda yıllardır uyarılarda bulunduğunu dile getirdi:
-
2020’de kuraklık riski için belediyeye rapor sunduğunu, ancak dikkate alınmadığını belirtti.
-
Suya yönelik B ve C planlarının bile yapılmadığını vurguladı.
-
Dünyadaki örneklere dikkat çekerek, “Amerika çim sulamayı yasakladı, Fransa yüzme havuzlarını boşalttı. Biz ise hiçbir adım atmadık” dedi.
“Suda Siyaset Olmaz”
Yaşar, Çiğli Arıtma Tesisi’nden çıkan günlük 500 bin metreküp suyun tarımda kullanılabileceğini ancak bu fırsatın değerlendirilemediğini söyledi. Yeraltı sularının kontrolsüz çekilmesi nedeniyle İzmir’in Türkiye’nin en pahalı suyunu kullandığını hatırlattı ve “Su yönetiminde uzman kişiler görev almalı. Bu mesele siyaset değil, hayati bir gerçek” ifadelerini kullandı.
Türkiye ortalamasının altında kalan su miktarına dikkat çeken Yaşar, “İzmir’de kişi başına düşen su 600 metreküp. Bu, fakirlik sınırının bile altında. Su yalnızca evlerde değil, tarımda da kritik öneme sahip. Tarım ürünlerine zamanında su veremezsek, kıtlık ve açlık kapımızı çalar” sözleriyle tabloyu özetledi.