Yıllardır ücretsiz konaklayan depremzede öğrenciler, yeni yönetimin aldığı kararla geriye dönük olarak ciddi bir ödeme yükümlülüğüyle karşı karşıya kaldı.
Öğrenciler, dönem başında kendilerine ücretsiz konaklamanın devam edeceğinin açıkça söylendiğini, bu nedenle KYK yurtlarına başvurmadıklarını belirtiyor. Yeni yönetimin Ekim-Kasım-Aralık ayları için önce 9 bin 500 TL, itirazların ardından ise 19 bin TL talep etmesi büyük tepki topladı.
Yönetimin duyuruları dönem ortasında ve kısa süreli ödeme tarihlerine bağlaması, öğrencilerin tepkisini daha da artırdı.
“Vize haftasında arandık, ne yapacağımızı şaşırdık”
Öğrenciler, taleplerin final ve vize dönemlerine denk getirilmesinin psikolojik baskı oluşturduğunu ifade ediyor. Bazı öğrenciler, yönetimin yalnızca belirli depremzede gruplarına muafiyet sağlayacağını, ancak bunun hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmadığını söyledi.
“Barınma hakkımız gasp ediliyor”
Yaklaşık 200–300 depremzede öğrencinin etkilendiği belirtilirken, öğrenciler ödeme gücünün olmadığını açıkça dile getiriyor.
Bir öğrenci, KYK başvurularının çoktan kapanmış olduğunu hatırlatarak içinde bulundukları açmazı şu sözlerle özetledi:
-
KYK’ya geçme şansı kalmadı
-
Ev kiraları uçmuş durumda
-
Kısa sürede ödeme imkânsız
-
Yönetimden net bir açıklama yok
Öğrenciler, kendilerine süre verilmeden yapılan uygulamanın hem maddi hem psikolojik yıkıma neden olduğunu belirtiyor.
“Yeni yönetimde düzensizlik başladı”
Öğrenciler, özelleştirme sonrası hizmet kalitesinin düştüğünü, sıcak su ve ısınma sorunlarının devam ettiğini, buna rağmen kira talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
Önceden üniversite bünyesinde işletilen köyde kuralların açık ve hizmetlerin daha düzenli olduğunu söyleyen öğrenciler, yeni yönetimin taahhüt bile almadan ödeme isteğinde bulunmasını hukuki açıdan da problemli buluyor.
Barınma Krizi İzmir’de Derinleşiyor
İzmir’deki yüksek kiralar öğrencilerin alternatif barınma seçeneğini de neredeyse imkânsız hale getiriyor. Kentte 2+1 evlerin 25–40 bin TL aralığında olması, öğrencilerin özel konutlara yönelmesini engelliyor. Bu koşullar, Öğrenci Köyü'nde kalan depremzede gençlerin çıkışsız bir durumda olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Deprem sonrası travmalarla eğitimine devam eden öğrencilerin yeniden belirsizliğe sürüklenmesi, üniversite yönetimi ve kamu kurumlarından beklentiyi artırıyor. Öğrenciler, kararın geri çekilmesini ve barınma haklarının güvence altına alınmasını talep ederken, süreç bölgedeki barınma krizinin geldiği noktayı da çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.