12 Temmuz 2017 Çarşamba 17:16
AK Parti "15 Temmuz Milli İradenin Zaferinin Analizi" kitabı hazırladı

AK Parti'de Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı  Öznur Çalık'ın başkanlığında, 15 Temmuz şehit ve gazilerinin anısına, alanında  uzman akademisyenler tarafından "15 Temmuz Milli İradenin Zaferinin Analizi"  isimli Kitap hazırlandı.

 6 bölümden oluşan 304 sayfalık kitap, Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel  Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin  değerlendirmelerine yer verildi. Erdoğan, kitaptaki ifadelerinde, ülkelerin ve milletlerin  tarihlerinde, geleceklerine yön veren dönüm noktaları olduğuna işaret ederek, 15  Temmuz 2016'nın Türkiye ve Türk milleti için bir dönüm noktası olduğunu bildirdi. Türkiye'nin, 15 Temmuz gecesi hem darbe girişimine hem bir dizi terör  eylemine hem de örtülü bir işgal girişimine maruz kaldığını belirten Erdoğan,  "Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yuvalanan bir grubun, bir cuntanın eseri  olması dolayısıyla 15 Temmuz, kesinlikle bir darbe girişimidir. Bununla birlikte  darbecilerin milletimize karşı hedef gözetmeksizin uyguladıkları şiddet  itibarıyla 15 Temmuz'a, yine tereddütsüz bir şekilde terör eylemi diyebiliriz."  ifadelerini kullandı.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem darbe girişiminin gerisindeki silüetler hem  de başarılı olması halinde hayata geçirilecek niyetler itibarıyla 15 Temmuz'un,  1912'den 1923'e kadar geçen kısa sürede, "yüzde 80'i kaybedilen topraklardan elde  kalan son parçanın işgali teşebbüsü olduğunu" vurguladı. Darbe girişiminin başarılı olması halinde, Sevr'i dahi aratacak  dayatmalarla karşılaşılacağına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: "Hamdolsun, milletimiz o gece, sahneye konmaya çalışılan senaryonun  tüm safhalarını, perde arkasındaki tüm hazırlıkları anında kavramış, buna  karşı tavrını da net bir şekilde ortaya koymuştur. Camilerden yükselen selaları  duyunca gözünü kırpmadan tankların, helikopterlerin, uçakların üzerine giden bir  milletin evladı olmakla gurur duyduğumu her fırsatta ifade ediyorum. Biz de  milletimizden aldığımız güçle darbecilerin karşısında dimdik durduk ve böylece  oyunu bozduk. Şairin, 'Yürüyeceksin, millet yürüyecek arkadan.' ifadesinde olduğu  gibi, o gece milletimizle birlikte yürüdük."

 'TÜYLERİMİZ DİKEN DİKEN OLUYOR'

Erkeği ve kadınıyla, genci ve yaşlısıyla, her meslekten, her sosyal  kesimden, her siyasi görüşten ferdiyle bütün bir milletin, adeta Çanakkale  ruhunu, İstiklal Harbi ruhunu bir asır sonra ihya ettiği vurgusunda bulunan  Erdoğan, şöyle devam etti:  "11 şehrin dört bir yanından akın akın gelen insanlar İstanbul'da  indiğimiz havalimanını çepeçevre kuşatmamış olsaydı, FETÖ'nün gözü dönmüş  katilleri uçaklarıyla, helikopterleriyle, tanklarıyla üzerimize  saldıracaklardı. Nasibimizde şehadet olmadığı için bugünlere ulaştık. Bugüne  kadar şahsen görüştüğüm veya arkadaşlarımızın ziyaret ettikleri şehit  yakınlarımızın, gazilerimizin vakur duruşları bizi ayrıca  duygulandırıyor. Şehitlerimizle, gazilerimizle ilgili öyle hikayeler, öyle  anekdotlar işitiyoruz ki tüylerimiz diken diken oluyor. Milletimiz bu imanla bu  inançla bu azimle bu dirayetle mücadelesini sürdürdüğü müddetçe, 7 düvel bir olup  üzerimize gelse Allah'ın izniyle bizi bir adım geriletemez."

 AK Parti Sosyal Politikalar Başkanlığınca hazırlanan, her biri kendi  alanının önde gelen isimler olan akademisyenlere yaptırılan araştırmanın,  15 Temmuz gecesinin, şehit ve gazilere odaklı bilimsel analizi olduğunu dile  getiren Erdoğan, araştırma projesinin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere  teşekkür etti.

HİÇİR İHANET BİRLİĞİMİZİ BOZAMAZ  

Kitapta 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin görüşlerine yer verilen  Başbakan ve Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım da milletin yüzyıllar boyunca  vatanı, bayrağı ve istiklali uğruna çok çetin mücadeleler verdiğini, mukaddes  değerlerini canı pahasına muhafaza ettiğini belirtti. Yıldırım, 15 Temmuz 2016'da da istiklale, istikbale ve demokrasiye  kasteden darbe teşebbüsü karşısında Türkiye'nin hukukuna, seçilmiş hükümetine ve  milli iradesine sahip çıkan milletin, o gece eşsiz bir demokrasi destanı  yazdığını ve Türkiye'yi işgal edilebilir hale getirmek isteyen hainlere fırsat  vermediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Meclisin ve hükümetin Türk milletine  yakışır bir temsil örneği sergilemeleri, aynı zamanda medyanın takdire şayan  demokratik tavrı karşısında hain FETÖ mensubu darbecilerin kısa zamanda teslim  olma mecburiyetinde kaldığını dile getiren Yıldırım, bu asil direnişin ve  haftalarca süren demokrasi nöbetlerinin, milletin sarsılmaz iradesini bütün  dünyaya gösterdiğini bildirdi. O karanlık ve uzun gecede Türkiye'yi aydınlatan, ülkeyi büyük bir  felaketin eşiğinden çekip kurtaranların şehit ve gaziler olduğuna değinen  Yıldırım, şu ifadeleri kullandı:

 "Bizim inancımızda 'şehitlik' ve 'gazilik' en mukaddes makamlardır.  Vatan için canlarını feda eden bütün şehitlerimizi hürmetle, rahmetle, minnetle  yad ediyorum. Gazilerimize de Allah'tan sağlık, afiyet ve uzun bir ömür niyaz  ediyorum. 79 milyon Vatan evladı o gece nasıl bir kardeşlik ruhu ile birlik ve  beraberliğin en güzel örneklerini sergilediyse, inanıyorum ki bu ruh ve şuur  hiçbir zaman kaybolmayacak. Hiçbir ihanet şebekesi, hiçbir terör örgütü birlik ve  beraberliğimizi bozamayacak. Bu aziz vatanı namert ve kalleşler  çiğneyemeyecek. Rengini şehitlerimizin kanlarından alan al bayrak hiçbir zaman  inmeyecek. O karanlık gecede okunan ezanlar ve selalar ruhumuzu nasıl  birleştirdiyse bundan sonra da daima bir ve beraber olacağız."

  166 ŞEHİT, BİN 517 GAZİ YAKINI İLE GÖRÜŞTÜ 

 Altı bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, araştırmanın amacı ve  önemine ilişkin bilgiler yer aldı. Milletin gerek Kurtuluş Savaşı gerekse 15 Temmuz direnişi  deneyimlerinin de gösterdiği gibi kitlelerin harekete geçmesinde, sevk ve  idaresinde liderliğin her zaman önemli bir rol oynadığına işaret edilen kitapta,  Kurtuluş Savaşı'nın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde, Anadoluhalkının  liderle birleşerek işgalden kurtuluşunun kahramanlık destanı olduğu hatırlatıldı.

banner505
  15 Temmuz'un ise 15 yıldır topluma güven ve özgüven aşılama çabasında  olan Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde kazanılan milli irade zaferi olduğuna  vurgu yapılan kitapta, milletin taşıdığı yüksek tarih bilincinin, sürekli olarak  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın şiirlerinde, icraatlarında ve konuşmalarında tecessüm  ettiği, Erdoğan'ın, toplumun tarihsel hafızasıyla günümüzün sorunlarını karşı  karşıya getirdiği anlatıldı. Tarihsel sorumluluğun tüm ağırlığını üzerinde hisseden toplum ve  liderliğin, bir sinerji oluşturarak ülkenin önünü aydınlattığına işaret edilen  kitapta, 15 Temmuz darbe girişiminin, Türkiye tarihinde daha önce hiç tecrübe  edilmemiş bir Hadise olduğu kaydedildi. Ordunun içinde çöreklenen bir grup vatan haininin millete karşı,  milletin silahlarıyla meşru iktidarı düşürmeye çalışmasının ve buna karşı halkın  topyekun savunmaya geçmesinin tarihte istisnai bir hadise olarak yerini alacağına  değinilen kitapta, 15 Temmuz'da 250 şehit verildiği, 2 bin 194 vatan evladının  gazilik mertebesine ulaştığı belirtildi.  Kitabın, "15 Temmuz milli iradenin direnişi" ile ilgili yapılan en  geniş saha çalışmalarından biri olduğuna işaret edilerek, bu kapsamda 166 şehit  yakını, bin 517 gazi ile birebir görüşme yapıldığı ifade edildi.

 Araştırmada, 15 Temmuz direnişini oluşturan etkenlerin, siyasi ve  sosyal dinamiklerin, kapsamlı şekilde analiz edildiği, çalışmayla direnişin  tarihe mal olacak kapsamlı bir arşivinin oluşturulmasının hedeflendiği  bildirildi. Çalışmanın odak noktası direnişçilerin profilleri ve direnişe  sürükleyen nedenler olsa da toplumun meydanlarda vesayetçilere ve darbelere  karşı gösterdiği tavrı anlamak ve Türkiye'deki darbelerin tarihini ve  sosyal etkilerini hatırlamak için 1960 darbesi başta olmak üzere milli  irade üzerinde vesayet niteliğindeki tüm teşebbüslerin, kitabın ikinci bölümünde  özetlenerek hatırlanmaya çalışıldığı kaydedildi.

  EN ENÇ ŞEHİT 15, EN YAŞLI ŞEHİT 63 YAŞINDA 

Kitapta, 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe ve işgal girişiminin  kronolojik bir yaklaşımla çeşitli bilgiler aktarılırken, şehit ve gazilerin  sosyoekonomik durumları hakkında elde edilen bulgulara yer verildi.  Buna göre, şehitlerin yaş ortalaması 36, en genç şehit 15, en yaşlı  şehit ise 63 yaşında.  Gazilerin en küçüğü 9, en büyüğü ise 83 yaşında.

 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele ederken şehit düşenlerin  yüzde 31,3'ünün memurlardan, yüzde 30,1'inin işçilerden, yüzde 18'inin ise  serbest meslek mensubu vatandaşlardan oluştuğu tespit edildi. Şehitlerin yüzde  5,6'sı işsiz veya gündelik işlerde çalışıyordu. Şehitlerin yüzde 61,4’ünün çocuğu bulunuyordu. 15 Temmuz darbe  gecesinde hainler,  373 çocuğu yetim veya öksüz bıraktı. Şehit yakınları ve gazilerin tamamı, darbeye karşı milletin  toparlanmasında camilerden okunan birlik selalarının etkili olduğunu düşünüyor.  Birlik selalarının "çok etkili" olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 95,2, etkili  olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 4,8.

 YÜZDE 47'Sİ KURŞUNLA VURULDU 

Kitapta insanların "ölüm nedenleri"ne de yer verildi. Buna göre,  ölümlerin yüzde 47,5'i kurşunla vurulma, yüzde 21'inin uçakların bombalaması,  yüzde 9'unun tankların ezmesi, yüzde 6,3'ünün helikopterlerden açılan ateş,   yüzde 4,2'sinin de şarapnel yaralaması sonucu olduğu tespit edildi. Kitapta, gazilerin yüzde 39,8'inin çatışmalar sırasında ateşli silahla  vurularak, yüzde 27,8'inin şarapnel parçalarıyla, yüzde 6,9'sının  helikopterden açılan ateşle, yüzde 7,9'unun tankların ezmesiyle, yüzde 2,9'unun  uçakların bombalamasıyla yaralandığı belirlendi. Gazilerdeki uzuv kaybı oranı ise  yüzde 6,6.

 Gerek şehitlerin ölüm nedenleri gerekse gazilerin yaralanma tiplerinin  ve oranlarının, o gece yaşananların basit bir çatışma ve direniş değil, tam  anlamıyla "savaş hali" olduğunu gösterdiğine vurgu yapılan kitapta, bu oranların,  15 Temmuz milli irade zaferini karartmak isteyen odaklar tarafından geliştirilen  "kontrollü darbe" söylemlerinin altının ne kadar boş olduğunu da gösterdiği  kaydedildi.

Kitaba göre, 15 Temmuz darbe girişimininde sokağa çıkan gaziler, neden  çıktıklarını şu cümlelerle tanımladılar:  "Millet, bayrak, vatan ve devlet için", "Cumhurbaşkanımız için,"  "demokrasi ve milli irade için", "Başbakanımızın çağrısı için", "İslam, ezan,  selalar için", "eski darbeleri yaşamış yine aynı duruma düşmemek için",  "çocuklarımın geleceği için,"bir gün çocuğuma 'ben de o gün dışarı çıktım.'  diyebilmek için", "Mısır, Suriye ve Irak gibi olmamak için."

  Kitapta, gazilerin görüşlerine de yer verildi. Gazilerin, 15 Temmuz  darbe girişimi sırasında görevde olan 6 yaverinden 4'ünün darbeci çıkan  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hayatı için endişelerini dile getirdikleri,  "Cumhurbaşkanımız etrafındakilere dikkat etsin." dileğinde bulundukları ve  Cumhurbaşkanını koruyacak kişilerin, 15 Temmuz'da canını ortaya koyan insanlardan  seçilmesi gerektiğine ilişkin önerilerde bulundukları belirtildi. Kitapta, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sağlığı için dua eden gazilerin,  "Kendisini çok seviyoruz. Etrafındakilere dikkat etsin. Allah'a ve Resulüne daha  sıkı tutunsun." şeklindeki ifadelerine de yer verildi.

  Kitapta, "27 Mayıs 1960 bir cuma günüydü. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980,  28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 ve 15 Temmuz 2016 günleri de öyle. Son 60 yıllık  tarihimizde cuma günlerimiz hep darbelerle karartılmaya çalışıldı. İç ve  dış vesayet odakları, dinimizce mübarek olan cuma günlerimizi birer 'kara  cuma'ya çevirmek istediler. Maalesef 15 Temmuz 2016'ya gelene dek de  görece başarılı oldular." değerlendirmesinde bulunuldu. Kitabın sonuç bölümünde ise 15 Temmuz gecesi yaşananları önceki darbe  girişimlerinden farklı kılan en temel unsurun, darbeye karşı milletin gösterdiği  direniş ve direniş sonucu elde edilen zafer olduğu vurgulandı.

  "Bu zaferi bize sağlayan direnişçilerimiz, karartılmaya çalışılan  cumamızı aydınlığa çevirdiler." ifadesi kullanılan sonuç bölümünde, o gece  yaşananlar basit bir darbe girişiminden öte topyekun bir işgal girişimi olduğu  bildirildi. Kitapta, "Bu girişimi gerçekleştiren hainler daha önce eşi benzeri  görülmemiş bir şiddet uygulayarak amaçlarına ulaşmaya çalıştılar."  değerlendirmesinde bulunuldu.