Yangının ardından savcılığın tamamladığı iddianamede, annenin yaşadığı mağduriyetten hukuki indirime gidilmesi istenirken, kamuoyu bir kez daha sosyal destek sistemlerini ve aile içi kırılganlıkları tartışmaya başladı. Olay, Selçuk Cumhuriyet Mahallesi'nde, 11 Kasım 2024 gecesi meydana geldi. Evin en büyüğü henüz 5 yaşında olan beş kardeş, annelerinin dışarıda olduğu sırada çıkan yangında dumandan etkilenerek yaşamlarını yitirdi. Soruşturma kapsamında ortaya çıkan detaylarda, annenin çocuklarını uyuttuktan sonra geçimini sağlamak için hurda satmaya gittiği, evde elektrikli ısıtıcının çalışır durumda bırakıldığı öğrenildi. İddianameye göre, çocukların yaşları gereği tehlikeyi öngöremeyecekleri vurgulanırken, annenin ısıtıcıyı açık bırakıp çocuklarını yalnız bırakmasının ağır bir ihmal olduğu belirtildi.
Savcıdan “Bilinçli Taksir” Vurgusu ve İndirim Talebi
Hazırlanan iddianamede, annenin “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet verme” suçundan yargılanması talep edildi. Ayrıca, annenin eşi cezaevindeyken ailesini tek başına geçindirmeye çalıştığı, sosyal yardım programlarından destek aldığı ve olayın ardından ciddi mağduriyet yaşadığına dikkat çekildi. Bu nedenle, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddesine göre indirim hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtildi. Anne S.M.A.’nın ifadesinde, çocuklarını güvende tutmaya çalıştığını, kapının uzun süredir içten kolunun olmadığını ve en büyük çocuğun kapıyı açabildiğini aktardığı da iddianamede yer aldı.
Toplumda Derin İzler Bırakan Trajedinin Ardından
Bu acı olay, hem sosyal yardımların yetersizliğini hem de yoksulluğun aileler üzerinde yarattığı baskıyı bir kez daha gündeme taşıdı. Selçuk’taki bu dramın ardından, özellikle küçük çocukların korunması ve ailelerin güçlendirilmesi yönünde daha güçlü adımlar atılması gerektiği görüşü öne çıktı. Şimdi gözler mahkemede; annenin kaderini adaletin vereceği karar belirleyecek.
İzmir’in kalbinde yaşanan bu kayıp, kentte ve ülke genelinde çocuk güvenliği ile sosyal desteğin önemini yeniden gündeme getirirken, mahkeme süreci ise toplumsal vicdanı yakından ilgilendirmeye devam ediyor.




