“O kadar mesaj yazdım, insan bir cevap verir değil mi?”
Biri mesajlarınıza dönmediğinde bu raddeye gelmeyen var mı, çok merak ediyorum. Eminim bunu mutlaka içinizden söylemişsinizdir ya da direkt o kişinin yüzüne. Peki, bu cümle kalıbı sorunu çözüme ulaştırıyor mu sizce?
Pek sanmıyorum.
Çok basit bir çözümü var ve sizinle paylaşacağım. Ama öncelikle bu ve buna benzer eleştirel bir dil neden işe yaramıyor olabilir acaba?
Örneğin;
“Yine geç kaldın.”
“Sürekli söyleniyorsun, beni de anlamıyorsun.”
“Çok yoğunuz, şikâyet etmeyi bırak ve işine bak”
Bu sözler, soğuk bir rüzgâr gibi içimize işliyor, değil mi? Çünkü beynimiz olumsuz ve eleştirel bir dil karşısında bunu tehdit olarak algılıyor ve kapanmaya başlıyor. Tam aksine olumlu ve destekleyici bir dil ise tıpkı sıcak bir kahve gibi motive edici bir etki bırakıyor.
Mesele ne söylediğimizde değil aslında, nasıl söylediğimizdedir. İyi bir iletişimin temel anahtarıdır aynı zamanda.
Peki, ne demeli, nasıl davranmalı ki o kişide değişim yaratabilelim.
Örneğin, bir dahaki sefere şunu diyebiliriz:
“O kadar mesaj yazdım, insan bir cevap verir değil mi?” yerine,
“Sana birkaç kez yazdım ama yoğun olduğunu düşünüyorum. Müsait olduğunda bana döner misin?” diye ifade etmek daha olumlu ve değerli hissettiren bir dil.
Hepimiz değer görmek isteriz, değil mi? Karşımızdaki kişi de en az bizim kadar o değeri görmek ister. Çünkü insanlar tehditkâr davranışlarla değil, değer verildiklerinde motive olur. Sizinle iş yapar ya da dost, arkadaş olur.
Bu durum beynimizin tehdit ya da tehlike algıladığında otomatik olarak ‘savaş, kaç, don’ durumuna girmesiyle alakalıdır. Böyle bir durumda beyin yeni bilgiye kapanır, ilişki kurmaz ve öğrenme durur. Bu yüzden insan beyninde tanıdık olanı, kendini güvende hissettiren şeyleri kabul etmeye yönelik evrimsel bir eğilim vardır.
İşte bu nedenle;
Kelimeler ya sihir yaratır ya da mesafe,
Ya kalbe dokunur ya da uzaklaştırır.
“İşin bu, yapacaksın tabii.” dediğinizde karşınızdaki kişi sizden korkarak işi yapar ama ne saygı duyar ne de sizi sevebilir.
“Bu işte senin emeğin büyük, katkın için teşekkürler.” dediğinizde ise kişi kendini daha değerli hisseder. Değer gören insanlar da çoğu zaman daha yüksek bağlılık gösterir.
Belki sizin de bu minvalde sık kullandığınız ya da duyduğunuz cümleler vardır ve yazmak istersiniz.
Ben sizin için yukarıda buz gibi 3 cümlenin 3 sihirli karşılığını da yazıyorum. Daha sıcak, daha güçlü ilişkiler inşa etmek için…
“Yine geç kaldın.”
“Seni beklerken merak ettim. Bir aksilik mi oldu?”
“Sürekli söyleniyorsun, beni de anlamıyorsun.”
“Sanırım ikimiz de yorulduk ve birbirimizi tam olarak duyamıyoruz. Seni anlamak istiyorum, şu an nasıl hissediyorsun?”
“Çok yoğunuz, şikâyet etmeyi bırak ve işine bak”
“Hepimiz yoğunuz, sana nasıl destek olabiliriz?”
Buz gibi bariyerler değil, sıcacık ve güçlü ilişkiler inşa ettiğimiz güzel günlere…