TÜİK’in haziran enflasyonunu açıklamasıyla netleşecek zam oranlarının yüzde 17 civarında olması beklenirken, emekliler geçim mücadelesini sokakta dile getiriyor. İzmirli emekliler, geçim sıkıntısını artık yalnızca şikâyet değil, bir haykırış olarak dile getiriyor. En düşük maaşın bile kiranın gerisinde kaldığını belirten yurttaşlar, market raflarından pazarlara, ev kirasından torun harçlıklarına kadar neredeyse her konuda çaresizliğe itildiklerini söylüyor.

Bir emekli, “Ay sonunda evime et girmiyor. Çocuklarım bana destek olmaya çalışıyor ama onlar da zor durumda. En fazla zeytin, ekmek... O da her zaman değil,” diye konuşuyor.

“Enflasyon düşüyor” söylemine tepki

Bazı vatandaşlar, enflasyonun düştüğünü iddia eden resmi açıklamalara doğrudan tepki gösteriyor: “Pazara gidin, yaşananı gözlerinizle görün. 3 domates alırken iki kez düşünüyorsak, bu nasıl düşen enflasyon?”

En çarpıcı ifadelerden biri ise bir başka emeklinin şu cümlesi oluyor: “Torunuma bir lira harçlık veremiyorum. Bu vicdanlara sığar mı?” Aynı yurttaş, emeklilerin hak ettikleri yaşamı elde edemediklerini vurgulayarak, maaşların günümüz koşullarında en az 30-35 bin lira olması gerektiğini savunuyor.

İZSU Urla'nın 4 mahallesinde çalışma başlattı: İçme suyu hatları yenileniyor!
İZSU Urla'nın 4 mahallesinde çalışma başlattı: İçme suyu hatları yenileniyor!
İçeriği Görüntüle

“Yıl aile yılı değil, sefalet yılı”

Kimi emekliler ise kendilerine ayrılan bütçenin yetersizliğini “Bu yıl aile yılı değil, sefalet yılı oldu bizim için” sözleriyle özetliyor. Emeklilik hayali olan bir nesil, bugün çarşıda pazarda ay sonunu getirme mücadelesi veriyor.

Zam oranları resmi olarak açıklanmadan önce, emeklilerin sabrı çoktan tükenmiş durumda. Düşük zam oranlarının, yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında bir anlam ifade etmeyeceği ise halkın dilinde açıkça dile getiriliyor. Emekliler sadece bir zam değil, “insanca yaşam” talep ediyor. Bu talepler, ekonomik reform çağrısına dönüşmüş durumda.