Planın temelini, bilimsel verilerle desteklenen çok disiplinli analizler oluşturacak. Bu kapsamda belediye, kentin iki önemli akademik kurumu olan Dokuz Eylül Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı.
İmza töreninde konuşan Cemil Tugay, İzmir’de depremle ilgili çalışmaların geçmişte önemli adımlar içerdiğini ancak güncel ve kapsayıcı bir master planın uzun süredir eksik olduğunu vurguladı. Tugay, bu yeni sürecin yalnızca hasar azaltmaya odaklanmadığını, aynı zamanda kentin gelecekte nasıl planlanması gerektiğine dair net bir çerçeve sunacağını ifade etti.
Sadece binalar değil, kent yaşamı da masada
Yeni Deprem Master Planı, yalnızca yapı güvenliğiyle sınırlı kalmayacak. Çalışmalar kapsamında:
-
Yer yapısı ve aktif fay hatları
-
Mevcut yapı stoku ve altyapı sistemleri
-
İmar planları ve kentleşme kararları
-
Afet sonrası toplanma ve barınma alanları
-
Hukuki ve idari düzenlemeler
-
Toplumsal bilinç ve eğitim çalışmaları
gibi başlıklar eş zamanlı olarak ele alınacak. Amaç, deprem öncesinden başlayarak riskleri azaltan ve kriz anında kenti ayakta tutan bir sistem kurmak.
Akademi sürecin merkezinde
DEÜ ve İYTE bünyesindeki uzman akademisyenler, planın bilimsel altyapısını oluşturacak. Koordinasyon kurulu aracılığıyla yürütülecek çalışmalar, jeoloji, jeofizik, şehir planlama, mühendislik ve sosyal bilimleri aynı çatı altında buluşturacak. Üniversite temsilcileri, İzmir’de geliştirilecek bu modelin Türkiye genelinde örnek olabilecek nitelikte olduğunu vurguluyor.
Dirençli kent vizyonu
Hazırlanacak master plan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin stratejik hedefleriyle uyumlu şekilde ilerleyecek. Kentin yalnızca depreme değil, iklim krizi ve nüfus artışı gibi çoklu risklere karşı da direnç kazanması hedefleniyor. Bu yaklaşım, İzmir’i sadece güvenli değil, aynı zamanda yaşam kalitesi yüksek bir kent haline getirmeyi amaçlıyor.
İzmir için uzun vadeli bir güvence
Yeni Deprem Master Planı’nın tamamlanmasıyla birlikte İzmir’de tüm risk verileri tek merkezde toplanacak. Böylece hem yerel yönetimler hem de vatandaşlar için daha şeffaf, öngörülebilir ve güven veren bir deprem yönetimi sistemi kurulmuş olacak. Atılan bu imzalar, İzmir’in geleceği adına yalnızca teknik bir adım değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal güven mesajı olarak görülüyor.