15 Mart 2018 Perşembe 11:18
İzmirliler en çok hangi balıkları tercih ediyor?

Prof. Dr. Okan Akyol, “Yapılan araştırmalara göre İzmirlilerin yüzde sekseni taze balık ve sardalye tüketiyor. Kültür balığı tüketimi de İzmir’de revaçta. İzmir, Muğla’dan sonra kültür balıkçılığında ikinci sırada yer alıyor. Dolayısıyla kültür balığı olan çipura ve levrek tüketimi de oldukça yoğun. Bunun dışında İzmir halkı küçük ölçekli balıkçılığın hakim olduğu İzmir kıyılarında bulunan yerel pazar ve mezatlarda satışları olan barbun, kefal, mercan balıkları, dil balığı gibi pek çok balığı da tüketiyor.. Kış sezonunda hamsi gibi dışardan gelen balıkları da tercih ediyorlar. Yine deniz kenarlarındaki balık restoranlarının da dolu olduğunu görüyoruz. İzmir halkı balık tüketmeyi seviyor” dedi.

“SEZON BU SENE ÇOK İYİ DEĞİLDİ”

Balık avlanma yasağının 15 Nisan’da başlayacağını ve bu yasağın 1 Eylül’e kadar devam edeceğini söyleyen Prof. Dr. Akyol,  “Balık sezonunu yerel ve ulusal basından,  balıkçılardan aldıkları geri bildirimlerle takip ediyoruz. Sezon bu sene çok iyi değildi.  Türkiye’nin ana üretimi olan hamsi balığı bu yıl çok az elde edildi. Bunda küresel ısınma bir etken. Denizlerimiz artık ısınmaya başladı. Bu nedenle tropik bir takım egzotik balıklar da buralara gelmeye başladılar. Bunlar da bizim için bir gösterge. Moritanya’ya bir gidiş var. Bu bölge yoğun besin tuzu üreten sahalara sahip. O nedenle çok balık üretimi oluyor orda. Fakat Moritanya bu balıkları yeterince avlayamıyor. Bu yüzden ikili anlaşmalar çerçevesinde bizim altmışa yakın teknemiz, oraya giderek yaklaşık 5-6 yıldır bu açık deniz avını gerçekleştiriyorlar. Tabii bu bizim balıkçılığımız için oldukça iyi bir durum. Türkiye artık açık denizlere gidip, balık avlayabilir bir konuma geldi demek yanlış olmaz” diye konuştu.

“BALIK YAĞDA PİŞİRİLMEMELİ”

Türk toplumunun tavada balık pişirmeyi çok sevdiğini ifade eden Prof. Dr. Akyol, bu yöntemin balığın besin değerlerini düşüren bir durum olduğunu anlattı. Fırın ve ızgarada pişirilen balıkların daha sağlıklı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akyol, mümkün olduğunca yağ kullanılmamasını tavsiye etti.

Balığın çiftlik ya da doğal olmasının içerdiği mineral, omega3, enzim ve protein değerleri açısından farklılık taşımadığını ifade eden Prof. Dr. Akyol, “Besin değerleri açısından düşünülmesine gerek yoktur, ikisi de tercih edilebilir. İkisi arasında ayrım yapılacaksa renkten yapılabilir. Çiftlik balığında pelet yem kullanıldığı için renk biraz daha solgun ve mat oluyor. Doğal beslenen balıklar yedikleri kabuklu canlılardan kaynaklanan daha canlı renklere sahip olurlar.” dedi.

“BALIKÇILAR BİLİNÇLENDİRİLMELİ”

Ülkede bilinçli avlanma üzerine birçok kampanya yürütüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Akyol, “Su Ürünleri Fakülteleri’nin yaptığı yayınlar, çeşitli projeler çoğunlukla bu bilinçli ve sorumlu avcılığa yönelik konulardan oluşuyor. Balıkçılara bunlar anlatılıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da kendi bünyesinde eğitimler veriyor, broşürler basıyor, bilgilendirme toplantıları yapıyor. Fakülteler ve bakanlığın beraber çalışma yürüttüğü zamanlar da oluyor. Özellikle son yıllarda balıkçılarımız büyük oranda bilinçlendirilmiş durumda. Fakat balıkçının doğasında en çok balığı yakalama isteği vardır. Bazen otokontrol yapmaları gerekiyor. Kimi zaman kaçak avcılık söz konusu olabiliyor. Önüne geçmek adına şikâyetler de yapılıyor. Sonuçta iyi niyetli ve sorumlu balıkçılar çoğunlukta. Üremesi sıkıntıda olan balık diye bir şey yok. Her balık zamanı gelince üreme göçünü yapar. Sadece kirli ortamlarda balıklar üreme yapamaz. Temiz ve uygun tuzlulukta, oksijeni yeterli bir ortama yumurtalarını bırakır. Onu bulamazsa sorun yaşar. Bu nedenle deniz kirliliğine karşı hassas olmamız gerekiyor” dedi.  

Anahtar Kelimeler:
IzmirBalık