Zeytinyağı sektöründe büyük tartışma

Komili ailesi, Türkiye’de zeytinyağı denilince ilk akla gelen isimlerden. 1995’te Komili markasını satarak sektörden çıkan Halis Komili, Halis markasıyla butik zeytinyağı üretmek istedi, ancak Komili’nin yeni sahibi Bunge’ye takıldı ve davalık oldu.

GÜNDEM 16.12.2018, 11:48
Zeytinyağı sektöründe büyük tartışma

Hürriyet yazarı Jale Özgentürk, zeytinyağı sektöründeki kavgayı yazdı. Midilli’nin Yera köyünde, 1800’ün sonları... Geçim kaynağı zeytincilik olan adada yaşayan Hasan Efendi, ağaçların bakımı için sık sık komşu köy Komi’ye gidiyor. Bu ziyaretleri sonrasında da köyündeki lakabı ‘Komili Hasan’ oluyor. Ve bu lakap 1878’de Midilli’de kurduğu Dizdarzade Komili Hasan ve Oğulları adlı şirketin tabelasına kadar taşınıyor. Yıllar içinde ise ailesinin soyadına dönüşüyor... Zeytinyağının kalitesi sayesinde Osmanlı Sarayı’nın zeytinyağı tedarikçisi olan Hasan Bey’in ailesine bıraktığı miras da, onbinlerce zeytin ağacı oluyor. Sonra savaş yılları geliyor... 1923-1924’te mübadele ile Midilli’den ayrılmak zorunda kalan aile, ‘karşı kıyıya’, yaşadıkları yere çok benzeyen Ayvalık’a göçüyor.

MARKA EL DEĞİŞTİRİYOR

1930’larda Komili markasını Hasan Bey’in torunlarından Necmi Bey sürdürmek istiyor ve 1937’de ilk marka tescili, Mustafa Komili Oğulları Necmi ve Salih ve Şürekası adıyla yapılıyor. O yıllardan sonra da zeytinyağı denince akla gelen markaların başında geliyor Komili. Necmi Bey’in çocuklarından biri de Halis Komili. Türk Sanayici ve İşinsanları Derneği’ne (TÜSİAD) 1993-1997 döneminde başkanlık yapan Komili ile ailesi 1995’te zeytinyağı markasını dünya devi Unilever’in Unikom şirketine satıyor. Daha sonra 2008’de Anadolu Grubu’nun aldığı Komili Zeytinyağı, geçen yıl ABD’li gıda devi Bunge’nin oluyor. Bu dönemde Komili’nin sabun üretimi de Ülker Grubu’na satılıyor.

BUTİK BİR MARKA İÇİN

Halis Komili uzun yıllardır sessizliğini koruyan bir iş insanı. Ayvalık’tan hiç kopmadı. 1980’lerde Cunda’daki aile yadigarı evini restore ettirdi. Ardından kendisi de Ayvalıklı olan Ümit Boyner ve Cem Boyner’i komşu yaptı. Onları Güler Sabancı ile Suzan Sabancı Dinçer ve Haluk Dinçer çifti izledi. Ardından Rahmi ve Ali Koç, zaten Ayvalık doğumlu Muhtar Kent de bu Cundalı ‘ünlüler kolonisinin’ üyeleri oldu. Ferit Şahenk de sonradan bu koloniye, bölgeye yaptığı yatırımla katıldı.

Halis Bey’in ölmez ağacı denen zeytine tutkusu ise hiç sönmedi. Eşi Alev Komili adına 2010’da Komarin isimli bir şirket kuruldu. Şirketin işleri arasında “zeytin alım satımı, ithalat ve ihracatı yapmak” ve “her türlü zeytinyağı, ayçiçek, mısırözü, fındık ve balık yağlarının toptan ve perakende ticaretini yapmak” vardı. Ancak şirket çok fazla aktif olmadı... Gelelim bugüne... Zeytinyağı ile uğraşan Ayvalıklılar’dan aldığım bilgilere göre, Halis Komili küçük miktarlarda butik bir zeytinyağı yapmak için harekete geçti. Marka ismi olarak da adını, yani ‘Halis Bey’i seçti. Türkçe’de Halis, aynı zamanda sızma zeytinyağını tanımlayan bir kavram.

Ancak Komili’nin yeni sahipleri, sözleşmeye aykırı olduğu iddiasıyla bu faaliyete karşı çıkmışlar. Hatta Komili şirketinin Halis Komili’ye dava bile açtığı belirtiliyor. Komili’nin yeni sahibi Bunge Gıda 117 yıllık bir şirket. Dünyanın en büyük yağlı tohum, nebati yağ ve küspe üreticilerinden biri. Bünyesinde 25 bin kişi çalışıyor. Şimdi 22 yıl önce satılan bir marka ile butik zeytinyağı markası karşı karşıya...


ALMANYA İLE İLETİŞİM KANALLARI ARTMALI

Türkiye ile Almanya arasında 2018 sıkıntılı bir yıl oldu. Siyasi gelişmelerle ilişkiler gerildi, bu dönemin olumsuz etkileri ekonomiye de yansıdı. Almanya Türkiye’nin dış ticaretinde birinci sırada yer alıyor. Türk otomotiv sektörü için de en önemli pazarlardan biri. Türkiye de dünyanın önde gelen otomotiv şirketlerine ev sahipliği yapıyor ve üretimde Avrupa’da beşinci sırada yer alıyor. Büyük kurumsal şirketlerin yanı sıra binlerce KOBİ için de büyük bir pazar. Sektörün önemli meslek örgütlerinden Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) konuyu gündeme doğru taşımak için önce bir algı araştırması yaptırdı. Araştırma, karar alma konumunda olan CEO’lardan 150 kişiye yönelik gerçekleştirildi. Türk Otomotiv Sektörü’nün Almanya’daki Algısı” araştırmasının sonuçları şöyle:

BİLİNİRLİK YÜKSEK

Yöneticilerin üçte ikisi Türkiye ile ya hâlihazırda iş yapmakta ya da yapmayı planlamakta. Yüzde 66’sı Türk otomotiv sektörüyle ilgili bilgilerinin çok iyi ya da iyi olduğu kanaatinde. Türkiye’deki üretim maliyetlerinin düşük olması, coğrafi konumu, Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği yatırımcıya cazip geliyor.

Sektör temsilcilerinin yüzde 52’si siyasi belirsizliğin, yüzde 30’dan fazlası da güncel ekonomik sorunların Türkiye ile işbirliğini frenleyen noktalar olduğunu düşünmekte. Yatırımcılar, Türk çalışanların motivasyo-nunu, işlerindeki uzmanlıklarını yatırım yap-manın en önemli sebepleri olarak da görmekte. Çin, Hindistan ve Polonya gibi ülkelerin olduğu 8 ülke arasında Türkiye yüzde 38 ile önem sırasına göre ortalarda yer alıyor.

TAYSAD Başkanı Alper Kanca, Almanya ile ilişkilerde üst düzeyde bir yumuşamanın olduğunu belirtiyor ve bunu son derece olumlu bulduğunu vurguluyor. Ancak Kanca, algının hemen düzelmesinin kolay olmadığı görüşünde. Siyasi olumsuzlukların ekonomi çevrelerini de hemen etkilediğini anlatan Kanca, “İlişkilerin kuvvetlendirilmesi için iletişim kanallarının artırılmasına ve etkin algı yönetimine gereksinim var” diyor.

Yorumlar (0)