29.10.2019, 16:04

İşgörene Değer Önermek için İşveren Markası Olmak

Bir zamanlar ilk 500 büyük firma içinde yer alıp şimdi giremeyenlerin hatayı nerde yaptıkları araştırılmış ve ilk iki sırayı “Zamanında Değişmedikleri” ve “İnsana Yatırım Yapmadıkları” ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte geleceğin şirketlerinin en önemli özelliklerinden öne çıkan ise “Yetenek Yönetimi”dir. İşte bunları doğru bir şekilde yapan firmaların ise hem mevcut ve potansiyel müşterilerin hem de mevcut ve potansiyel çalışanların algılarında doğru olarak konumlandıklarını görüyoruz. Şunu iyi bilelim Algılar gerçektir. Ne söylediğinizden daha kritik olan bir şey varsa oda nasıl algılandığınızdır. Algılara doğru yerleşebilmek için ise İşveren Markası’nı oluşturmanız önem kazanmaktadır.

İşveren Markası, potansiyel çalışanların ve müşterilerin şirkete katılmasını, mevcut çalışanların da ve müşterilerin de şirkette kalmasını sağlayan, bunun iletişimini kuran, çalışanlarca da, müşterilerce de içselleştirilen değerler bütünüdür. Diğer bir anlamda en çok tercih edilen çekici kurum olmak ya da çalışılabilecek ideal bir yerde diyebiliriz. İşveren markası,  organizasyonunuzu hedef kitlenizin gözünde cazip ya da itici kılan imajdır. Aslında İçeriye ve dışarıya verdiğimiz vaatlerin toplamıdır. Özetle işveren markası, işgücü piyasasında bulunan adayların veya ticari piyasada bulunan müşterilerin neden sizinle çalışması gerektiğini açıklayan eylemler ve söylemlerin bütünüdür.

İşveren markası çalışan gözüyle işe alımla ilgili olduğu kadar, yeteneği şirket içinde tutmak veya potansiyel adayları çekmekle de ilgilidir. İşveren markası müşteri gözüyle potansiyel müşteriyle ilgili olduğu kadar, başarılı müşteriyi de elde tutmak veya potansiyel müşteriyi çekmekle de ilgilidir. Bu yazımda İşveren Markasına çalışanlar açısından bakacağım. Çünkü artık şirketler “önce müşteri”den “önce çalışan”a geçiş sağlamaktadır. Müşteri memnuniyeti tabii ki önemli. Ancak firmalar artık müşteriyi memnun etmenin önce çalışanı memnun etmekten geçtiğinin farkına varıyorlar. Çünkü müşteriler ile temas kuran aslında çalışanlar. Yukarıda önemini belirttiğimiz Yetenek Yönetimi’ni yapabilmek için önce yetenekli çalışanları cezbetmek ve şirkete aldıktan sonra da şirkette tutmak gerekiyor. Yani iki önemli hedef “Elde Etmek & Elde Tutmak” öne çıkıyor. Eğer yeteneği elde tutamazsak ve yeteneği şirkete cezbedemezsek rekabette geri kalma, itibar kaybı, kurum markasını yönetmekte zorluk, aidiyet zayıflığı, işine sahiplenmeme, sadakatsizlik ve mevcut çalışanları elde tutmakta güçlük gibi gizli maliyetlerle karşılaşırız.

Burada şirket yöneticilerinin dikkat göstermesi gereken şey; hangi faktörlerin çalışanları cezbettiğini ve şirket içerisinde kalmalarını sağladığını bulmaları gerekiyor. Bunun için şirkette her bir pozisyonu temsil eden kişilerle bir özdeğerlendirme yaparak;

-Mevcut çalışanlar için şirketin kuvvetli yönleri ve zayıf yönleri,

-Potansiyel çalışanlar için şirketin kuvvetli yönleri ve zayıf yönleri çıkartılmalıdır.

Buradan çıkan sonuçlarla mevcut ve potansiyel çalışanlara değer önermesinde bulunulmalı yani onlara bize katılarak ya da bizde çalışarak hayatlarına ne değer kattığımızı çok iyi anlatmalıyız. Çalışan Değer Önermesi,  güçlü yanlarımızı en iyi anlatan, değerlerimizi ve geleceğimizi en iyi ifade eden, samimi, diğer işverenlerden farkımızı vurgulayan, çalışanların tercih ettikleri ve üzerinde odaklanacağımız 3-5 adet özelliğin bir slogana dönüşmesidir aslında… Birkaç markanın Çalışan Değer Önermesi’ne bakarsak;

HP

-Yaptığın İş İçin Ödüllendirilirsin

-Kariyer Yaparsın

-Lider Olur ve Kazanırsın

-Yüksek Performans Ortamında Çalışırsın

«HP İle Geliş ve Kazan!»

Procter and Gamble

-Potansiyelini Ateşler

-İnsanlara ve Fikirlere Dokunur

-Başarmanı Sağlar

“Biz İnsanı İşe Alırız, Pozisyonu Değil”

Avivasa

“Seninle Bi’Başka”

-Başarı, Seninle Bi’Başka

-Gelecek, Seninle Bi’Başka

-Mutluluk, Seninle Bi’Başka diyor.

Gerçekte işveren markasını ve çalışan değer önermesini mevcut çalışanlar oluşturur. Önce verdiğimiz değer önermelerinde mevcut çalışanlarımızı inandırmalıyız. Bunun yanında eski çalışanlar da ayrılmalarına karşı eski şirketi hakkında iyi konuşmasını sağlamalı, potansiyel çalışanlar için ise tercih etmelerini sağlayacak şekilde ikna edici olmamız gerekiyor. Bunlar için de şirket olarak içerde ve dışarıda tutarlı mesajlar vermeli, yaşadığımız deneyimleri, kültürümüzü gerçekçi olarak çok iyi anlatmalı, ne söz veriyorsak tutmalı, mevcut ve potansiyel çalışana gerçek dışı sözler ve umutlar vermemeliyiz. İşte bu doğrultuda verdiğimiz değer önermeleri mevcut ve potansiyel çalışanların algılarında pozitif veya negatif işveren markasını oluşturuyor.

Sonuç olarak şirketinizin İşveren Markası’nın hedefi yeteneklerin şirkete çekilmesini sağlamalı, yeteneklerin şirkete bağlılığını arttırmalı dolayısıyla müşteri bağlılığını arttırmalı ve finansal sonuçları olumlu etkilemelidir.

Prof.Jeffrey Pfeffer’in söylediği aslında yazdıklarımı çok güzel özetliyor. “İnsanlar para için olduğundan daha fazla hayatın anlamı için çalışırlar. Aslında, keyif almak için çalışırlar. Bu gerçeği gözardı eden şirketler esasında çalışanlara rüşvet veriyor sayılırlar; bu yüzden de sadakat ve bağlılık eksikliğinin bedelini ödemeye hazır olmalılar.”

Sevgiyle AN’da kalın…

Yorumlar (2)
Meral Güler 1 hafta önce
İşveren olarak bilimsel olduğuna inandığım verilerden sonuna kadar fayda sağlayacağım. Teşekkürler
Bedia Ercivan 2 hafta önce
Süper bir anlatım. Kesinlikle katılıyorum. Tebrikler