Afyonkarahisar’da Avrupa standartlarında süt üretiliyor

Afyonkarahisar’da 2010 yılında inşasına başlanan ve bugün Avrupa standartlarında günlük 10 ton süt üretilebilen tesis, ülkenin sağlıklı ve hijyenik süt ihtiyacının ciddi bir bölümünü karşılıyor.Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde...

Afyonkarahisar’da Avrupa standartlarında süt üretiliyor

Afyonkarahisar’da 2010 yılında inşasına başlanan ve bugün Avrupa standartlarında günlük 10 ton süt üretilebilen tesis, ülkenin sağlıklı ve hijyenik süt ihtiyacının ciddi bir bölümünü karşılıyor.

Afyonkarahisar’ın Çay ilçesinde çok ortaklı bir firma tarafından kurulan çiftlikte, 600 büyükbaş kapasitesi ile günlük 10 ton süt, el değmeden üretiliyor. Türkiye’nin son yıllarda süt ve et konusunda dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla Avrupa standartlarında üretim yapan tesis, ayrıca kaba yem ihtiyacının yüzde 60’ını da kendi bünyesindeki tarım alanlarından sağlıyor. Son sistem cihaz ve makineler ile günde 3 sefer sağım yapılan inekler ise hayvan refahına uygun olarak yetiştiriliyor.

“Birinci kalitede süt üretiyoruz”

İşletme Genel Müdürü Mustafa Çelikten, günlük 10 ton birinci kalite çiğ süt elde ettiklerini belirtti. Çelikten "İşletmemiz 50 yıllık bir yem faaliyetinde başladı, son 10 yıldır da tarım ve hayvancılık konusunda yatırımlar yaparak tamamıyla öz sermayeyle beraber ülkemizin eksik olan et ve süt ihtiyacını karşılamak için 2010 yılından itibaren bu faaliyetler başladık. Bizim için olmazsa olmaz süt. Ana olmadan dana olmuyor. Bu nedenle hem süt üretimimiz, hem aynı zamanda üretimlerimizin yarısını teşkil eden erkek buzağı üretimi de devam etmektedir. Bizim kurum kültürümüz Türk insanının layık olduğu kalitede yüksek protein içeren tamamıyla sağlıklı ürünler üretmek. O nedenle biz büyük firma olmasak bile en azından lider olan, öncü olan ve kaliteden taviz vermeden ülke insanımızın istemiş olduğu ve beklemiş olduğu ürünleri ve ürün çeşitliliğini yapan bir firmayız biz. Bizim burada 600 baş hayvanımız var, toplam kapasitemiz zaten 650, bu gün itibariyle ortalama 300 hayvan sağılmakta ve 10 ton günlük süt üretimi yapılmaktadır. Tamamıyla çiğ süt niteliğine uygun, birinci kalitede süt üretilmektedir.”

“Buzağı kaybı yüksek olan bir ülkede et sorunumuz olacak, süt sorunumuz olacak”

Ülkemizde buzağı ölümlerinin fazla olması nedeniyle et ve süt noktasında dışa bağımlı bir ülke olduğumuzu dile getiren Çelikten, ayrıca ara eleman bulma noktasında da ciddi sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi. Çelikten, “Bizim tarım ve hayvancılık politikaları oturmadığı için sürdürülebilirliğimiz çok kesintili. Bu nedenle tamamıyla hibe ve destekler mevcut eskiden beri devam eden işletmelere verilmesi lazım. Çünkü her an fiyat spekülasyonlarıyla alakalı işletmeler para kazanacağı zamanda yeni yatırımcılar devreye girerek para kazanamamakta, iyi niyetle üreticiler maalesef zarar etmekte ve üretimden çekilmekteler. Bu nedenle mevcut bizim politikalarımız, desteklemelerimiz mevcut işletmelerin desteklenmesiyle alakalı. Özellikle buzağı kaybı çok fazla olan ülkemizde biz şuanda yüzde 5-6’lara kadar düşürmüş vaziyetteyiz buzağı kayıplarımızı. Bu tabi bizim ve aynı zamanda teknik ekibimizin üstün çalışmaları ve gayretleri sayesine olmakta. Maalesef buzağı kaybı yüksek olan bir ülkede et sorunumuz olacak, süt sorunumuz olacak. Çünkü içeriden büyüyemiyoruz. Bu kadar dışarıdan hayvan ithal edilen hayvan olması, hayvan hareketliliği olması ülkemizdeki işletmelerde olmayan bazı hastalıkları da getirmekte. Bu nedenle bizim için bölgemizde iki potansiyel risk var: birincisi yeni açılan işletmeler ve yeni yeni gelen hayvan sürüleri. Bunlar bizim için potansiyel risk. İkinci potansiyel risk; bölgemizde bölgemiz de kalifiye çalışan ara eleman bulamıyoruz. En büyük sıkıntımız bu bizim büyümemizi engelleyen en büyük faktör bunlar maalesef” diye konuştu.

“Türkiye’nin artık Avrupa ile yarıştığı dönemdeyiz”

İşletme Sorumlu Veteriner Hekimi Ahmet Obuz ise, işletmenin tamamen Avrupa standartlarında bir üretim tesisine sahip olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’de yapılan işletmelerde genellikle Avrupa standartlarında süt sağım tesisleri yapılıyor. Türkiye’nin artık Avrupa ile yarıştığı dönemdeyiz şuanda. Biz bunlarla mücadele ederken hem kızlarımızı yetiştirip dışarıdan hayvan ithalatını engellemeye çalışıyoruz. İşletmemize başka hayvan sokmayarak, işletmenin içinde kendimiz büyüyerek sağlıklı inekler elde edip, sağlıklı sütler elde etmek istiyoruz. Onun içinde burada Avrupa standartlarında sağım sistemi, hayvan yatakları, yemlemeler, buzağı bölümü, doğumhane bunlar hep Avrupa standartlarına ayarlanmış şekilde. Bu şekilde biz yönetmekte de rahatlık yaşıyoruz ve sütümüzü satarken de insanların içimine sunarken de gönül rahatlığıyla verebiliyoruz” dedi.
YORUM EKLE