Enerji, Düşünce Gücü Üzerine YAŞAM KOÇU Köşesi

Hayatın değişmesi için önce kimliğin değişmelidir.

İnsanların çoğu hayatlarını değiştirmek istemez.

İnsanların çoğu, hayatlarının değişmiş olmasını ister.

Arada büyük bir fark vardır.

Çünkü değişim romantik bir kelimedir ama dönüşüm rahatsız edicidir.

Birçok insan daha fazla para ister ama daha büyük sorumluluk istemez.
Daha fazla özgürlük ister ama daha fazla disiplin istemez.
Daha büyük bir hayat ister ama o hayatı inşa edecek karaktere dönüşmek istemez.

Bu yüzden yıllar geçer.

Takvim değişir.
Yaş değişir.
Şehir değişir.
İlişkiler değişir.

Ama kişi aynı kalır.

Ve aynı insan, farklı bir sonuç bekler.

Hayatta karşılaştığım en büyük gerçeklerden biri şudur:

Kader, düşündüğün şeylerden çok daha az gizemlidir.

Çoğu zaman kader dediğin şey, her gün tekrar ettiğin alışkanlıkların toplamıdır.

Çünkü evren senin ne istediğini değil, kim olduğunu büyütür.

Eğer zihninde korku varsa, fırsatlar bile tehdit gibi görünür.
Eğer zihninde kıtlık varsa, bolluk kapına gelse bile onu içeri alamazsın.
Eğer zihninde değersizlik varsa, sevgi gelse bile onu sabote edersin.

Bu yüzden hayatın değişmesi için önce kimliğin değişmelidir.

Kimlik değişmeden sonuç değişmez.

Birçok insan hedeflerine odaklanır.

Ben karaktere odaklanırım.

Çünkü hedef bir noktadır.
Karakter ise seni hayat boyu taşıyan sistemdir.

Bugün sahip olduğun sonuçlar, dün kurduğun sistemlerin ürünüdür.

Yarın sahip olacağın hayat ise bugün verdiğin kararların sonucu olacak.

Bu yüzden kendine şu soruyu sor:

“Ben gerçekten başarılı olmak istiyor muyum, yoksa başarılı görünmek mi istiyorum?”

Çünkü bu iki soru aynı değildir.

Sosyal medyada insanlar sonuçları paylaşır.
Kimse yalnız kaldığı geceleri paylaşmaz.
Kimse vazgeçmek istediği anları paylaşmaz.
Kimse korkularıyla yaptığı sessiz savaşları paylaşmaz.

Ama gerçek başarı tam olarak orada doğar.

Kimsenin izlemediği anlarda.

Hayatım boyunca şunu gördüm:

Kazanan insanlar daha şanslı değildir.

Onlar sadece duygularının kölesi olmayı bırakmış insanlardır.

Canları istemediğinde de devam ederler.
Korktuklarında da ilerlerler.
Kimse alkışlamadığında da üretirler.

Çünkü onlar motivasyona değil, kararlılığa yatırım yaparlar.

Ve işte tam burada hayat değişmeye başlar.

Bir gün uyanırsın ve anlarsın ki;

Sana engel olan dünya değildi.

Sana engel olan geçmiş hikâyendi.

Kendin hakkında anlattığın eski hikâye.

“O yapamam.”
“Ben böyleyim.”
“Benim şansım yok.”
“Ben yeterli değilim.”

Bu cümleler görünmez zincirlerdir.

Ve çoğu insan bütün ömrünü bu zincirlerle geçirir.

Oysa özgürlük, dışarıdaki şartların değişmesi değildir.

Özgürlük, zihnindeki sınırların yıkılmasıdır.

Belki de şu an ihtiyacın olan şey yeni bir fırsat değil.

Yeni bir bakış açısıdır.

Yeni bir şehir değil.

Yeni bir kimliktir.

Yeni bir ilişki değil.

Yeni bir bilinç seviyesidir.

Çünkü hayatın kalitesi, sahip olduklarının değil; olayları yorumlama biçiminin sonucudur.

Ve unutma:

Bazı insanlar yıllarca yaşar ama hiç büyümez.

Bazı insanlar ise bir yılda kendilerinin tamamen yeni bir versiyonuna dönüşür.

Sorulması gereken soru şu değildir:

“Hayatım ne zaman değişecek?”

Asıl soru şudur:

“Ben değişmek için neyi bırakmaya hazırım?”

Çünkü yeni bir hayat inşa etmek isteyen herkes, önce eski benliğinin bazı parçalarına veda etmek zorundadır.

Ve bazen en büyük başarı, yeni bir şey kazanmak değil;

Seni aşağı çeken eski hikâyeyi bırakabilmektir.