26 Mayıs 2017 Cuma 19:17
İzmir’in Tarihi Mirasları

İzmir’in Tarihi Mirasları

Ege Bölgesi’nin incisi İzmir’in geçmişi Büyük İskender’e kadar uzanıyor. Hüküm sürdüğü dönemde fethettiği topraklarla dünya haritasını baştan çizdiren Makedonyalı kralın Doğu seferiyle birlikte günümüzün Kadifekale’si ile Kemeraltı’nın arasında kurulan, 2300 yıl boyunca büyüyerek gelişen kentte Antik Yunan’dan Roma İmparatorluğu’na kadar birçok medeniyetten şimdiye Efes (Selçuk), Pergamon (Bergama), Kadifekale, Agora, Antik Tiyatro gibi dünyaca ünlü olan ve her yıl hem yerli hem de yabancı binlerce turistin ilgisini çeken ören yerleri miras kaldı. Bunlara Osmanlı Dönemi’nde Kemeraltı Çarşısı, Kızlarağası Hanı ve Aziz Vukolos Kilisesi gibi farklı dinî ve kültürel yapı örnekleri de eklenince, İzmir gerçek bir açık hava müzesine dönüştü.

Hâl böyleyken, “İzmir” deyince akla tarih, “tarih” deyince de İzmir’in gelmesi elbette ki kaçınılmaz oluyor. Peki İzmir’in bu en değerli tarihî mirasları neler?

Efes Antik Kenti

Yunanca kökenli “Ephesos” kelimesinden ismini almış olan Efes Antik Kenti, Klasik Yunan Dönemi ve sonrasında da Roma Dönemi’nin Batı Anadolu’daki önemli şehirlerinden biriydi. Kuruluşu  M.Ö. 6000’li yıllara, yani Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanıyor. Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Artemis Tapınağı’yla, Celcus Kütüphanesi’yle, Meryem Ana Kilisesi’yle, Yedi Uyurlar Mağarası’yla, Antik Stadyum’uyla ve İsa Bey Camii’yle 2015’te UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescil edilmesi hiç de boşa değil.

Pergamon

Bergama ilçesinin bulunduğu yere, M.Ö. 4. yüzyılda kurulmuş olduğu tahmin edilen antik kenttir. Kalıntılarını 1870'li yıllarda Alman Mühendis Carl Humann’ın tesadüfen bulup, yurt dışına kaçırmasıyla bilinen ve günümüzde Berlin'deki Pergamon (Bergama) Müzesi'nde sergilenmekte olan, kentin en  görkemli eseri Zeus Sunağı’yla dünyaca ünlüdür. Pergamon da UNESCO tarafından 2014’te Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edildi.

Kadifekale

Makedonyalı komutan Büyük İskender İzmir’i fethettikten sonra, o dönemde ormanla kaplı ve “Pagos” adıyla bilinen Kadifekale’nin, kutsal bir su perisi Çifte Nemesis’ten ismini alan Nemesis Kutsal Alanı’ndaki bir çınar ağacının gölgesinde uykuya dalar. Rüyasına giren Çifte Nemesis, Kral İskender’den yeni İzmir şehrini bu tepenin eteklerinde kurmasını ister. Büyük İskender rüyasını Apollon Kâhini’ne anlatır. Kâhin rüyayı tek cümleyle açıklar: “İzmir halkı Pagos Tepesi’nin eteklerine yerleşecek ve eskisinden dört kat daha mutlu olacak.“ İşte, Büyük İskender’in isteğiyle, generallerinden Lymachos tarafından M.Ö. 4. yüzyılda kurulmuş olan Kadifekale’nin dilden dile anlatılarak günümüze gelen hikâyesi böyle.

Agora

Konak ilçesinde bulunan Agora Antik Kenti (Smyrna) M.Ö. 4. yüzyılda kuruldu. O dönemde kentin devlet agorası olarak işlev gören yapı, Osmanlı Dönemi’ndeyse mezarlık ve namazgâh olarak kullanıldı. Güzelliğiyle ziyaretçilerini büyüleyen Agora Antik Kenti; Kuzey Stoa (Bazilika), Batı Stoa, Faustina Kapısı - Antik Cadde ve Graffitiler’den oluşan bölümlerden oluşuyor.

Antik Tiyatro

Alman Arkeologların 1917-1918 yıllarında yaptıkları araştırmalarla Kadifekale ile Agora’nın arasındaki bölgede yer aldığı belirlendi. Roma Dönemi’nde, yaklaşık 16 bin kişi kapasiteli olarak inşa edildiği tahmin ediliyor. Paganizm Dönemi’nde Havari ve İncil yazarı olan Sen Jan’ın ilk müritlerinden İzmirli Sen Polikarp’ın (Saint Polycarpe) Hristiyanlığı yaydığı gerekçesiyle bu tiyatroda öldürüldüğü tarihî kaynaklarda öne sürülen rivayetlerden biri.

Kemeraltı Çarşısı

İzmir’in ve Kemeraltı’nın hem geçmişte hem de günümüzde ticaret merkezi ve kentin simgelerinden olan, Osmanlı Dönemi’nden miras kalmış tarihî çarşıdır. Eski hanlardan ve bedestenlerden oluşan handa demirciler, kömürcüler, çiviciler, baharatçılar ve saman pazarı gibi her bir ticarethane grubu için ayrı bölümler bulunmaktaydı. Son yıllardaysa modern iş merkezlerini, mağazaları, kafeteryaları ve sinemaları bünyesinde barındırmaya başlamıştır.

Kızlarağası Hanı

1744 yılında Kızlarağası Hacı Beşir Ağa tarafından yaptırılan han, Kemeraltı’nın en eski yapılarından da biri. İlk yapıldığında İzmir Liman Kalesi'nin hemen arkasında yer alıyordu ancak sonradan kıyının doldurulması nedeniyle günümüzde denizden 200 metre kadar içeride kalmıştır. Konumu ve yapıldığı dönem itibarıyla İzmir’in en önemli yapılarından biridir.

Ayavukla Kilisesi

Asıl adıyla Aziz Vukolos Kilisesi 19. yüzyılda Rum Ortodoks Cemaati tarafından yapıldı. Basmane semtindeki Kilise, 1922’de çıkan Büyük İzmir Yangını’ndan etkilenmeyen tek Rum kilisesi. Atatürk’ün 1924’te verdiği emirle “Asar-ı Atika Müzesi” olarak açıldı. Sonraki yıllarda geçirdiği yangında tamamen kullanılamaz hâle geldi. Son yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen Kilise, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kültür merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

İzmir’deki keşfedilmeyi bekleyen diğer yerlerin tamamına detaylı bir şekilde ulaşmak için http://www.visitizmir.org/tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Son Güncelleme: 27.05.2017 13:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.