Vakfın Genel Sekreteri Bülent Şık’ın paylaştığı bulgular, kentte yaşayanların üçte birinin güvenli ve dengeli beslenme imkanından mahrum olduğunu ortaya koydu. Özellikle çocuklar, boşanmış kadınlar ve yaşlı emekliler bu krizden en fazla etkilenen gruplar arasında yer alıyor.
Pandemi sonrası hızla yükselen gıda fiyatları, dar gelirli aileleri temel beslenmeden bile uzaklaştırdı. BAYETAV’ın gerçekleştirdiği iki ayrı saha çalışmasında, İzmir’de her üç kişiden birinin yeterli gıdaya erişemediği saptandı. Araştırmaya göre, çocukların sağlıklı gıdaya ulaşımında yaşanan zorluklar yalnızca fiziksel gelişimi değil, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkacak sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Kurşun gibi toksik maddelere maruz kalan çocuklarda ise ‘gizli açlık’ adı verilen tehlikeli bir tablo ortaya çıkıyor.
Çocukların Gelişimi ve Ücretsiz Okul Yemeğinin Önemi
Şık, 0-14 yaş grubundaki çocukların düzenli ve dengeli beslenmesinin, yaşam kalitesini ve eğitim başarısını doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Türkiye’de 19 milyon çocuğun yaşadığı bu yaş aralığında, ücretsiz okul yemeği uygulamasının devreye alınması gerektiğini savunuyor. Kreşlerden liselere kadar uzanacak bu destek, hem çocukların gelişimi hem de uzun vadede kamu sağlığı harcamalarının azalması için kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Şık’a göre, konunun sürekli bütçe eksenli tartışılması yerine siyasi bir irade meselesi olarak görülmesi gerekiyor.
Dünya Genelinde Ücretsiz Okul Yemeği Uygulamaları
Birleşmiş Milletler’in başlattığı Ücretsiz Okul Yemeği Koalisyonu, bu alanda Türkiye’ye de yol gösterecek nitelikte. ABD, Brezilya, Kore ve Hindistan’ın aralarında bulunduğu yüzün üzerinde ülke, okul çağındaki çocuklara her gün bir öğün ücretsiz yemek sunuyor. Hindistan’ın başarıyla yürüttüğü uygulama sayesinde her gün 120 milyon öğrenci sağlıklı beslenme imkanına kavuşuyor. Uzmanlara göre, Türkiye’de de benzer bir sistemin hayata geçmesi için hiçbir engel bulunmuyor.
İzmir’deki araştırmalar, yoksulluğun ve beslenme krizinin artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını bir kez daha ortaya koydu. Çocukların aç kalmaması ve geleceğin sağlıklı nesillerinin yetişmesi için somut ve kalıcı çözümler üretilmesi şart görünüyor.