15 Aralık 2016 Perşembe 21:33
Erdoğan: Halep konusunda Obama ve Merkel ile görüştüm

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor,  Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, baş başa ve heyetler arası gerçekleştirdikleri  görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi, gazetecilerin sorularını  yanıtladı.

Yabancı bir gazetecinin, "Türkiye ve AB arasında mülteciler konusunda  yapılan anlaşma sonrasında bir vize serbestisi sağlanacağı söylenmişti ve bunun  olmayacağı ortaya çıktı. Siz, bir çok defa 'bu yapılmazsa anlaşma uygulanmaz'  demiştiniz. Acaba Slovenya'da ve AB'de eğer bu anlaşma uygulanmazsa yeni bir  mülteci dalgası gelmesini mi beklemeliyiz?" sorusu üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Pahor ile bu konuyu da konuştuklarını söyledi.

Erdoğan, "Biz, vize konusunda beklenen neticeyi alamazsak şüphesiz ki  aynı şekilde, tabii Kızılay'a ödenmesi gereken rakamlar ödenmeyecek olursa bütün  bunlar, bu verilen sözler yerine gelmediği takdirde, Türkiye'nin de bir B planı  olacaktır, bir C planı olacaktır. Hakkımızda alınan her karara 'evet' demek  mecburiyetinde değiliz. Çünkü AB'nin bize bugüne kadar kazandırdığı hiçbir şey  yok, bunu da özellikle açık ve net söylemek zorundayım." değerlendirmesinde  bulundu.

"Bu, birinci derecede milli dayanışma açısından bir çağrıdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dün milli seferberlik çağrısında bulundunuz.  İlerleyen günlerde bu çağrı anayasal bir hal mı alacak yoksa ifade ettiğiniz  milli dayanışma açısından bir çağrı mıydı?" sorusuna, şu cevabı verdi:

"Bu, birinci derecede milli dayanışma açısından bir çağrıdır. Önce  bunu başaracağız. Milli dayanışma açısından atacağımız bu adımla birlikte Türkiye  olarak terörle mücadelede gücümüzü derleyip toparlayıp pekiştirmemiz lazım.  Muhtarlar Toplantısı'nda söylediğim o ifade çok daha tabii enteresandı yani benim  bütün muhtarlarım kendi mahallesinde, kendi köyünde, nerede, kim var, kim yok  bunları en iyi bilendir. Muhtarlarımızın dışında, 'kim var, kim yok' bunları en  iyi bilen vatandaşımdır. Bunları ilgili mercilere duyurmak suretiyle  teröristlerle mücadelemize yardımcı olmalıdır, sadece devlet terörle mücadelede  başarılı olmayabilir. Bunu bu noktada bir defa bu şekilde düşünmemiz lazım."

"İnsan hakları meselesi olarak görüyoruz"

Halep'te sivil ve yaralıların tahliye edilmesine başlanması  hatırlatılarak "Alternatif hazırlıklarımız nelerdir, Halep'ten yoğun bir göç  hareketi ihtimali var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özellikle biz şu anda İdlib'e gelen bu vatandaşların şurada  haftalardır, aylardır neler çektiğini biliyoruz değil mi? Video çekimlerinde,  televizyon ekranlarında o çocukların, o kadınların, o yaşlıların nasıl ızdırap  çektiğini görüyoruz. Biz Sayın Başbakan ve bazı bakan arkadaşlarımla bu akşam da  yaptığımız görüşmede şuna karar verdik, dedik ki 'Biz bu gelenlerin bir kısmını,  çocuk, yaşlı hakikaten sıkıntılı konumda olanları gerekirse ülkemiz içine alarak,  ülkemizdeki konteyner kentlere, varsa evlere yerleştirmek suretiyle onlara şöyle  rahat, huzurlu bir imkan sağlayalım.' Bunu insan hakları meselesi olarak  görüyoruz.

Bazı batılı ülkelerin 'Bir kişi dahi gelse almam.' dediği bir ortamda,  biz bir kişi değil bin kişi dahi gelse almakta kararlıyız. Çünkü ben, o betonarme  apartmanların yığınları içinden, yıkılan o çocukların çıkışını gördüğüm zaman bir  baba olarak ciddi manada içim kan ağlıyor. Öyleyse sorumluluk makamında olan bir  insan olarak da bunlara ne yaparız, ne yapmamız lazım, bunun için adım atmamız  lazım. O bakımdan hiç gecikmeden arkadaşlarımızla bunu konuştuk. Toplu Konut  İdaremiz olarak bir taraftan o çalışmayı yapacağız, konteyner kentlerimizi  yoğunlaştıracağız ve bu yavruları, bu insanları inşallah daha uygun yerlerde  yaşatmanın mücadelesini vereceğiz."

OBAMA İLE GÖRÜŞME
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Az önce Sayın Obama  ile uzunca bir görüşmemiz oldu, kendileriyle yaptığımız görüşmede de sadece  Suriye değil aynı zamanda Irak'taki gelişmeleri de ele aldık, Irak konusunu da  görüştük. Çünkü bölgede şu anda sadece Suriye yok, aynı zamanda Irak var. Irak'ta  da özellikle Telafer ve Sincar'da istenmeyen bir durum olması halinde buradaki  sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu da kendilerine ifade ettim. Kendileri,  'Biz nasıl yardımcı olabiliriz?' dediler, ben de kendilerine nasıl yardımcı  olabileceklerini ayrıca ifade ettim." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan Halep'teki katliamın, vahşetin ve zulmün tüm  dünyanın gözü önünde işlendiğini söyledi. Rejim ve destekçilerinin, ateşkesin uygulanmasını ve tahliyeyi  engellemeye çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, bu süreçte Türkiye'nin yoğun bir  çalışma gerçekleştirdiğini ifade etti. Erdoğan, 21. yüzyılda böylesi bir  trajedinin yaşanıyor olmasının, insanlık adına utanç verici olduğuna işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'de bir çözüm isteniyorsa öncelikli  olarak Halep'teki durumun kontrol altına alınmasının şart olduğunu bildirerek,  şunları söyledi:

"Halep'te ateşkes ve tahliye sürecinde öncelikle Sayın Putin ile art  arda birçok görüşme yaptım ve bu görüşmelerle birlikte Dışişleri Bakanımızı ve  Sayın Putin de kendi Dışişleri Bakanını talimatlandırmak suretiyle, onlar da bu  süreci beraber takip ettiler. Ve Birleşmiş Milletler yeni Genel Sekreteri  Guterres ile de bir görüşme yaptım. Uzunca yaptığımız bir görüşmede de  kendilerinden destek istedim. MİT ve Dışişleri Bakanlarımız, bu noktada yoğun  görüşmeler yaptılar. Gerek Rusya ile gerek İran ile gerekse bölgedeki diğer  etkili unsurlarla bu görüşmeleri sürdürdüler."

"İnsani yardım noktasında her türlü desteğe hazırız' dediler"

Gelen yaralılar ve siviller için İdlib ve Türkiye'de, AFAD ile  Kızılay'ın çeşitli tedbirler aldığına değinen Erdoğan, "Bu arada Sayın Merkel ile  görüştüm, yaptığımız görüşmede neler yapabiliriz, bunları konuştuk. Kendileri de  'insani yardım noktasında her türlü desteğe hazırız' dediler. Temenni ederim ki  bu yardım da gelir.

Az önce Sayın Obama ile uzunca bir görüşmemiz oldu. Kendileriyle  yaptığımız görüşmede de sadece Suriye değil aynı zamanda Irak'taki gelişmeleri de  ele aldık, Irak konusunu da görüştük. Çünkü bölgede şu anda sadece Suriye yok,  aynı zamanda Irak var. Irak'ta da özellikle Telafer ve Sincar'da istenmeyen bir  durum olması halinde, buradaki sorumluluğumuzun ne denli önemli olduğunu da  kendilerine ifade ettim. Ve kendileri, 'Biz nasıl yardımcı olabiliriz?' dediler,  ben de kendilerine nasıl yardımcı olabileceklerini ayrıca ifade ettim." diye  konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu saat itibarıyla takriben bin 150 sivil ve  yaralının tahliye edilerek İdlib'e geldiğini bildirerek, "Ateşkes ve tahliye  sürecini yakından takip etmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz. Tabii oradaki sayı  bu kadar küçük değil, sayı çok çok büyük. Temenni edelim ki bundan sonraki süreç  de tekrar bir kesintiye uğramaz." dedi.

Buna karşı alternatif olarak başka hazırlıkların yapıldığına dikkati  çeken Erdoğan, Pahor ile görüşmesinde atılan diğer adımları, "AB nezdinde neler  olabiliri" değerlendirme noktasında da gayet verimli bir görüşmenin  gerçekleştiğini ifade etti.

Erdoğan, ayrıca "FETÖ ile alakalı neler yapılabiliri" de  görüştüklerini, Cumhurbaşkanı Pahor'un da bu konuda gerekli hassasiyeti  göstereceklerini söylediğini aktardı.

Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor'un konuşması

Slovenya Cumhurbaşkanı Borut Pahor Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daveti üzerine yaptığı  resmi ziyaretin nedenlerinden birinin, 2011'de iki ülke arasında imzalanan  stratejik ortaklık belgesi ile de ifade edilen ikili ilişkiler, diğer nedenin ise Türkiye ve AB ilişkileri olduğunu belirtti.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz'daki darbe girişimini  hatırlatan Pahor, "Bu davet, yaşanan bu kötü olay sonrasında 28 AB ülkesinden  Cumhurbaşkanlığı seviyesinde yapılan ilk ziyarettir. Çünkü hem ben hem de ülkem  bundan sonra AB ve Türkiye arasında yapıcı diyaloğun devam ettirilmesine, daha da  derinleştirilmesine inanan bir grup içindeyiz. Şu anda birbirimize ihtiyacımız  olduğuna inanıyorum. Daha derin ve daha açık bir diyaloğun gerçekleştirilmesi  gerekiyor." diye konuştu.
Pahor, Türkiye ve AB'nin, küçük adımlar atarak, açık bir şekilde  işbirliği yaptığı takdirde sorunları çözebileceğine inandığını ifade ederek,  "Güvenimizin yeniden tesis edilmesi yoluyla bundan sonra AB ve Türkiye arasındaki  müzakerelerin yenilenebileceğini düşünüyoruz." ifadesine yer verdi.

"AB'nin darbe karşısındaki kararsız tutumu Türkiye'yi incitti"

Pahor, "Temmuz'da düzenlenen darbe girişimine AB'nin kararsız bir  şekilde yanıt vermesinden dolayı Türkiye incinmiş durumdadır." dedi.

AB'nin, Türkiye'de darbe girişiminin faillerine yönelik orantısız  tedbirler alındığı görüşünde olduğunu belirten Pahor, "Ben bu tür tedbirlerin  hukukun üstünlüğü çerçevesinde alınmış olmasının büyük önem taşıdığına  inanıyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la birbirlerini uzun zamandır tanıdıklarının ve  karşılıklı ziyaretlerde bulunduklarının altını çizen Pahor, şunları kaydetti:

"Sadece Türkiye'ye ve AB konusundaki amaçlarına büyük güven duyan bir  Cumhurbaşkanı olarak değil, aynı zamanda gelecekte sizlerin seküler ve demokratik  bir Türkiye'nin baş sütunu olacağınıza inanan bir Cumhurbaşkanı olarak buradayım.  Gelecek haftalar ve aylar içerisinde artık stratejik bir karara varmamız gereken  bir noktadayız diye düşünüyorum. Birbirimize güvenecek miyiz, yoksa güvenmeyip  tekrar geriye mi döneceğiz? İşte ben davetinize icabetle bu nedenle buradayım.  Bence ileriye yönelik olarak birlikte devam etmemiz gerekiyor. "
 

Anahtar Kelimeler:
ErdoğanObamaMerkel
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.