28.11.2019, 13:32

Dönüşümün Önündeki Engel: CHP’nin Önseçimi

Kelimeler, sadece iletişim kurmak veya bir şeyi tanımlama amacıyla sınırlı değildir. Çok yönlü anlam veya çağrışım içerebileceği gibi geçerli olduğu dönemin işlevinden bağımsız da olabilir. Hatta mahiyetinden ziyade mevcut toplumca içselleştirilmiş değerleri taşıyan, yaşatan konumda da yer alabilir. Tıpkı gericilik denildiğinde Abdülhamid’i, modernleşme ve batılılaşma da İzmir’i, demokrasi de ön seçimi akla getirebileceğimiz gibi… Bu üç örneklem kendilerine atfedilen algıların tersi yönünde bir gerçekliğin taşıyıcısı olma gücünü de taşıyabilmektedir…

Toplumda belirli amaçlar için örgütlenmiş oluşumlar, başta siyasi partiler, sadece kendilerini tanımlayan değerler toplamını temsil etmezler; hitap ettikleri toplumsal kitlelerin değer yargılarını da farklı tonlarda bünyelerinde barındırırlar. Dolayısıyla kendilerini nasıl tanımladıkları fark etmeksizin demokratik siyasal anlayışın gerekleri üzerinden dile getirdikleri mekanizmalar, geleneksel sosyal ilişkilerin sürdürülmesini, siyasetteki çatışmanın topluma taşınmasını, kutuplaşmış veya bu yöndeki yatkınlığı daha olanaklı hale getirebilir. Farklı toplumsal kimliklerin partide yer alması veya aday yapılmasıyla demokrasi arasında kurulan ilişki; benzer şekilde demokratik işlevinden daha çok geleneksel sosyal ilişkileri besleyen, güçlendiren ön seçim gibi…

Önseçim politikasının başarısı ve demokrasiye katkısı iki etmenin varlığını gerekli kılmaktadır. Bunun ilki aynı çatı altındaki iktidar odaklarının eleştiri, esnek yaklaşım, liyakate önem verme, toplumsal menfaatin önceliğini öne çıkarma, ürettikleri politikaları veyahut mevcut politikalardaki eksiklikleri ortadan kaldırmaya yönelik öngörülerini paylaştıkları bir platformun varlığıyla paraleldir. İkincisi ise önseçim aktörlerinin (hem aday hem de adayı seçenler bakımından) ahbap-çavuş veyahut buna benzer kimliksel aidiyetlerden sıyrılabilme gücüdür. Söyleme yansıyan fakat uygulamanın yanından geçmeyen bu iki etmen parti içindeki mevkilerin ele geçirilmesinde geçilmesi gereken bir basamaktır… Siyasal kültür ve anlayışın eğitimden, bilgiden, fikri üretimden ve eleştiriden nasibini almamış olması (burada birden fazla faktörün etkili olabileceği göz önünde bulundurulduğu gibi istisna boyutları da gözden kaçırılmamaktadır) böylesi ön seçim politikalarının süregelen siyaset anlayışını aşamamaktadır. Dolayısıyla sosyal dokusu, toplumsal gelişimin belirli bir farkındalık oluşturmadığı veyahut yurttaşlık bilincinin yetersiz olduğu Türkiye’de önseçim demokratik olanın varlığını perçinleştirmez. Bilakis daha homojen olan değerler bütününü temsil eden kesimlerin yoğun olduğu sahalarda siyasal açıdan daha muhafazakâr bir anlayışın temsilcisi olacak oluşumlara kaynaklık etme gücü taşımaktadır. Diğer bir ifadeyle siyasal mecranın gelişimine engel oluşturan sosyal doku özellikle eş-dost mahiyetinden etnik, dinsel, cinsiyet, siyasal, iktisadî olana ilişkin birçok bileşenden oluşan boyutu ve düşünsel üretimiyle tekdüzeliği meşrulaştırmaktadır. Böylesi bir toplumsallık, beslenilen düşünsel kesim ve bu kesimi temsil edenlerin bizatihi bu anlayışı beslemeleriyle, geleneksel olanın demokrasi ve demokrasiye ilişkin yargılarla yeniden üretilmesinden başka bir şey değildir.

Yorumlar (0)