Sigorta ve Emeklilik Sektörü Strateji Belirleme Çalıştayı

- Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Genç: - "Teknolojiyi çok iyi kullanmamız gerekiyor. Artık (sigorta sektöründe) bir kağıtsız ortam devrimi yapmamız gerekiyor. Belki düzenleme tarafında Hazine, uygulama tarafında özellikle birlikler ve diğer aktörler hep beraber kağıdı kaldırmamız gerekiyor" - İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı: -"Gelecekte hiçbir şey şuanki hızda olmayacak. Bizim de sanayisi olsun, sigortacılık sektörü olsun bütün sektörlerin buna ayak uydurması çok önemli" - TOBB Sektörler ve Girişimcilik Daire Başkanı Ozan Acar: - "OECD istatistiklerine göre Türkiye'de (sigorta sektöründe) toplanan primin yüzde 44'ü hasar olarak ödeniyor" - TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut: - "Türkiye'de 6 bin 978'i gerçek, 8 bin 905'i de tüzel kişi olmak üzere 15 bin 883 adet levhaya kayıtlı olarak faaliyet gösteren acente var"

Sigorta ve Emeklilik Sektörü Strateji Belirleme Çalıştayı

İSTANBUL (AA) - Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Genç, "Teknolojiyi çok iyi kullanmamız gerekiyor. Artık (sigorta sektöründe) bir kağıtsız ortam devrimi yapmamız gerekiyor. Belki düzenleme tarafında Hazine, uygulama tarafında özellikle birlikler ve diğer aktörler hep beraber kağıdı kaldırmamız gerekiyor." dedi.

Türkiye Sigorta Birliği tarafından düzenlenen "Sigorta ve Emeklilik Sektörü Strateji Belirleme Çalıştayı" kapsamında, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Genç'in moderatörlüğünde "Dağıtım Kanalları Durum Değerlendirmesi, Sektörün Gelişimine İlişkin Çözüm Önerileri, Reel Sektör Beklentileri" konulu bir panel gerçekleştirildi.

Genç, panelin kapanışında yaptığı konuşmada, zirve kapsamında söz konusu panelin gerçekleştirilmesinin çok önemli olduğunu vurgulayarak, panele katılmaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

Sigorta haberlerine ilişkin geçmiş yıllara ait gazete taraması yaptığını ve 1990'lı yıllarda gazetelerde bir başlığa denk geldiğini anlatan Genç, " 'Sigorta şirketlerinin aktifleri donuk' şeklinde. Neden kaynaklanıyor? Acentelerden olan alacaklar nedeniyle kaynaklanıyor. Enflasyon aşırı yüksek, acenteler parayı topluyor ve sigorta şirketine göndermiyordu. Ama bu yıllarda artık böyle bir sorun ortadan kalktı." diye konuştu.

1997'de ilk Sigortacılık Genel Müdürlüğüne geldiğinde bu sorunun o zamanlar çok canlı olduğunu dile getiren Genç, "Biz şirketleri incelerken direkt acentelerden alacaklara bakardık, hesap vardı o zamanlar. Artık hesap kalmadı bunun adı değişti. Ama bilmiyorum katılır ya da katılmazsınız bunun önemi azaldı, artık böyle bir sorunun sektörde kalmadığını düşünüyorum." dedi.

Genç, günümüzde zamanın etkin kullanılmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Ülkeler arası yarışın ve firmalar arası rekabetin hızlandığını anlatan Genç, "Zamanı etkin kullanmamız gerekiyor. Teknoloji çok önemli, zaten bize zamanı etkin kullandıracak olan da teknoloji. Bu teknolojiyi de çok iyi kullanmamız gerekiyor. Artık (sigorta sektöründe) bir kağıtsız ortam devrimi yapmamız gerekiyor. Belki düzenleme tarafında Hazine, uygulama tarafında özellikle birlikler ve diğer aktörler hep beraber kağıdı kaldırmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Teknolojinin sigorta aracılarına yönelik tehdit oluşturmadığını kaydeden Genç, "Çünkü 4-5 sene önce bir makale yayımlandı 6 ülke incelenmişti. Orada teknolojiyi aracılarla beraber kullanıyor sigorta şirketleri. Dolayısıyla o şekilde devam eder diye düşünüyorum. Teknolojiyi artık biz gözetim ve denetimimizde de kullanmamız gerekiyor. Denetim ve gözetim sistemimizde teknolojiyi kullanmazsak biz daha bu şikayetleri dinlemeye devam ederiz." diye konuştu.

Genç, sigorta sektörünün geçmişte de şimdiki gibi çok büyük potansiyele sahip olduğunu ancak bu potansiyelin artık kullanılması gerektiğinin altını çizerek, şunları söyledi:

"İnanın 20 sene önceki gazeteleri açın orada da diyor ki; 'bu sigorta sektörü acayip canavar bir sektör', 'küçük ama potansiyeli var'. Biz 30 senedir 'bu şirket küçük ama potansiyeli var' diyoruz. Artık bu potansiyeli harekete geçirmemiz gerekiyor. Bana söylenen güzel sözler için teşekkür ediyorum ama özeleştiri de yapmamız gerekiyor. Birçok düzenleme yaptık ama sonuç nerede? Geldiğimiz yer; prim bölü gayri safi yurtiçi hasıla 0,5'ten bir buçuğa gelmiş. 3'e katlamış ama bu gelinen nokta çok yetersiz."


- "Teknolojinin birçok şey kazandıracağı kesin ancak beraberinde riskleri de getiriyor"


İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ise panelde yaptığı konuşmada, sanayici için sigortanın sadece olası hasarların karşılanması anlamına gelmediğini aynı zamanda sanayicinin üretim ve üretimin devamına önem verdiğini dile getirdi.

Sanayicinin kazandığını hep yatırımına yönlendirip üretimini artırma peşinde olduğunu ifade eden Özhamaratlı, "Dünyada herşey değişiyor ve inanılmaz hızla hızını artırarak değişiyor. Gelecekte hiçbir şey şuanki hızda olmayacak. Bizim de sanayisi olsun, sigortacılık sektörü olsun bütün sektörlerin buna ayak uydurması çok önemli." dedi.

Türkiye'de sigortacılığın hak ettiği ya da olması gerektiği noktada olmadığı konusunda herkesin hemfikir olduğunu belirten Özhamaratlı, şöyle devam etti:

"Bir rakam vermek gerekirse belki bugünkü potansiyelin 5 katı potansiyel var. Bu aslında çok iyi bir şey. Biz sanayiciler için böyle bir potansiyelin olması muhteşem bir şey ama çok dikkatli de olmak lazım. Teknolojinin, yapay zekanın, büyük verinin mutlaka bir çok şey kazandıracağı kesin. Maliyetleri düşürecek, verimlilikleri artıracak, dolayısıyla umuyoruz ki bizler açısından fiyatlar da düşecektir. Bu da sigortalanmayı da bir anlamda artıracak. Fakat bir taraftan da ciddi riskler getiriyor, bu yapay zeka dediğimiz, öğrenen makinelerin sürekli bir öğrenimde olan makinaların hakimiyetinin de bizde olması lazım. Dolayısıyla birçok riski de beraberinde getiriyor bunun da farkında olmak lazım."

Özhamaratlı, sanayicinin sigortacılardan paket sigorta sunulması noktasında bazı beklentileri olduğuna işaret etti.

Bu noktada bir eksiklik gördüğünü aktaran Özhamaratlı, "Sigortacı ile sanayici bir araya geldiği zaman sigortacının mutlaka o firmanın ve o sektörün bir incelemesini yapması lazım ve sanayiciye ya da sigorta yaptıracak olana bir sigorta paketi vermesi lazım. Sonuçta o firmanın da ayıracağı bir bütçe vardır sigorta için. Öngörülebilir bir bütçe vardır, bu noktada en optimum o firmanın özelinde nasıl bir sigorta yapılması gerekir bunu aktarmak lazım. Ben bu noktada eksiklik görüyorum." ifadelerini kullandı.

Özhamaratlı ayrıca sigortacının sanayicileri ve sigorta yapılanları olası risklerle ilgili bilgilendirmeleri ve devamlılığı sağlamaları gerektiğini sözlerine ekledi.


- "Paket sigorta yaptıran KOBİ'lerin oranı yüzde 37"


Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sektörler ve Girişimcilik Daire Başkanı Ozan Acar ise sektöre ilişkin yaptıkları bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı.

Ergo firmasıyla yaptıkları çalışmada KOBİ'lerin sigorta kullanım alışkanlıklarını ölçmeye çalıştıklarını dile getiren Acar, şunları kaydetti:

"Orada ilginç sonuçlar çıkıyor. Burada paket sigorta yaptıran KOBİ'lerin oranı yüzde 37 olarak çıktı. Dolayısıyla daha gidecek yol var bu anlamda. Asıl bu çalışmanın en çarpıcı sonucu şuydu; 'Bir hasarla karşılaştığınız zaman hasardan sonra aldığınız sigorta paketini değiştiriyor musunuz?' diye sorduk, yüzde 44'ü 'evet' demiş. Baktığınızda bir KOBİ, bir hasarla karşılaştıktan sonra sigorta paketini değiştiriyor. Eğer değişiklik yapıyorsa bu onun doğru paketi almadığı anlamına geliyor. Burada bir problem gözüküyor."

İkinci olarak KOBİ'lerin sigorta paketlerinden neden memnun olmadıklarına da baktıklarını aktaran Acar, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bunun en temel nedeni hasarı ödenmemiştir ondan memnun olmaz. OECD'nin istatistiklerine baktık, Türkiye'de toplanan pirimin yüzde 44'ü hasar olarak ödeniyor. Diğer Avrupa ülkelerinde Almanya'da , İtalya'da, Fransa'da, İspanya'da, Uzak Doğu'da, Japonya'da bu oran yüzde 70-80'lere çıkıyor. Şimdi sigortacılar bana kızıyor olabilir, evet belki karşılık ayırmak gerekiyor, bilançolarda bit takım ayrı yerlede tutulan unsurlar var ama sonuçta hasarın geri ödemesinde ciddi bir düşüklük varmış gibi görünüyor. Bence penetrasyonun düşük olmasının altındaki nedenlerden biri de bu olabilir. Daha çok doğru poliçeler yapılarak hasarların doğru ödendiği bir mekanizmanın ortaya çıkması gerekiyor."


- "Türkiye'de tahmini sigortalılık oranı yüzde 15"


TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi (SAİK) Başkanı Levent Korkut da Türkiye'de 6 bin 978'i gerçek, 8 bin 905'i de tüzel kişi olmak üzere 15 bin 883 adet levhaya kayıtlı olarak faaliyet gösteren acente bulunduğu bilgisini paylaştı.

Tüm bu acentelerin toplam olarak 40 bin kişiye doğrudan istihdam sağladığını ve hepisinin ticaret odalarının üyesi olduğunu bildiren Korkut, "Acentelerimiz ülkemizin tüm illerinde ve pek çok küçük yerleşim yerlerinde faaliyet göstermekte olup ayrıca düzeyleri farketmemeksizin her vatandaşa nokta bazında ulaşma imkanına sahip tek dağıtım kanalıdır. Sigorta acenteleri ülkemizde yapılan trafik sigortalarının yüzde 93'ünü, hayat dışı sigortaların yüzde 61'ini, hayat sigortalarının ise maalesef yüzde 9'unu üretmektedir." dedi.

Acentelerin hali hazırda sektörün en önemli ve büyük dağıtım kanalı olduğunu dile getiren Korkut, acentelerin 7/24 hizmet anlayışıyla da sigortalıya dokunuş mesafesinde yakın bulunduğunu kaydetti.

Korkut, Türkiye'de tahmini sigortalılık oranının yüzde 15 civarında seyrettiğini ve sigorta bilincinin artırılması gerektiğini belirtti.

Rosenberg&Parker Of Turkey Kefalet Sigortaları Yurtdışı Uygulamaları Başkanı Meltem Bebekoğlu ve Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Başkan Ateş Çeber de birer sunum yaparak sektöre ilişkin bilgiler verdi.

Öte yandan, yabancı katılımcıların da yer aldığı söz konusu çalıştay, basına kapalı oturumlarla gün boyunca devam edecek.




YORUM EKLE