Gündemİzmir Haberleri

Hadi açıktan konuşalım; gerçekten Erdoğan mı kaybettirdi?

Yerel seçimlerin ardından özellikle Ak Partili adayların, hezimetten zafer çıkarma çabası, bazı gerçekleri not etme ihtiyacı doğuruyor...

KÖŞE YAZISI / MEVLÜT DAĞDEVİREN

Malum daha önce İzmir yerel seçimlerini CHP açısından yorumlamıştım.

Ak Parti açısından İzmir’i değerlendirmezsek olmaz. Hele son zamanlarda duyduğun kulislerden sonra bu mevzuya iki laf etmezsem hiç olmaz!

Aslında görünen köy kılavuz istemez derler ama Ak Parti açısından 2024 yerel seçimleri biraz karışık görünüyor.

Yani köy görünüyor ancak görünen köye ulaşmak için maalesef kılavuz gerekiyor.

Tabi yazıya giriş yaparken özellikle Ak Parti teşkilatlarının seçim yorumlarından söz edelim. En azından İzmir teşkilatlarının yorumlarına baktığınızda seçimleri kendilerinin kaybetmediği yönünde genel bir kanıları var.

Ancak bunu çok açıktan da söyleyemiyorlar zira bunu ikrar ettiklerinde kılavuzun onları götüreceği köy biraz tehlike arz ediyor.

Doğrudan çıkıp Cumhurbaşkanını eleştirme cesareti gösterilemiyor ama sorulduğunda emeklilere yapılmayan zam ve mutfakları yakan enflasyon gerekçe gösteriliyor.

Bu ülkeyi 22 yıldır Ak Parti ve Sayın Erdoğan yönettiğine göre de bu tarz bir eleştirinin hedefi belli…

En başından kabul edeyim, bu yorumlarda büyük oranda haklılık payı var. Zaten sokaktaki vatandaş da bu yorumu rahatlıkla yapabiliyor. Vatandaş yapınca sorun yok ama bence Ak Parti teşkilatları yapınca ciddi sorun var.

 

Malum, uzun bir süredir şöyle de yaygın bir eleştiri var; “Ak Parti kadroları, teşkilatları Erdoğan’ın omuzunda yük olmaktan öteye geçemiyor. Yani bırakın Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek olmayı, işlerini kolaylaştırmayı, aksine omuzundaki yükü daha da arttırıyorlar.”

 

2024 yerel seçimlerine baktığımızda Sayın Erdoğan’ın ve kadrosunun yönettiği ekonomiye önemli bir tepki var.

Peki bu durumda adayların tümü çıkıp, bu değerlendirmenin veya saptamanın ardına saklanarak, arka planda ‘aslında ben şöyle kazanacaktım, böyle kazanacaktım da işte bu ekonomik krize ve emeklilere takıldım’ mı diyecekler.

Hatta seçimin üzerinden gün, hafta, ay geçtikçe aslında ‘nasıl bir zafer kazandıklarını’ mı efsaneleştirerek anlatmaya başlayacaklar?

 

Tamam kabul edelim, ülkenin ekonomisi ve Erdoğan başarısız peki aday olarak ya siz?

Bu son seçimde bana göre yıllardır Ak Parti kadrolarına yapılan ‘Erdoğan’ın omuzunda yük’ eleştirisi ete kemiğe bürünmüş oldu.

 

Zira yapılan genel değil yerel seçimdi. Aday olduğu il veya ilçenin seçmenine iyi hizmet götüreceğini anlatan, buna seçmeni ikna eden ve samimi bulunanlar, o büyüüük ‘Erdoğan, emekli, enflasyon’ engellerine rağmen başarılı oldular. Belki çok az sayıda böyle isim var ama sonuçta örnekleri var ve bazı isimler bütün bunlara karşın başarılı oldu işte…

Buyurun kanıt: Menemen

Menemen, 2019 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisini iktidara taşıdı. CHP’li Serdar Aksoy 55 bin 136 oy alırken, Ak Partili Durmaz Bayraktar 45 bin 683 oy aldı. DEM’in ise 2019 seçimlerinde adayı yoktu, CHP adayını destekledi.

 

Sonra ne oldu Serdar Aksoy, yargılandı ve görevden el çektirildi. Menemen Belediye Meclisinde yapılan oylamadan sonuç çıkmayınca çekilen kura ile Menemen Belediye Başkanlığı koltuğu Ak Partili Aydın Pehlivan’a devredildi.

 

Bu, halkın seçimde ortaya koyduğu iradenin aksine olan işlem aslında ciddi de tepki çekti. Hatta Ak Parti’nin 2024 yerel seçimlerinde İzmir’de en büyük tepkiyi Menemen seçmeninden göreceği hep konuşuldu.

 

Ancak, kura ve büyük tartışmalar eşliğinde göreve gelen Aydın Pehlivan, gözünü de kulağını da bütün bu eleştirilere kapattı. Sadece tek bir şeye odaklandı. Menemen’e, tarihinin en yoğun yatırımını yaptı.

Nasıl yaptı sorusu çok soruldu… Belediyenin arazilerini sattı da oradan buldu parayı diyen oldu, Bakanlıklardan çok pozitif destek aldı da öyle yaptı diyenler oldu. Başka yorumlar yapanlar oldu. Ama herkes aynı şeyi söyledi; Aydın Pehlivan çok çalıştı, insan üstü çaba gösterdi, öyle yaptı, böyle yaptı, buldu buluşturdu ve Menemen’e, tarihinin en büyük yatırımlarını yaptı.

Menemen’e yapılan hizmetlerin ve yatırımların namı öyle aldı yürüdü ki, Buca’daki Ak Parti adayı, ‘Buca’yı Menemen gibi yapacağım’ pankartı asarak vaatte bulundu. Buca’daki adayın bu vaadi belli ki samimi bulunmadı ancak Aydın Pehlivan’ın o çabası ve hizmetleri Menemen halkını ikna etti ve büyük destek gördü.

 

Menemenli, ne emekliye yapılmayan zamma baktı, ne mutfakları yakan market enflasyonuna, ne Erdoğan’ın ekonomi yönetimine…

Aydın Pehlivan, bütün Türkiye için geçerli olan bahanelerin hiç birine sığınmadan amasız ve fakatsız hizmet ürettiği için Menemenli seçmen de kalktı oyunu Aydın Pehlivan’a verdi.

2019’un aksine bu kez Ak Partili Aydın Pehlivan, 56 bin 728 oyla yetkiyi bizzat Menemen halkından alarak o koltuğa oturdu.

CHP’nin adayı 44 bin 356 oy alırken, DEM’in adayı ise 8 bin 13 oy alabildi. Buyurun yerel yönetimler derslerinde okutulması gereken bir olay…

 

Sayın Erdoğan, göreve geldiği günden beri çok büyük mücadeleler veriyor. Bu mücadelelerin büyük çoğunda başarılı olduğu için 22 yıldır Türkiye’yi yönetmek için yetki alabiliyor. Elbette Sayın Erdoğan, verdiği mücadelelerin bazılarında da zaman zaman başarısız oluyor. Son yıllarda bir türlü bitmek bilmeyen ekonomik kriz örneğinde olduğu gibi…

Ancak buna karşın bir yerel seçimin tüm günahını Sayın Erdoğan’ın omuzuna yüklemek, seçmen açısından değil ama Ak Partinin kadroları ve adayları açısından çok büyük bir haksızlık olur.

İşin özü Menemen…

Yorumun en doğrusu da bana göre Menemen…

İsim isim yazmak istemem ancak ‘şahsi oyum Ak Partinin oyunun şu kadar puan üstünde’ diye yıllarca kendini metheden adayın, son dakika hamlesi ile daha büyük bir ilçeye geçme hevesinin neye mal olduğunu da gördük.

Seçimin çantada keklik olduğu zamanlar elbette herkes başarılı ancak böyle dönemlerde sadece gerçekten işinin hakkını verenler başarılı olabiliyor.

Menemen örneği sadece Ak Partililere değil, tüm partilerin belediye başkan ve gelecekteki belediye başkan adaylarına ders olur umarım.