Tugay, olayın sadece bir kişinin değil, siyasi iklimin de yansıması olduğunu belirtti. Tugay, Özgür Özel ile yaptığı görüşmede liderin sağlık durumunun iyi olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ancak asıl dikkat çeken nokta, CHP liderinin saldırıya rağmen sergilediği vakur duruştu. Özel’in, saldırının yaşandığı günün Sırrı Süreyya Önder’in cenaze törenine denk gelmesinden ötürü anıyı gölgelemek istememesi Tugay’a göre "örnek bir liderlik tavrıydı."
“Sözler Silaha Dönüşebilir”
Saldırıya zemin hazırlayan en tehlikeli unsurun dil olduğunu vurgulayan Tugay, kamuoyunda kullanılan ayrıştırıcı ve düşmanlaştırıcı söylemlerin insanları radikalleştirebildiğini ifade etti. Bu tür ifadelerin yalnızca politik fayda sağlamadığını, aynı zamanda bireyleri suça teşvik ettiğini de belirtti. Tugay’a göre siyasetçilerin dili, toplumsal barışa yön verecek kadar güçlü bir araç.
Saldırganın bireysel mi yoksa organize bir yapının etkisiyle mi hareket ettiğine ilişkin soruların önemli olduğuna değinen Tugay, bu tür olayların Türkiye tarihinde örneklerinin bulunduğunu hatırlattı. Ancak yine de bunun tekil bir etkiyle yapılmış olmasını umut ettiğini söyledi. Siyasetçilerin, özellikle de demokratik yollarla seçilen temsilcilerin güvenliğinin toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
“Siyaset Ayrıştırmaz, Birleştirir”
Tugay’ın açıklamasında en güçlü vurgu ise siyasetin amacına yönelikti. Ona göre siyaset; bireylerin çıkar mücadelesi değil, toplumun ortak menfaati için yapılan bir hizmettir. Farklılıkların demokrasi içinde değer kazandığını hatırlatan Başkan, bu tür saldırıların siyasi kültüre zarar verdiğini ifade etti.
Cemil Tugay’ın sözleri, sadece bir tepki değil; aynı zamanda toplumu sükunete ve sağduyuya davet niteliğinde. Saldırıdan öte, bu açıklamalar Türkiye’nin nasıl bir siyaset diline ihtiyaç duyduğunu da açıkça ortaya koyuyor.