Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından açıklanan veriler, barajlardaki su seviyelerinin önceki yıllara göre kayda değer şekilde azaldığını ve mevcut kaynakların sürdürülebilirliği için acil adımların zorunlu olduğunu gösteriyor. Raporda, özellikle Tahtalı Barajı’nda gözlenen dramatik düşüş, İzmir’in içme suyu temini açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor.
Mart ayı verilerine göre barajlarda su seviyesinde bir önceki aya kıyasla bir artış olsa da, geçmiş yıllarla kıyaslandığında baraj doluluk oranları hala oldukça düşük. Kentin en büyük su kaynağı olan Tahtalı Barajı’ndaki mevcut doluluk, geçen yılın mart ayına göre neredeyse yarı yarıya azalmış durumda. Bu tablo, iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadelede yeni kaynakların bulunmasının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu bir kez daha gösterdi.
Akılcı Yatırım ve Yeni Kaynak Arayışları
Uzmanlar, mevcut durumun ancak bilimsel esaslara dayanan yeni yatırımlarla aşılabileceği konusunda hemfikir. İzmir’in içme suyu ihtiyacının güvence altına alınabilmesi için alternatif su kaynaklarının devreye sokulmasının elzem olduğu vurgulanıyor. Yer altı suyu potansiyelinin araştırılması, yağmur suyu hasadı projelerinin yaygınlaştırılması ve modern arıtma teknolojilerinin uygulanması, önerilen başlıca adımlar arasında öne çıkıyor.
Körfezdeki Kirlilik ve Balık Ölümleri Uyarı Veriyor
Su krizinin yalnızca barajlarla sınırlı kalmadığı, kent yaşamını çok daha geniş ölçekte etkilediği de raporda açıkça ortaya kondu. İzmir Körfezi’nde yıllar içinde kaydedilen iyileşmelere rağmen son dönemde kötüleşen koku ve kirlilik sorunları, balık ölümleriyle yeniden gündeme geldi. 2024 yazında yaşanan toplu balık ölümleri, deniz suyunda sıcaklık artışı ve oksijen seviyesindeki düşüşün bir sonucu olarak gösteriliyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir gelecek için yalnızca yeni su kaynaklarına değil, mevcut suyun korunmasına yönelik toplumsal bir seferberliğin şart olduğunun altını çiziyor.