İzmir Haberleri

Çeşme’de 2 Milyar Dolarlık Rant Tartışması: İzmir Büyükşehir’in Onayıyla Dev Alan İmara Açıldı

İzmir Büyükşehir Belediyesi Encümeni’nin onayıyla Çeşme’de 243 hektarlık alanın imara açılması, ilçede büyük tartışma yarattı.

108 numaralı parselasyon planı, Çeşme Belediyesi tarafından hazırlanarak Büyükşehir’e sunuldu ve geçtiğimiz günlerde resmen kabul edildi. Karar kapsamında Alaçatı, Celal Bayar ve Reisdere mahallelerini kapsayan geniş bir bölge artık yapılaşmaya açık hale getirildi.

Söz konusu kararın ardından Çeşme Çevre Derneği sert tepki gösterdi. Dernek Başkanı Dr. Ahmet Güler, imar planının kamu yararına değil, sermaye gruplarına hizmet ettiğini belirterek, “İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çeşme’nin en değerli doğal alanlarında betonlaşma kararı almıştır” dedi.
Güler, proje alanındaki 634 bin metrekarelik kısmın Hazine arazisi olduğunu vurguladı ve bu kararın “kamu mülklerini özel şirketlerin eline geçirmeye yönelik bir adım” olduğunu söyledi.

Şirketlerin kazancı, halkın kaybı

Dernek tarafından yapılan açıklamaya göre, 195 bin metrekarelik alanın büyük şirketlerin mülkiyetine geçtiği tespit edildi. Bu şirketler arasında Norm Holding, Dilek Holding, Çimbeton, Agritrade Tarım, Rioka, Elegance ve Integrity gibi isimler bulunuyor.
Planın onaylanmasıyla birlikte bölgede arsa fiyatlarının 35 bin TL/m² seviyesine kadar yükseldiği, toplam rant değerinin ise 2 milyar doları aştığı bildirildi.

Dr. Güler, alınan kararın yalnızca bir imar düzenlemesi değil, “rant odaklı bir dönüşüm hamlesi” olduğunu savundu:
“Çeşme’nin tarım arazileri, zeytinlikleri ve doğal tepeleri bu planla yok ediliyor. Belediye, halkın ortak mülkünü sermayeye devrediyor. Bu, Çeşme’nin geleceğini satmak demektir.”

Çevrecilerden hukuki mücadele çağrısı

Çeşme Çevre Derneği, kararın iptali için yargı yoluna başvuracaklarını açıkladı. Dernek, planın uygulanması halinde bölgenin ekolojik dengesinin geri dönülmez biçimde zarar göreceğini savunarak kamuoyuna çağrıda bulundu:
“Çeşme rantın değil, doğanın kentidir. Bu toprakların, denizin ve rüzgârın geleceği için mücadele edeceğiz.”

Sonuç olarak, İzmir Büyükşehir’in imar kararı yalnızca şehir planlaması açısından değil, kamu yararı ve çevre koruma dengesi bakımından da yeni bir tartışmanın kapısını araladı.