İBG Bilim Günü’nde Atatürk Anıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefatının 81.yıl dönümünde Atatürk’ü bilimle anmak amacıyla İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) tarafından “10 Kasım İBG Bilim Günü” düzenlendi.

İzmir 11.11.2019, 17:41
İBG Bilim Günü’nde Atatürk Anıldı

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 81'inci yıl dönümünde, Türkiye'nin sağlık alanında ilk tematik araştırma merkezi olarak bilinen İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi tarafından “10 Kasım İBG Bilim Günü” düzenlendi. Atatürk'ü bilimle anmak amacıyla gerçekleştirilen etkinliğe, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Prof. Dr. Banu Onaral, Doç. Dr. Emine Eren Koçak, Dr. Öğr. Üyesi Kıvanç Birsoy, Dr. Öğr. Üyesi Onur Başak ve Dr. Mustafa Diken konuşmacı olarak katıldı.

Saat 09.05'te başlayan saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından, İBG Müdürü Prof. Dr. Mehmet Öztürk açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

“YÜRÜMEK YETMİYOR, KOŞMAMIZ GEREKİYOR”

Prof. Dr. Mehmet Öztürk yaptığı konuşmada, “10 Kasım’da Atatürk’ü bilimle, bilim konuşarak anıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk 1933 yılında üniversite reformunu gerçekleştirdi. 1908 yılında kurulmuş olan İstanbul Darülfünun kapatılıp yerine İstanbul Üniversitesi açıldı. 1932 yılında İsviçreli bir profesör Darülfünun hakkında bir değerlendirme raporu hazırladı. Bu raporu bizzat okuyan Atatürk, raporun üzerine tarihi değeri olan notlar düştü. Atatürk üniversite için, ‘Bilimsel özgürlük saklı tutulmalı ancak yönetim, eğitim kurullarının belirlenmesi ve programı sağlanmalı. Bizi layık olduğumuz düzeye çıkartmakta herhangi bir yabancı bilim insanı, dahi bile olsa başarılı olamayacaktır. Düştüğümüz uçurumdan bizi kurtaracak, evrenin en yüksek katmanlı sahasına çıkaracak olanlar, yine bizim bilim insanlarımız olacaktır’ diyor. Atatürk bu notları yazalı 87 yıl oldu. Yaşasaydı tasavvur ettiklerini görmüş olacak mıydı? Ne yazık ki hayır. Evet bilimde bir değişim yaşıyoruz ama bu değişim çok yavaş. Yürümek yetmiyor, koşmamız gerekiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi'nin çeşitli akademisyenlerinin büyük emek verdiği, kuruluş çalışmaları yıllar alan İBG'nin ana hedefi Atatürk'ün tasavvur ettiği Türkiye'yi ve bilimsel üretimi bu topraklarda hayata geçirmek, bilimden aldığı güç ile ülke ekonomisini değiştirecek çalışmalara öncülük etmektir. Bu anlamlı görevi yerine getirirken her 10 Kasım'da İBG Bilim Günü'nü düzenliyoruz. Atatürk'ün huzuruna çıkıp, onun çok büyük önem verdiği bilimde kendisine hesap veriyoruz" dedi.

Prof. Dr. Öztürk’ün konuşmasının ardından Piyanist Arya Su Gülenç mini bir piyano konseri verdi.

“AKIL ÇAĞINI GENÇLERİMİZLE BİRLİKTE YAKALAYACAĞIZ”

Konserin ardından kürsüye çıkan Prof. Dr. Banu Onaral ise, dünya genelinde akıl çağının başladığını belirterek, "Ülke olarak Ata’mızın huzurunda bu çağı yakalayacağımızı ve aşacağımızı iddia ediyorum. Beyin ve bedeni, teknolojinin döngüsüne yerleştirebildiğiniz zaman akıllı performanslar, güvenli, etkin ve verimli olmaktadır. İnsan zekası ile yapay zekanın arasında doğacak sinerji ile büyük sanayiler kurulacak. Akıl çağını yakalamak ancak, ülkemizdeki Mustafa Kemal'in izinde yürüyen gençler sayesinde gerçekleştirilecek. Mustafa Kemal bir konuşmasında 'Benim manevi mirasım ilim ve akıldır' demiştir. Bu manevi miras bizim ne kadar talihli bir millet olduğumuzu göstermektedir" diye konuştu.

“8’İN SONSUZLUĞA UZANMASININ BİR SEBEBİ VAR”

10 Kasım’ı yaşamak için gelinecek en güzel yerin İzmir olduğunu dile getiren Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “İçinizde gelecekle ilgili ümitsizliğe kapılanlar varsa İzmir’e gelsinler. Burası hayat bulmak, enerji bulmak, ümit bulmak için gelinebilecek en özel yerlerden biri. Ben 30 senedir Harvard Üniversitesi’nde görev yapıyorum. Atatürk’ün 1932 yılında bilim ile ilgili söylemlerini o yıllarda kuruluşunun 200. yılında Harvard Üniversitesi gerçekleştirememişti. 1938’in sonundaki 8’in sonsuzluğa uzanmasının bir sebebi var. 1932 yılında Harvard Üniversitesi’nde kadın profesör yoktu. Siyahi profesör yoktu. Yahudi profesör yoktu. Atatürk bu sözleri sarf ettiğinde Harvard’ın 200. senesinde erişemediği bu noktaya, Türkiye Atatürk sayesinde 1932 yılından 1938’e kadar geçen süreçte 6 yılda erişebildi. Gelinen bu noktanın Atatürk’ün kadınlara verdiği kıymetten kaynaklandığını düşünüyorum. Bizim geleceğimizle ilgili önemli bir sigorta poliçesinin de yine burada olduğunu düşünüyorum. Ben kendimi ve kendim gibileri Cumhuriyet’in eseri olarak görüyorum” dedi.

Yorumlar (0)