Uzmanlar, İzmir’in deprem riski karşısında halen hazırlıksız olduğunu vurgularken, kentteki yapı stoğunun ciddi tehlikeler barındırdığına dikkat çekiyor. Kentte adeta sessiz bir tehlike büyüyor. İzmir’de bulunan yaklaşık 1 milyon binanın yarısı, güncel deprem yönetmeliklerinden önce inşa edilmiş. Üstelik bu yapıların önemli bir kısmı kaçak statüsünde. Özellikle Bornova, Buca, Karabağlar ve Konak gibi yoğun nüfuslu ilçelerde eski binalar dikkat çekiyor. Bu tablo, olası bir depremde kent genelinde büyük yıkımlar yaşanabileceğini işaret ediyor.
Bilinçsiz Müdahale Can Alabilir
Uzmanlar, yapı güvenliğini hiçe sayan müdahalelerin büyük risk taşıdığını hatırlatıyor. Kolon kesmek, kirişleri zedelemek gibi işlemlerle binaların taşıyıcı sistemleri zayıflatılıyor. Bu durum, deprem sırasında yapının ayakta kalma şansını ortadan kaldırıyor. Ayrıca karot alma gibi bilimsel testlerin yanlış yorumlanması, halk arasında gereksiz korkular yaratıyor.
Kentsel Dönüşümde Dağınık İlerleme
Kentsel dönüşüm İzmir için hayati öneme sahip olsa da, süreç henüz organize bir yapıya kavuşmuş değil. Belirsizlikler ve plansız ilerleyen süreç, riskli yapıların hızla yenilenmesini engelliyor. Uzmanlar, dönüşümde bölgesel önceliklerin belirlenerek hızla aksiyona geçilmesi gerektiğini belirtiyor.
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Celalettin Kozanoğlu’nun uyarısı net: “Beklemek çözüm değil. İzmir’de bir felaket yaşanmadan harekete geçmeliyiz.” 2020’de yaşanan İzmir Depremi’nin acı izleri hala tazeyken, benzer bir felaketin tekrar yaşanmaması için hem yetkililere hem de halka önemli görevler düşüyor. Eğitim, denetim ve hızlı müdahale; İzmir’in depreme karşı direncini artırmanın üç temel ayağını oluşturuyor.