İzmir Anneleri Platformu Kurucusu "Sibel Demir" Özel Röportaj

Kapıyı açar açmaz sıcacık gülümsemesiyle içimizi ısıtan güçlü ve kendinden emin bir İzmir annesi Sibel Demir. İçten ve samimi cevaplar verdi bize. Kadın ve erkeklere dair ne kadar soru varsa sorduk. Yoğun bir güne hazırlanırken yakaladık Sibel hanımı. İzmir Anneleri Platformu'nun altıncı yaşı hazırlıklarını yapıyordu. Bizi kırmadı ve ofisimizde kahvelerimizi yudumlarken, Ege Haber Genel Yayın Yönetmeni Cumhur Küçükkahveci ile "çok özel" sorularımıza "çok özel" cevapları aldık.

İzmir 30.11.2019, 18:45 01.12.2019, 12:51
İzmir Anneleri Platformu Kurucusu "Sibel Demir" Özel Röportaj

35 yaşında, Demir adında bir erkek çocuk annesi, güzel ve başarılı bir iş kadını Sibel Demir. İzmirli pek çok annenin de rol modeli ve "İzmir Anneleri" projesinin de fikir sahibi. Kurmuş olduğu platformda İzmirli annelerle birlikte çok güzel projelere imzasını atmış. Bizler de bu güzel ve farkındalık yaratan projeyi derinlemesine tanımak ve daha çok insana ulaşması adına, Sibel Demir'le keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

İzmir anneleri nedir? Nereden çıktı bu fikir?

İzmir annelerini şöyle söyleyeyim, hiçbir misyon ve vizyona dahil olarak “şunu yapacağız” diye bir düşünceyle, bir hevesle kurulmadı. Daha basit bir şekilde kuruldu açıkçası. O da nedir? Anne olduktan sonra tek başınıza kalıyorsunuz çevrenizde çocuğu olmayan insanlar, arkadaşlarınız birden bire sizden uzaklaşıyor, çocuğunu yanından ayıramıyorsun. Öyle olunca “bir araya gelebilir miyiz acaba?” diye düşünüyorsun. İzmir anneleriyle bir arada olalım, aynı dertleri yaşıyoruz çünkü aynı problemleri yaşıyoruz. Evlendikten sonra evlilik, çocukla birlikte daha da farklı bir şekil alıyor. Bu şekilde bir araya gelelim diye kuruldu. Ondan sonra tabi benim de elimde olmayan, planladığımın ötesine çıktığım ya da daha altına düştüğüm anlar da yaşandı. Şimdi buradayız. İzmir’de yaşayan anne ve anne adaylarının ortak buluşma portalı aslında İzmir Anneleri. Bir blog değil.

Peki neler yapıyor İzmir Anneleri?

Etkinlikler yapıyoruz. İzmir Anneleri bir topluluk aslında ama Sivil Toplum Kuruluşu değil. Kurumsallıktan da uzağız. Kurumsallığı da sevmiyorum aslında ben. Düzenlediğimiz festivallerde bir çok kurumsal firmayla da çalıştım ama resmileşmeyi sevmiyorum. Daha samimi bir topluluk İzmir Anneleri. Biz bir araya geliyoruz, problemlerimizi paylaşıyoruz. Bana mesaj geliyor mesela “eşimle problem yaşadım bir kahve içebilir miyiz?” diye.

Bana güvenerek dertlerini paylaşıyor insanlar. Biz kurumsal değiliz diyoruz ama tabi ki bir takvimi var, bir şekli ve bir duruşu var İzmir Annelerinin. Ben dijital reklam yapıyorum İzmir Anneleri’nde ama hiçbir zaman beğenmediğim, benimsemediğim, kullanmadığım, sevmediğim hiçbir ürünü paylaşmıyorum açıkçası, blogger olmadığımın farkı da burada ortaya çıkıyor zaten. Ben daha çok insanlarla bir arada olmayı seviyorum.

Bloggerların çocuklarını sosyal medyada takipçi kazanmak için kullanması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Herkes ne şekilde mutlu oluyorsa onu yapmalı, örneğin bebeğininin cinsiyetini öğrenmek için balon patlatıp parti verenler o şekilde mutlu oluyorsa devam etsinler. İnsanların yaşam standartları farklı olabiliyor. O yüzden çok eleştirmiyorum. Ama popüler olma uğruna çocukların alet edilmesinin doğru bulmuyorum. Örneğin ben oğlumun fotoğraflarını ulu orta çok fazla paylaşmıyorum . Örneğin yer aldığım projelerde oğlumun da yer almasını istiyorlar fakat ben çocuğumun reklam malzemesi olarak kullanmak istemiyorum. Örneğin geçenlerde bir diş hastanesi ile çalışma yaptık. Çocuklarda florür uygulaması hakkında çalıştık. Doktor; "oğlunuza yapmayacak mıyız?" diye sorunca "hayır istemiyorum" dedim. Ben takipçilerime de bunu belirttim.

Dövmenizin anlamı var mı ?

Benim kızlık soyadım Demir, oğlumun ismi de Demir, demir elementini çocukluğumdan beri şifreli bir şekilde yazardım. Dövme yaptırırken Demir ismini yazdırmak istemedim, bunun için de Demirin atom numarası, periyot ve kütle numarası ve 21.05.2012 tarihinin yazdırdım. Demir’in doğduğu saati de rastgele yaptı. Ama tam Demir’in doğduğu saati yaptı. Bir tane de ayak bileğimde var. Dövmeyi estetik buluyorum .

"KADIN KADIN İÇİN GÜZEL GÖRÜNMEK İSTİYOR"

Kadınların estetik yaptırması hakkında ne düşünüyorsunuz? Hiç estetik yaptırdınız mı?

Bıçak altına yatmadım henüz fakat düşünüyorum. Hiç karşı değilim estetiğe, bir şeyleri abartmadan yapmak lazım. Geçen gün ayak bileğini ince görünmesi için törpületenler olduğu duydum mesela. Kadın zaten muhteşem bir şey, bende şu an sadece botox var. Çene kütlettiğim için çene botoksu yaptırdım. Sahip olduğumuz teknolojiyi kullanmak lazım. Kadın aslında diğer kadınlara güzel gözükmek için özen gösteriyor aslında. Mesela sadece kadınların olduğu yılbaşı partisinde kadınlar inanılmaz kıyafetler giymişti.

Anne olduktan sonra giyim tarzınızda değişiklik oldu mu? Ne tarz parçalar giyiyorsunuz?

Benim çok fazla tarzım yok. Rahat olmayı seviyorum. Modayı çok takip etmiyorum çünkü çok çabuk geçiyor çünkü. Geçen gün sezon başında aldığım montu yarı fiyatına görünce acaba modayı takip mi etseydim dedim kendi kendime. Evli bir kadının daha usturuplu giyinmesi gerekir. Fakat bekar kadının işi zor ben kendi adıma dikkat ediyorum kendimi zor bir pozisyona sokmam.

HİÇ BİR KADIN ÇOCUĞUNU İKİNCİ PLANA ATMAZ

Boşanmış bir kadın erkek arkadaşı ve çocuğu arasında kalırsa hangisini seçmeli?

Kadın nasıl mutlu olacaksa öyle davranmalı diye düşünüyorum fakat hiçbir kadın da sevdiği adam uğruna çocuğundan vazgeçmez, vazgeçmemeli de zaten. Bu konu tercihe açık olmamalı, boşanan arkadaşlarımdan duyuyorum mesela ben evleniyorum çocuğu sana vereyim gibi sözler. Ama bir çocuğun anneye ihtiyacı var. Baba olmasa da olur fakat yaş kaç olursa olsun hiçbir anne çocuğunu başkasına tercih etmemeli diye düşünüyorum. Örneğin benim şu an oturduğum ev çocuğum olmasa oturacağım bir ev değil. Kendi masraflarımdan azaltarak çocuğum için yaşadığım evde oturmaya devam ediyorum. Önceliğim Demir.

Burcunuz nedir? Özelliklerini taşıyor musunuz?

Burcum Yay, tipik bir yayım hem de. Yükselenin burcum da Koç. Burcumun özelliklerini taşıyorum biraz gergin bir yapım olduğunu söylerler. Duruşumun da sert olduğunu çevremdekilerden duyuyorum zira kendimi hiç öyle hissetmiyorum. Haksızlığa gelemem. Örneğin bir arkadaşım paspas hediye etmişti. Paspasın üzerinde ego dışarı sevgi içeri yazıyordu. Bana sen eve girebilecek misin diye sormuştu. Yay burcunda biraz ego ve beğenmişlik var. Ama en azından yersiz değil.

İzmirdeki boşanma oranlarının yüksek olmasını neye bağlıyorsunuz?

İstanbul’da yaşayan bir erkek arkadaşım İzmir’deki gibi rahatlığı hiçbir yerde görmediğini söylemişti. İzmir’de bir rahatlık var ve bir süre sonra insanlar bu rahatlığa alışamayıp ayrılabiliyor. Her şey göz önünde artık herkes çok ulaşılabilir. Buna neden olan da sosyal medya. Sürekli bir kendini başka insanlarla, ilişkilerle kıyaslama hali arttı. Eşiyle gezerken fotoğraf paylaşan birini görünce kendi eşine dönüp biz neden gezmiyoruz diyerek bir karşılaştırmaya gidiyor. Bu da sıkıntı çıkarabiliyor. Bir de artık kadınlar da çalışma hayatının içinde. Çalışan kadın farklı dünyalar görerek ufkunu açabiliyor.

Sosyal medyanın evlilikteki rolü nedir sizce, bizi yalnızlaştırıyor mu?

Şöyle bir örnek vereyim. Geçen gün bir kız arkadaşımı aradım ve beni neden aramadığını sordum . Seni sosyal medya üzerinden takip ediyorum nerede olduğunu ne yaptığını görebiliyorum dedi. Ve gerçekten yalnızlaştırıyor bu olay insanı. İnsanlar merak etmiyor çünkü sürekli görme imkanları var.

Kadın kadının düşmanı mı?

Bu çok ilkel bir duygu aslında. Kadın her zaman baskı görüyor. Mesela benim abim eve saat 1’den sonra da girebiliyorken ben saat 11.30 dan sonra gelemiyordum. Neredeysen orada kal diyorlardı. Önce aile, sonra erkek arkadaş, evlenince eşin baskılıyor. Sonra karşında baskı görmeyen bir hem cinsini görünce içten içe kıskanıyorsun. Mesela bana yorumlarda bir baltaya sap olamadın diye mesajlar geliyor . Birisi de armut gibi burnunla fotoğraf çekip durma demişti. Ve ben eminim bunları yazanlar benim çevremden. Bir insan tanımadığı bir insanı neden sevmez? Eminim bunu yazan yakın çevremden bir kadındı çünkü bunu bir erkek yazmaz, uğraşmaz.

ERKEKLER BİRAZ DAHA MASUM

Erkekler son yıllarda kibarlaştı mı kabalaştı mı?

Artık kadınlar daha tehlikeli. Kadınlar daha tehlike olunca erkekler biraz daha masumlaştılar.

Erkekler mi daha vicdanlı kadınlar mı?

Kızı olan erkekler daha vicdanlı. Çünkü kızı olan babalar kendi kızına da kötü bir davranışın yapılma ihtimalini hesaba katıyor. Ben mesela erkek çocuk annesi olarak horozumu salıyorum tavuğu olanlar düşünsün moduna geçeceğim herhalde.

ERKEK KADINDAN DAHA ÜSTÜN

Kadın mı üstün erkek mi üstün?

Bence erkek daha üstün. Ben ataerkil bir aileden geliyorum . Babam doğulu. Babam annemin yemek yapmamasına anlam verebilen bir adam değildi. Ama muhteşem bir babam var. Benim şu an bu pozisyonda olmamın arkasında babam vardır. Geçen gün bir fotoğraf koymuştum mesela kambur durmuşum fotoğrafta da, altına yorum yapmış ve benim kızım kambur durmaz dik durur yazmış. Beni hep dimdik görmek ister. Yani bence erkek her zaman üstün olmalı. Ben bir mekana girerken erkeğin önünden gitmek istemiyorum onu takip etmek istiyorum. Bir kadını bir erkeğe saygısını kaybetmemesi için bir güce ihtiyaç var. Ben ataerkilliği savunuyorum fakat tabii ki bu kadına şiddet uygulayabileceği anlamına da gelmiyor . Yeri geldiğinde sandalyeyi çekip arabanın kapısını da açmalı. Bir erkeğin sözünün geçmesi gerekiyor çünkü zaten sonunda kadının dediği oluyor.

Sporcusunuz diye biliyoruz. Spor yapıyor musunuz?

Evet yoğun bir spor hayatım var diyebiliriz. Biraz yaşam felsefesi haline geldi spor bende. Ayrıca kadına spor çok yakışıyor. Çok estetik bir olgu bence.

Peki son zamanlarda moda olan direk dansı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben çok estetik ve hoş buluyorum . Çok iyi de bir spor aslında. Egzotik görünüyor bir yandan da, çünkü çıplak tene yapılması gerekiyor. Zaten artık uluslar arası spor platformunda bir spor dalı olarak sayılıyor. Estetik olan her şey bence çok güzel . Geçenlerde erkeklerin yaptığını da gördüm mesela ama hiç estetik bir görüntü oluşturmuyor bence .

İzmir Annelerinin diğer annelerden bir farkı var mı?

İzmir Annelerinin diğer annelerden çok farkı var. Özgüveni daha yüksek İzmir kadınının. Onları İzmir babaları ve İzmir anneleri büyüttü. İzmir’in havasından mı suyundan mı bilmiyorum ama başka bir şehre gittiğinizde, markete veya restorana girdiğinde “merhaba” dediğinizde yani dönüp “nereye merhaba diyor bu” der gibi bakıyorlar. İzmir insanı mutlu bir kere. Çünkü koşturmamız gereken, yetişmemiz gereken bir hayat yok İzmir’de ve bu yüzden de daha rahatız. Trafik kaygımız yok, çok büyük bir beklentimiz yok. Ticari anlamda da baktığımızda zaten hepsi aile şirketi olan firmalar çoğunlukla ve mutlu, huzurlu ilerleyen firmalar. Özetle İzmir mutlu, İzmir anneleri mutlu diyebiliriz.

İDEAL EVLİLİK DİYE BİR ŞEY YOK

Evli misiniz?

Değilim.

Peki hiç evlendiniz mi?

Evet, 10 yıl bir evlilik yaşadım oğlumun babasıyla. Geçtiğimiz mart ayında ayrıldık ama hala arkadaşız, benim en büyük destekçim olur kendisi. En önemlisi de zaten çocuğumun babası ve çok iyi bir baba. Ama biz birlikte çok iyi bir çift olmadığımıza 10 sene sonra karar verdik. Bir kavgamız, dövüşümüz olmadan mutlu ve huzurlu bir şekilde anlaşarak karşılıklı ayrıldık. Sık sık iletişim içerisindeyiz. Çok doğru olmayan bir evlilikte diyemem çünkü doğru bir evlilikti. Bir aşk evliliğiydi ama zamanla değişen görüşler, öğrendiklerimiz, yakıştıramadıklarımız veyahut çevrenizi gözlemleyerek olmak istemediğiniz şeyi keşfediyorsunuz. Mesela şuan daha çok iletişim kuruyoruz.

Size göre ideal bir evlilik nasıl olmalı? Keşke şunu yapsaydım her şey daha farklı olurdu dediğiniz şey var mı?

İdeal evlilik diye bir şey yok bence. Ben çevremde görüyorum herkes şahane fotoğraflar paylaşıyor, altına “canım karıcım, canım kocacığım” yazıp paylaşıyorlar ama o insanları içeride tanıdığınız zaman böyle bir hayat sürmediklerini ve her şeyin aslında bir şov olduğunu anlıyorsunuz. Sadece evlilik demeyelim, kadın erkek ilişkisi, kadının kadınla olan ilişkisi, bir arkadaş ilişkisinde olsun tamamen saygıya odaklı. Biz evlilikte bu konuyu aşmıştık ama bizim sevgimizde çalkalanmalar olduğu için ayrıldık. Çünkü evlenmek birine sahip olmak demek değil. “Mini etek giyemezsin, tek başına dışarı çıkamazsın” gibi olguların olmaması gerekiyor bence. Kendi özel bir hayatın olması, gizliliklerin olması gerekiyor bence. Evliyken bile her bireyin farklı bir dünyası olması gerekiyor. Evliliği ayakta tutan şeylerden birisi de bu diye düşünüyorum. Benim ailemin içerisinde de yabancı çok insanlar var. Beraber tatile gitmenin yanı sıra ayrı dünyalarında ayrı şekilde de tatile gidiyorlar. Yeni bir evlilik yaparsam eğer bu çizgiyi korumak istiyorum.

Neden korumak istiyorsunuz bu çizgiyi?

Bu düşünceye varma sebebimde, önceki ilişkimden yaşadığım şeylerden ötürü böyle olması gerektiğini düşünüyorum. Eski eşimde 23 yaşımdayken evlendim, onun öncesin de de 5 yıllık bir geçmişimiz var. Neredeyse birlikte gözümüzü açtık. Beraber her aktiviteyi yaptık. Beraber tatillere gittik, yurt dışına çıktık, kamp yaptık ve her şeyden önce çok güzel bir arkadaştık biz. Ama böyle olmaması gerekiyormuş çünkü bir süre sonra yaşadığınız aşkın büyüsü gidiyor. Hep söylediğim bir şey bu mesela oğluma da söylüyorum, kendisine saygısı olan insanlarla arkadaşlık yapın. Çevreye karşı saygısından önce kendisine saygısı olması gerekiyor iletişim kurduğunuz kişinin. Çünkü kendisine saygısı olan insanın giyimine, kuşamına, yaptığı her şeye saygısı vardır. Kişiler bir yerden sonra kendini saldığı takdirde durup çevresine bakıyor bu seferde. Veya sizin için çok fazla fedakarlık yapan biriyle de olmamalı diye düşünüyorum. Farzı misal bir kahveyi tek başına içmeyi sevdiği zaman buna sizi dahil etmemesi gerekiyor, aradaki çizgiyi yani kendine olan çizgisini koruması gerekiyor. Bunun da en başında saygı gerekli tabi ki.

Oğlunuzla ilişkiniz nasıl? Dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Oğlumla ilişkime gelecek olursak. Ben oğlum ve köpeğim ile birlikte çok iç içeyim. Yani bu bahsetmiş olduğum saygı ve insanın kendine ait dünyasının olması gerektiği durum oğlum ve köpeğim için geçerli değil maalesef çünkü ben o çizgiyi aşmalarına izin verdim. Köpeğim komutlarımı dinlemiyor bile bazen. Kuralcı bir anne değilim ki bu bir öz eleştiridir. Katı kurallarım yoktur mesela yemek yemeden abur cubur yenilmeyecek falan gibi kurallarım yoktur. Her şeyden yediriyorum oğluma ama tabi yemekten sonra belirli ölçülerde kararınca yemesi gerektiğini söylüyorum. Kuralcı olmak gerekiyor bence, ya da bir kural koyduysanız o kuralları yıkmamak gerekiyor ama ben hep o kuralları yıkan tarafım.

Boşandığınız zaman Demir nasıl etkilendi?

Demir hiç etkilenmedi açıkçası. Aksine bizim psikolojimiz etkilendi hani “nasıl söyleriz? ne tepki verir?” diye düşünmekten. Hatta açıklayacağımız gün bir organizasyon yaptık, arkadaş grubunu çağırdık dışarıda beklettik. Söylediğimiz taktirde ağlarsa falan hemen arkadaş grubuyla birlikte sürpriz eşliğinde Demir’i alıp bir yerlere götürürüz, kafası dağılır diye. Anlattık eski eşimle beraber. Artık aynı evde olmadığımızı, tabi ki babasıyla hala görüşeceğini fakat sadece aynı evde kalmayacağımızı söyledik. Demir şu an çok daha mutlu ve huzurlu. Biz bu süreci kafamızda bitirdiğimizde Demir daha çok küçüktü ve bir şeyleri anlayacak yaşa gelmesini bekledik. Bu da toplumumuzun bir yarası bence. Erkek ayrılırsa sorun olmaz ama kadın için bu büyük bir sıkıntı gibi lanse ediliyor. Bunun da yanlış olduğunu düşünüyorum. Ben ailemden maddi bir destek almıyorum, eski eşimde Demir’in ihtiyaçlarını karşılıyor. Eski eşimden de hiçbir şekilde nafaka almadım. Çok iyi bir baba ve ben yarın bir gün maddi sıkıntı yaşarsam ilk destek olacak insanlardan bir tanesi.

“Ben Çok Enteresan ve Klinik Vakayım Bence”

Allah gecinden versin, çok sevdiğim birini kaybetmediğim müddetçe ikinci veya üçüncü şahıslar beni kolay kolay üzemez. Babam mesela bana küçükken hep şey derdi, “sen nasıl bir kızsın ya bir kulağından giriyor bir kulağından çıkıyor.” Bazen modum düşüyor kendi kendime diyorum “böyle değilsin sen kendine gel” hemen toparlanıyorum motivasyonumu yüksek tutuyorum. Mesela eski eşim kavga ettiğimide moralimi bozmak yerine daha da güçleniyordum. Kötü sözle bile motive olup sınırlarını aşan bir insanım.

Boşanma kararında çocuğun yaşı önemli mi?

Boşanma kararın çocuğun yaşanın önemi yok hatta ne kadar küçük olursa o kadar iyi oluyor. Çocuk daha kolay alışacak çünkü sürece. Demir evde çok mutlu sürekli el ele gezen, arada bir öpücükler konduran bir çift görmüyordu ama kavga da görmüyordu. Biz standart bir aileydik.

Hayatınızda biri var mı?

Evet var. Kendisi İzmirli ama İstanbul’da yaşıyor. Birlikte olduğumuz süre içerisinde bir hafta o geliyor, bir hafta ben gidiyorum. Ben İstanbul’a taşınmayı düşünmüyorum fakat kendisi İzmir’e taşınmayı düşünebilir, hayır demem.

Sizce annelik nedir?

Annelik aslında vicdan muhasebesi yapılmayacak tek mertebe. Yeri geliyor kızıyorsunuz, kızmak zorundasınız başta türlü disiplin sağlayamıyorsunuz. Hepimiz anne babalarımızdan azar yedik vakti zamanında, öğretmelerimizden dahi olsa. Annelik zor bir meslek aslında. Benim 76 saat Demir’in hastalığı nedeniyle uyku uyumadığım bir rekorum oldu. Ama keşke diyorum ikinci çocuğu da yapsaymışım. Çünkü ikinci kardeş olduğu zaman annenin sırtından biraz olsun yük kalkıyor birbiriyle oynadıkları, vakit geçirdikleri zaman. Annelik çok büyük bir delilik aslında. Ani bir ruhsal değişim oluyor. Evde ani bir şekilde parlayabiliyorum, sonra kendimi kontrol altına alıyorum falan. Evde beraberiz ve evde vakit geçirdiğim bir tek Demir var. Nazımı da o çekiyor yani. Demir’de afallıyor bazen “Anne az önce kızdın, şimdi iyisin ne oluyor?” diye bir sorgulama yaşıyor. Demir çok olgun hatta benden daha da olgun. Şu hayatta yaptığım en güzel şey Demir’i doğurmak. Annelik çok güzel bir şey, çok büyük bir mucize. Karnınıza düştüğü andan itibaren senin yediklerinde besleniyor ve karnınıza düştüğü andan beri de sizinle birlikte.

Oğlunuz doğmadan önce çocuklarla ilişkiniz nasıldı?

Ben daha önceden de çocukları çok severdim. Yeğenlerimi de ben büyüttüm mesela hala anne der bana. Benim çocuğum olsa nasıl severim, herhalde aynı severim diyordum. Aynı derecede ama kendi çocuğun bambaşka. Ben eskiden güzel çocukları severdim, sevimli ve güzel çocuklarla iletişim kurardım. Şimdi hiçbir çocuk bana çirkin gelmiyor. Önceden çocukları güzel ve çirkin olarak sınıflandırabiliyordum. Çirkin çocuk ama sevimli, çirkin çocuk ama zeki diye bir sınıflandırmam söz konusuydu. Şimdi zorluyorum kendimi, takip ettiğim insanlar, düzenlediğimiz festivaller, dışarıda gördüğüm insanlarla iletişime geçiyorum falan bakıyorum zorluyorum çirkin mi, güzel mi diye ama yok yani o çocuk standart benim için. Ötekileştirmemeyi öğreniyorsun çünkü kendi çocuğunun da o sınıfa girmesini istemiyorsun.

Annelik kadınların doğasında mı var yoksa sonradan mı öğreniliyor?

Bence annelik kadının doğasında var ama sonradan da öğrenilen bir duygu diyebiliriz aslında. Çevremizde var mesela, çocuğunu doğurup sokağa atanlar da var. Çocuk doğurmak çok matah bir şey değil sadece. Her rahmi olan canlının doğurması normal bir durum aslında. Fakat bunu doğurup, sahiplenip bakmak sonradan da öğrenebilecek bir şey. Yani işin özü vicdan diyebilirim. Erkek arkadaşımın kızına annesi kadar annelik veyahut annesi kadar sevgi verebilme ihtimalim söz konusu değil ama bir dışarı çıktığımız zaman yemeğini yemediğinde gözünün içine bakıyorum yemeğini yemesi için. Doğurarak anne olunmuyor sadece.

İzmir’de anne olmak nasıl? Doğu ile kıyaslandığında veya başka illerle kıyaslarsak İzmir’de anne olmak nasıldır?

Aslında İzmir’de olmak bambaşka bir şeyken, İzmir’de anne olmak da bambaşka bir şey. İzmir için hep şey derler ya, “İzmir köy.” Ben buna çok kızardım eskiden. Ama zamanla bu durum değişti. İzmir’in aslında gelişmiş bir köy olduğunu düşünüyorum ve biz bundan dolayı çok mutluyuz. İstanbullular geldiğinde araba kullanmayı bilmiyor diyorlar. Yo, aslında biliyoruz ama acelemiz yok. Bu durum da anneliği de etkiliyor açıkçası. İzmir’de anne olmak daha kolay. Deniz kenarı var, parklar var. Yerel yönetim bu anlamda çok güzel çalışıyor, parklara bakıyor mesela güvenli bir şekilde etrafta çitler var çocuğunun kaçma ihtimali yok. İstanbul’da olsam mesela çocuğumu bir bankta bırakamam tek başına ama İzmir’de böyle değil bu durum.

BENCE TEKRAR EVLENİRİM

İkinci bir evliliği düşünüyor musunuz?

Büyük konuşmamak lazım çünkü ne için büyük konuştuysam mutlaka dönüp dolaşıp yaşamışımdır. Evlenmeyi düşünüyorum aslında çünkü gencim, henüz 35 yaşındayım. Tek başıma olmayı sevmiyorum ben. Evde tek başıma olmayı sevmem. Yemek yerken mutlaka biri olsun da beraber yiyelim isterim. Evlenmeye geri dönüyorum, bence evlenirim ben. Yalnız olmak Allah’a mahsus bence.

HİÇ PİŞMANLIĞIM YOK

İkinci çocuğu yapmayı düşünüyor musunuz?

İkinci çocuğu yapmayı isterim ama düşünmüyorum, Demir’in de etkileneceğini düşünmem ama yaşam şartları çok zor olduğu için ikinci çocuğa bakmak zor olabilir. Eski eşimle Demir için bir araya geliyoruz mesela. Dedi ki, ayrıldık ama ben biriyle tekrar evlensem, çocuğu olmasa çocuk isteyecek, çocuk yapamam ben Demir üzülür dedi. Çocuğu olan biriyle evlen o zaman dedim güldüm. Çocuğu olan biriyle de evlenemem, çocukla aynı evde olacağız bu sefer de onunla aynı evdeyim diye üzülecek dedi. Nasıl çıkacağız biz bunun altından durumu oluyor. Ama tabi bu durum büyünce geçiyor, normal karşılanıyor. Duygusal düşünmemek, çok derin düşünmemek gerekiyor bu durumda. Demir mesela eski eşimle boşanmadan önce sürekli aramızda uyurdu. Aramızdaki gerginliği hissettiğinden olsa gerek diye düşünüyorum çıkmazdı yanımızdan bir koruma iç güdüsü vardı. Biz “Demir biz babanla aynı evde yaşamayacağız artık” dediğimiz günden itibaren kendi odasında çok mutlu ve huzurlu bir şekilde uyumaya başladı. Daha özgüveni yüksek bir çocuk olmaya başladı çünkü ben mutluyum, babası da mutlu aynı şekilde.

Hayatta hiç pişmanlığınız var mı?

Hiçbir pişmanlığım yok hayata dair. Kötü de olsa ben yaptım sonuçta o hataları ve hatalarıma aşığım. Bayılıyorum hayatıma, hatalarıma muhteşem şık hatalarım var. Yazsam kitap olur, çok söylüyorlar da dijitalde bir günlüğüm var mesela.

İzmirli annelerin sorunları var mı?

Eşlerinden çok şikayetçiler. İzmir’de çok güzel şeyler yapılıyor. Rehberlik kısmında bir sıkıntı yaşanıyor mesela. Bilgimiz olsaydı bizde gelirdik diyorlar. Bunun için gazetelerde falan bi yer olabilir mesela. Rehberlik anlamında biraz sıkıntı oluyor sadece herkese ulaşamıyoruz. Ama genel anlamda İzmir annelerinin bir sıkıntısı yok, çok mutlular.

Son olarak kadınlara tavsiye verecek olursanız neler söylemek isterdiniz?

Kendi ayaklarının üzerinde durmayan kadınları anlayamıyorum, anlamaya çalışıyorum. Tabi ki çok yaşanmışlıklar, kötü olaylar vardır ama muhakkak herkesin kendine ait yapabildiği çok güzel şey vardır diye düşünüyorum. Mesela çok yakın bir arkadaşım var evinde bankalara diyet yemekleri yaparak başladı. Türkiye’de ilk 3 benim için bence ilk sırada yer alıyor. Tek başına başladı bu işe ve şu an kendi mutfağında 8 kadın ve 3 yemek dağıtımı erkek personeli var. Bu muhteşem bir şey, kendi ayaklarının üzerinde durmak muhteşem bir şey. Herkesin yapabildiği bir şey vardır muhakkak diye düşünüyorum. Özgürlük var bende şu an. Yemeğimi kendim yapıyorum kimse karışmıyor, kimse ekmeğimi suyumu vermiyor ben kendi ayaklarımın üzerinde durarak yapıyorum. Ben bu şansı kendim yarattım. Evliyken de olur bu çünkü ben bunu evliyken yaptım, 8 aydır bekarım zaten. Festival Çocuk mesela muhteşem bir başarı hikayesi. 12 bin kişinin katıldığı organizasyon ve bunu tek başına yapan benim. Takımım var, ekip arkadaşlarım var ama takımın beyni benim. Organizasyonda çalıştığım arkadaşlarım var çoğu erkekten oluşuyor. Festivalde 50 kişiyi buluyoruz organizasyonda çalışan. Bunun 48’i erkek oluyor. Kadınlarla çalışamıyorum ama kadınlarla farklı bir ego var. Kadınım bunu söylüyorum ama farklı oluyor yani. Bana soruyorlar neden nafaka almıyorsun falan diye ama çok uygun bulmuyorum eski eşimden aldığım nafakayla, yeni erkek arkadaşımla yemeğe gidiyorum veyahut ona hediye alıyorum diyelim ki. Bu çok etik olmayan bir durum diye düşünüyorum.

Genel Yayın Yönetmeni'nin Notu;

İzmir'de yaşamak her zaman diğer illere göre avantaj. Evet burada kadına şiddet çok fazla değil. Hiç tanımadığınız birisine günaydın ya da merhaba diyebilirsiniz korkmadan. Koşturmaca yoktur İzmir'de, bir yerlere yetişmek için saatler önceden çıkıp gitmeye çalışmazsınız. Daha sakin bir yapısı, bir o kadar keyifli ambiansları ile İzmir yaşanılacak şehirdir. Burada yaşayan annelerin temsilcisi Sibel hanımla, ofisimizdeki editörlerimiz, doğaçlama bir sohbetle "İzmir" farkını bir kez daha ortaya koydu.

Bu vesile ile siz okuyucularımıza bizlerde bir mesajı ulaştırmak istiyoruz. Sibel hanımları çoğaltmak, onları el üstünde tutmak ve gelecek nesiller için aydın, çağdaş ve demakratik bir seviyede her zaman yaşamak adına, "kadına şiddete" Ege Haber ailesi olarak bir kez daha "hayır" diyoruz.

Yorumlar (0)