banner527

Doç. Dr. Kahyaoğlu: “Brexit’te Türkiye’nin Gümrük Birliği’ni güncellemesi avantaj olacak”

İngiltere’nin Brexit sürecini değerlendiren Doç. Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu, “Brexit’e bağlı olarak gelecek dönemde en önemli rekabet, küresel finansal piyasaların merkezinin nerede konumlandırılacağı üzerine olacaktır. Türkiye’nin...

Doç. Dr. Kahyaoğlu: “Brexit’te Türkiye’nin Gümrük Birliği’ni güncellemesi avantaj olacak”

İngiltere’nin Brexit sürecini değerlendiren Doç. Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu, “Brexit’e bağlı olarak gelecek dönemde en önemli rekabet, küresel finansal piyasaların merkezinin nerede konumlandırılacağı üzerine olacaktır. Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’nın özellikle yeni teknolojilerin ortaya çıkardığı ticareti kapsayacak biçimde güncellenmesi bu konuda bizim için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu noktada da katma değerli bilgi üreten kurumlara, başta üniversiteler olmak üzere önemli görevler düşüyor” dedi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci olarak başlayan Brexit süreci, dün alınan kararla ikinci kez ertelendi. Süreci değerlendiren Bakırçay Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi’nden Doç. Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu, İngiltere’nin ekonomi yapısı dikkate alındığında gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 80’ini aşan bir hizmet sektörü, yüzde 19 büyüklüğünde sanayi sektörü ve yüzde 1’in altında tarım sektörü ile dünyanın en büyük finansal hizmet ihracını gerçekleştiren ülke konumunda olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Kahyaoğlu, “OECD verilerine göre finansal hizmetler sektörü, İngiltere ekonomisine yüzde 7 düzeyinde katma değer sağlamaktadır. İngiltere özellikle aktif büyüklüğü açısından değerlendirildiğinde Avrupa’nın en büyük bankacılık sistemine sahiptir. Bununla birlikte dünyadaki finansal işlemler (trading) içerisinde döviz işlemlerinin yaklaşık yüzde 35-40’ı İngiltere finansal piyasaları aracılığıyla gerçekleşmektedir. Muhabir bankacılık işlemlerinin ise yüzde 16’sı İngiltere üzerinden yapılmaktadır. Küresel finansal piyasalarda gerçekleşen tezgah üstü (OTC) türev işlemlerin yaklaşık yüzde 40’ı İngiltere, diğer yüzde 40’ı ABD üzerinden olmakla birlikte kalan yüzde 20’si ise Japonya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinde gerçekleşmektedir” dedi.

“Hangi koşul ve kuralların geçerli olacağı belli değil”

İngiltere ekonomisinin özellikle hizmet sektörü ağırlıklı bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Doç Dr. Kahyaoğlu, “Bu yapı içerisinde eğitim ve finansal hizmetler önemli bir talebe karşılık üretilmektedir. Avrupa Birliği içinde hizmet ticaretinde İngiltere söz konusu sektörlerde önemli bir paya ve etkiye sahiptir. Avrupa’da ortaya çıkacak etkiler açısından finansal sektörün bütün AB üyesi ülkelerine yönelik bir hizmet sağlayıcı sektör olduğu dikkate alındığında Brexit sonrası bu hizmetlerin Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarına göre gerçekleştirilmesi söz konusu olacaktır. Ancak, DTÖ’nün finansal hizmetlerin ticareti konusunda temel kuralları bulunmamaktadır. Bu durum, finansal hizmetlerin ticareti konusunda ülkelerin finansal açıklık politikalarına bağlı yeknesak ve iç hukuk düzenlemeleri ile birlikte ülkelerin katılımı ile oluşturulmuş üst düzenleyici otoriteler aracılığıyla uzlaşmaya dayalı kurallarla yürütülmektedir. Bu çerçevede İngiltere’nin Brexit ile birlikte AB içinde sağlamış olduğu finansal hizmetler ile finansal teknolojilerin (fintech) ticaretinde hangi koşul ve kuralların geçerli olacağı belli değildir” dedi.

“Rekabet, küresel finansal piyasaların merkezinin nerede konumlandırılacağı olacak”

Bu açıdan değerlendirildiğinde İngiltere hizmetler sektörünün içinde önemli bir paya sahip olan finansal sektörünün bir kısmının AB içine doğru bir yönelim içinde olabileceğini ifade eden Kahyaoğlu, “Bunun en önemli sonucu, küresel finans merkezlerinden birisi olan Londra’nın yerine Frankfurt’un (AB Merkez Bankası’nın merkezi Frankfurt’tadır) ne kadar öne çıkabileceği tartışılmalıdır. Brexit’e bağlı olarak gelecek dönemde en önemli rekabet, küresel finansal piyasaların merkezinin nerede konumlandırılacağı üzerine olacaktır. Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’nın özellikle yeni teknolojilerin ortaya çıkardığı ticareti kapsayacak biçimde güncellenmesi, bu konuda bizim için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu noktada da katma değerli bilgi üreten kurumlara, başta üniversiteler olmak üzere önemli görevler düşmektedir” ifadelerini kullandı.

“Entegrasyon, tarihi öncülüğünü yapan bir ülke tarafından reddediliyor”

Doç. Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“İktisadi entegrasyonların kurulması konusunda avantaj ve dezavantajlar dikkate alındığında ekonomi teorisi de avantajların daha fazla olduğunu söyleyerek entegrasyonların yapılmasına yönelik çok sayıda kuralı ortaya koymuştur. Ancak, ekonomik entegrasyondan bir ayrılığın nasıl yapılabileceği konusunda henüz teorik temelli bir bilgi yoktur. İlginç olan, serbest ticaretin öneminin doğduğu topraklarda buna giden modern dünyadaki uygulamalarından birisi olan entegrasyon, tarihi öncülüğünü yapan bir ülke tarafından reddedilmektedir.”
YORUM EKLE