Kentte yaşayan vatandaşlar, temel ürünlere gelen zamların hızına yetişemezken, eskiden sıradan bir tercih olan dışarıda yemek yemek bile artık hem ekonomik hem de hijyen açısından riskli görülüyor. Sağlıklı beslenme, özellikle dar ve orta gelirli aileler için lüks tüketim kategorisine geçmiş durumda.
“Her Markette Ayrı Etiket, Her Gün Yeni Fiyat”
İzmirli Nazım Şabur, market alışverişinin artık bir “belirsizlik oyununa” dönüştüğünü söylüyor. Fiyatların anlık değişmesi nedeniyle kasa fişine bakmadığını belirten Şabur, duyduğu endişeyi şöyle aktarıyor:
Kasada ne çıkarsa ‘herhalde o kadardır’ deyip geçiyorum. Bir gün aldığımın ertesi gün fiyatı değişmiş oluyor. Dışarıda kahve içmeye bile çekinir hale geldim. İçine ne konduğunu bilmiyoruz, evde yapmak daha güvenli geliyor.
Şabur, protein ağırlıklı beslenmenin neredeyse imkânsız hale geldiğini, çoğu öğünün makarna ile geçiştirildiğini ifade ederek yaşanan dönüşümün boyutunu özetliyor.
Haftalık Alışverişe 3 Bin Lira Ayıranlar Bile Zorlanıyor
Gül Korkmaz’ın anlattıkları ise hem bütçelerin hem de yaşam standartlarının nasıl daraldığını açıkça gösteriyor. Korkmaz, haftalık alışveriş için 3 bin liranın altına inemediğini belirterek şu sözleri kullanıyor:
Bir koli yumurta 200 lira olmuş. Et zaten hayal. Balık ayda yılda bir. Market, pazar, hepsi aynı. İnsanlar yarım elmayı iki kişi bölerek yiyor. Sağlıklı beslenmek için bütçe yetmiyor.
“Et Yok, Meyve Yok… Fiyatlar Aylık Değil Günlük Artıyor”
Müge Mutlu da meyvesiz yaşayamazken zamanla alışmak zorunda kaldığını söylüyor. En temel ürünlerde bile sürekli zam gördüğünü belirten Mutlu, “Bir ürünü ‘gelecek ay alırım’ diyorsun, gidiyorsun etiket yine değişmiş,” diyerek yaşanan döngüyü anlatıyor.
Emekliler Gıdaya Çalışıyor
Emekli İbrahim Köksal ise maaşlarının büyük bölümünün gıdaya gittiğini belirterek sistematik bir denetim eksikliği olduğuna dikkat çekiyor:
Eskiden emekli olan biri ailesini alıp memleket gezisine giderdi. Şimdi Karşıyaka’ya gitmek bile lüks oldu. Et çoktan hayatımızdan çıktı, sebzeyi bile kıt kanaat alıyoruz. Planlama yok, denetim yok. Her market kafasına göre fiyat yazıyor.
Faruk Çeteoğlu ise son 3–5 yılda fiyat artışlarının tamamen kontrolsüz hale geldiğini söyleyerek gıda sektörünün manipülasyonlara açık olduğuna dikkat çekiyor. Doğal ürünlerin bile bir “zenginlik göstergesi” haline geldiğini belirten Çeteoğlu, balık, et ve tavuğa karşı oluşan hijyen endişelerinin de tüketimi azalttığını ifade ediyor.
Krizin İzmir’deki Yansıması: Sofralar Küçülüyor, Endişe Büyüyor
Gıda fiyatlarındaki artış yalnızca mutfak masraflarını değil, yaşam alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş durumda. Vatandaşlar artık yalnızca fiyatlara değil, hijyene, alternatif beslenme yöntemlerine ve bütçelerini nasıl ayakta tutacaklarına odaklanıyor. İzmir’de gıda enflasyonu her kesimi derinden etkilerken, sağlıklı beslenmek giderek daha çok kişinin ulaşamadığı bir ayrıcalığa dönüşüyor.