Gündem

ÇOCUKLARIMIZIN ELİNİ, KOLUNU,YETENEKLERİNİ BAĞLAMAYALIM !

EĞİTİM YAZARI MERAL GÜLER

Bir gün gelecek çocuklarımızın bizden bağımsız bir hayatları olacak. Bu zamanın yarın kadar yakın olacağını düşünerek onları hayata hazırlamak zorundayız.

Onlara öncelikle kendilerini nasıl korumaları gerektiğini öğretmeliyiz. Çocuklarımıza anne ve babaları kadar karşılıksız sevgi gösteren, onların ihtiyaçlarını beklentisiz karşılayacak insanlar olmadığını, yalnız kaldıklarında nereye sığınmaları, kimden tereddütsüz yardım istemeleri gerektiğini öğretmeliyiz. Gelecek beklentileri olmayan insanların hayatlarının her zaman zor olduğunu, başarısız olduklarını yaşanılmış örneklerle anlatmalıyız.

Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde aklımda tanıdığım yüzlerce çocuk, anne ve baba profili oluştu.  Hepsinin hayatına dair  farklı hikayeler dinledim. Her anne baba sadece çocuğunun en iyisi olmasını istediği için korumacı, şefkatli ve idealist. Kıyamadıkları evlatları için yapması gerekenlerin yanında yapmaması gerekenleri de yaptıklarının çoğu zaman farkında değiller. Kendi geleceklerinden ziyade çocuklarının hayatlarına yatırım yapan anne babaların dikkat etmelerini istediğim en önemli konu eğitim.

Eğer çocuğunuzun eğitimi için yatırım yapıyorsanız doğru adreslerde olduğunuzdan emin olmalısınız. Sadece özel okula göndermek, özel ders aldırmak, ya da yurt dışına gönderme kararınızın   çocuğunuz için ne kadar doğru bir yatırım olduğunu da sorgulamalısınız.. Bu konuda deneyimlerimden yola çıkarak sizlere vereceğim en iyi öneri ; uzmanlığı eğitim olan kişilerden danışmanlık almanız olacaktır. Çocuklarımızın yurt içi ya da yurtdışı eğitimlerinde hedefleri doğrultusunda yönlendirme yapılması ve başarılı olması için en doğru kararı vermenizde yanınızda her zaman  iyi bir eğitim danışmanınız olması gerektiğini düşünüyorum.

Hem çocuklarımız için, hem kendimiz için daha rahat nefes alabileceğimiz bir hayatımız neden olmasın. Çocuklarımızı hayata hazırlarken bilinçlenmelerini, kendi ihtiyaçlarını karşılamalarını," yapamazsın, dur ben yaparım" demek yerine yapabildiklerini görmelerini sağlamamız gerektiğinin altını özellikle çiziyorum.

Gelişmiş ve eğitim seviyesi yüksek ülkelerde çocuklar çok önemseniyor. Anne rahmine düştüğü öğrenilen bir çocuğu sadece anne baba düşünmüyor. Anne ve babanın çalışma ortamındaki insanlardan tutun da sosyal devlete kadar tüm sektörler dünyaya gelecek bu çocuğun geleceğinden sorumlu oluyorlar. Ve anne karnında başlayan bu hassasiyet, çocuğun doğumundan eğitimine kadar aileye verilecek desteklerden , ekonomide ona düşecek payına kadar her şey planlanıyor.

Geçtiğimiz günlerde okulda bir anne ve baba ile sohbet ederken, annenin çocuğu ile ilgili kaygı konusu düşündürücüydü.12,13 yaşında çocukların toplu taşıma araçlarına binmesi ve bunun  öğretilmesi gerektiğini  söylediğimde anne kaygısını şöyle dile getirdi: ''Oğlum çok bilinçli, haberleri izliyor ve çok soru soruyor. Ülkenin içinde bulunduğu olumsuzluklara çok tepki gösteriyor. Dolmuşa, otobüse bindiğinde insanlara da evde sorduğu gibi soru sorar diye korkuyorum ''dediğinde anne babaların kaygılarının nerelere kadar uzandığını bir kez daha anladım.

''Biliyoruz da ülke giderek kötüye gidiyor, kimseye güven kalmadı ,çocuğumuzu tabi ki koruyacağız'' diyorsunuz. Zaten ben de bundan dolayı bu konuda ısrar ediyorum. Her şey güllük gülistanlık olsa, sosyal devlet aileden sonra çocuğunuza sahip çıksa böyle bir yazıya gerek duyar mıydım? Keza çocuğu koruyan, geleceği için planlama yapan ülkelerde bile aileler bu konuda daha fazla çocuklarını hayata hazırlıyor.

Hayatımızın en önemlisi, en çok düşündüğümüz, en sevdiğimiz çocuklarımız için daha fazlasını yapmak yerine daha bilinçli olmalarını sağlamalıyız. Giderek zor bir dünyada yaşamak zorunda kalacaklarının hepimiz farkındayız. Çözüm üretebilen, psikolojik sorunlar yaşadıklarında ilaç kullanmaya başlamak yerine doğal yollardan güçlenmelerini sağlama yollarına başvurmalıyız.

Çocuğunuzun hata yapacağını, yalan söyleyeceğini, olumsuz düşüneceğini, Sizlerin öğrettiklerinin yanında başka kimselerden de öğrendiklerini önemseyeceğini kabullenin. Çocuğunuzu savunmakla beraber, tarafsız bir açıdan onu tanımaya ,gelişmelerinden, değişimlerinden haberdar olmaya çalışın.

Unutmayın bu dünyada suç işleyen insanların hepsi, aileleri onları hep yanlış yetiştirdiği için suç işlemediler. Özgüven eksikliği, aileleri tarafından fark edilemeyen ya da görmezden gelinen sorunlar insanların çok ciddi hatalar yapmalarına neden olan temel başlıklar arasında yer almaktadır.

‘’Ben zaten elimden geleni yapıyorum ve çocuğuma bu kadarını verebiliyorum’’ diyen aileler, olması gerekeni yaptığı halde mutsuz ya da kendini çocuğuna karşı hep sorumlu hissediyor. Standartlar çevredeki yaşam koşullarıyla kıyaslanınca sıkıntılar ve beklentiler büyüyor. Oysa ki çocuğumuzun temel ihtiyaçlarını kendi koşullarımız kadar karşılamak ve bunu çocuğumuza anlatmak en doğrusu.

Çocuğunuza doğru anlatırsanız anlar, düşerse kalkmayı öğrenir, kavga ederse barışmayı öğrenir, yemezse aç kalmayı sonra da olanı yemeyi öğrenir, ödev yapmazsa uyarı almayı öğrenir, kurallara uymazsa ceza almayı ve yapmamayı öğrenir, sevmezse sevgisiz kalmayı öğrenir, oyunu bozarsa oyun oynayamayacağını öğrenir.

Eğer her yapması gerekeni onun yerine yaparsanız öğrenemez.

Hoşça kalın. Mutlu kalın.