19 Kasım 2018 Pazartesi 11:40
’Elleri olmayan’ engellilerin ’parmak izi’ sorunu

Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Psikolog İlknur Peder, özel hastane ve tıp merkezlerinde SGK’lı hastalar için zorunlu olan parmak izi uygulamasının, elleri ve parmakları olmayan engelliler için farklı sorunlara neden olduğunu belirtti.

Özel hastaneler ve sağlık kurumlarına başvuran elleri ve parmakları olmayan engelli vatandaşların, biyometrik kimlik doğrulama işlemine tabi tutularak ’avuç içi damar izi’ veya ’parmak izi’ uygulaması, engelli vatandaşlar için farklı sorunlara neden oluyor.

Türkiye Sakatlar Derneği İzmir Şubesi Başkanı Psikolog İlknur Peder, SGK’nın ilgili yönetmenliğinde, ’Acil durumlar ile genel sağlık sigortalı olan 12 yaş ve altı çocuklar ile 65 yaş üstü kişiler, her iki eli olmayanlar, her iki elinde avuç içi damar izi bütünlüğü bozulmuş olanlar, felç ve benzeri tıbbi nedenlerden dolayı avuç içi damar izi alınamayan kişilerin avuç içi damar izi sistemiyle biyometrik kimlik doğrulamasının yapılması gerekmiyor’ denilmesine rağmen önemli sorunlar yaşadıklarını belirterek, "Kendim dahil birçok arkadaşımız benzer sorunlar yaşıyor. Bakanlığın ilgili yönetmenliğine rağmen özel sağlık kurumu çalışanları ile yöneticilerinin bundan haberdar olmadıklarını, farklı zorluklar çıkardıklarını gözlemliyoruz. Ciddi biçimde bilgi eksikliği var. Medula sisteminin el izi ve parmak izi alınması mümkün olmadığı durumlarda alternatif kayıt yöntemi var. Bu açıkça belirtilmiş, düşünülmüştür. Özel hastanelerin, sağlık kurumlarını bize karşı daha duyarlı olmaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu.

Türkiye’de sağlık, eğitim, ulaşım başta olmak üzere yaşamın bütün alanlarında engellilere yönelik yeterli duyarlılığın oluşmadığını öne süren Peder, "İlköğretimden başlamak üzere engellilere yönelik mutlak bir toplumsal eğitim stratejisi, davranış, yaklaşım biçimini de kapsayan eğitim şart. Dünyanın birçok ülkesinde bulunan okullarda ’engellilik’ ayrı ve özel bir eğitim kategorisi olarak değerlendirilmektedir. Doğuştan ya da sonradan engelli olmuş, yaşamın birçok aktivite alanından kopmak zorunda kalmış engelli vatandaşlara acımak, üzülmek yerine onları; hayatın, üretimin, eğitimin, bilimin kopmaz bir parçası, bireyi haline getirmek zorundayız" dedi.