Türkiye'den Yunanistan'a "Lozan ihlali" tepkisi

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Yunanistan Cumhurbaşkanlığının müftülüklere dair düzenlemeler içeren kararnamesine yönelik "Yunanistan, Türk azınlığın seçtiği müftüleri tanımayarak Lozan Barış Antlaşması’nı ihlal etmektedir. Bu kere de yanlış uygulamalarını düzeltmek yerine müftülük makamını ve azınlık müftülerini yeni kurduğu bir devlet dairesine bağlamak suretiyle ihlallerini daha da vahim bir hale getirmektedir." açıklamasında bulundu.

DEPREM 21.06.2019, 23:29
Türkiye'den Yunanistan'a "Lozan ihlali" tepkisi

Sözcü Aksoy, konuya ilişkin bir soruya verdiği yazılı yanıtta, Batı  Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu'nun (BTTADK) söz konusu kararnameye bugün  yaptığı açıklamayla güçlü bir tepki verdiğini anımsatarak açıklamada belirtilen  görüşlerin Dışişleri Bakanlığınca da paylaşıldığını aktardı.

HAKLAR GÖRMEZDEN GELİNDİ

Kararnamenin 2018 yılının Ağustos ayında gündeme geldiğini ve Türk azınlığınca "haklı ve güçlü" tepkilerini çektiğini dile getiren Aksoy,  Yunanistan’daki Türk azınlığın Lozan Barış Antlaşması’yla teminat altına alınan  karşılıklılık temelindeki haklarının görmezden gelindiğini ifade etti.

Kararname ile müftülük kurumunun özerkliğinin ortadan kaldırıldığına  ve bu kurumun alelade devlet dairesine dönüştürüldüğüne dikkati çeken Aksoy, şu  değerlendirmeyi yaptı:

“Yunanistan, Türk azınlığın seçtiği müftüleri tanımayarak Lozan Barış  Antlaşması’nı ihlal etmektedir. Bu kere de yanlış uygulamalarını düzeltmek yerine  müftülük makamını ve azınlık müftülerini yeni kurduğu bir devlet dairesine  bağlamak suretiyle ihlallerini daha da vahim bir hale getirmektedir.  Yunanistan’da müftülüklerin idari statü ve yapıları ile yargı yetkilerine ilişkin  kapsamlı düzenlemeler içeren söz konusu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, azınlığın  dini ve hayır kuruluşlarını tesis etme ve yönetme hakkını teminat altına alan  1923 Lozan Barış Antlaşması’na aykırıdır."

YUNAN ZİHNİYETİ İYİ NİYETTEN UZAK

Kararnamenin Yunanistan’daki Türk azınlık tarafından kabul edilebilir  bir yönü bulunmadığına işaret eden Aksoy, şu görüşleri aktardı:

“Söz konusu düzenlemenin Yunanistan’ın Türk azınlığın sorunlarının  çözümü için azınlık temsilcileriyle geniş kapsamlı ve samimi iletişim kurmak,  görüşlerini almak yerine sorunun kaynağını teşkil eden, dini konulardan sorumlu  devlet kurumlarının içinde özellikle Türklere baskı uygulayan çevrelerce  gerçekleştirmesi, Yunan zihniyetinin iyi niyetten uzak olduğunu kamuoyuna bir kez  daha sergilemiştir.

Yunanistan’ın yapması gereken, azınlığın seçtiği meşru müftüleri  tanıması ve yasadışı atanmış müftüleri dayatma konusundaki yanlıştan dönmesidir.  Yunanistan’dan ayrıca beklentimiz, adlarında sadece 'Türk' kelimesi geçtiği için  yasakladığı sivil toplum kuruluşlarıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi  kararlarını uygulaması, azınlığın vakıf idareleri ve vakıf malları üzerinde tam  söz hakkına sahip olmalarını temin etmesi, Yunan Vatandaşlık Yasası’nın ilga  edilmiş olan 19. maddesi bağlamında vatandaşlıktan çıkartılan azınlık  mensuplarını yeniden vatandaşlığa alması, öte yandan azınlık anaokulları ve diğer  seviyelerde azınlık okulları açma taleplerini karşılamasıdır.”

Yunanistan’ın kendi Türk azınlığının dini özgürlüğüne ve haklarına  müdahaleci, olumsuz sicilini tekrar ortaya koyan bu gelişmenin bir AB ülkesinde  yaşanıyor olmasının ayrıca endişe verici olduğunu vurgulayan Aksoy, şunları  kaydetti:

“Yunanistan’daki insan haklarının durumunu takip eden uluslararası ve  bölgesel kuruluşlar ile AB kurumlarını, Yunanistan’ın, Avrupa değerleri ve  evrensel insan haklarıyla çelişen tasarrufları konusunda tarafsız incelemelerde  bulunmaya davet ediyoruz. Türkiye, Yunanistan’daki Türk azınlığın haklı çıkar ve  taleplerinin takipçisi olmaya devam edecek olup, azınlığın haklarında meydana  gelecek gelişmeler ikili ilişkilerimiz üzerinde de olumlu etki yapacaktır.”

Yorumlar (0)