07.11.2019, 18:37

BU SEZON GEYŞALIK MI MODA OLACAK? / ORKİD'E CEVAP

Dün Karşıyaka’da yeni açılan AVM’yi gezdim.

Işıl ışıl, cıvıl cıvıldı, gerçekten hoşuma gitti. Vitrinler, dükkânlar erkekleri bilmem ama biz kadınlara çok iyi geldiği kesin. Kafayı boşaltmak, günlük olaylardan uzaklaşmak, bir arkadaşınla kahve içmek…

Dün mağazaları da gezerken ünlü bir markanın bu sezon ‘Japon Kadını’ temasını işlediğini, kimono vs… kıyafetleri modern elbiselere dönüştürdüklerini gördüm. Çok hoşuma gitti.

Sonra çocukları kısa bir süreliğine babasına bırakmış arkadaşımla kahve içip konuştuk, dertleştik.

‘Geyşa’ efsanesi neden çok çekiciydi?

Erkeklerin bu Uzakdoğu kadınlarında buldukları neydi? Peki ya Ukraynalı kadınlar neden böyle markalaşmıştı kadınlık konusunda ve pek çok Türk erkeği ile mutlu evlilikler yapıyorlardı? İzmir’in kızları efsanesi tüm bunlar arasında nerede duruyordu? Peki, modern kadın hem iş hayatında başarılı olup hem de dişi nasıl olabilirdi? Tüm bunlar bir kahve sohbetine sığmadı, arkadaşımın kocası ve çocukları evde bekliyordu. Bende biraz bu konulardan bahsedeyim diyorum. Bu vesile ile size bir merhaba diyeyim…

Ömrün ve anın akışı içinde İzmir’den gördüklerimi yazacağım size buradan bundan böyle…

Sizce bu sezon moda olur mu Japon Kadını? :)

************

ORKİD'E CEVAP

ÇUVALDIVIZI KENDİMİZE BATIRMADAN ÖNCE

Sosyal Medyada Türkiye’yi ve Türkiye’de yaşayan kadınları aşağılayan reklam hakkında bir şeyler söylemeden edemeyeceğim. Kadına yönelik şiddet haberlerinin doğruluğunu kabul ediyor, bir kenara koyuyor, bu konuda ileriki yazılarımda çuvaldızı kendimize ziyadesiyle batıracağımı belirtiyorum. Ancak önce Türkiye’yi ve burada yaşayan kadınları aşağılayan reklamlar yapanlara birkaç sözüm olacak. Yani nasıl bir kadın grubu ile aşık attıklarını bilsinler.

Öncelikle nasıl bir kültürel mirasın varisleri, ne tür bir kadın grubunu aşağıladıklarını bilsinler ya da hatırlasınlar. Anadolu’da en eski yerleşimleri kuran Amazonlar, Kafkaslardan gelen yarı pagan yarı şaman kadınlar, değil erkeklerle büyük baş dev hayvanlarla savaşıp onları yenen güçte kadınlar. Dünyadaki en eski anaerkil yapılanma olan Göbeklitepe, ileriki dönemde Çatalhöyük ve Alacahöyük’ten bahsedelim. Çatalhöyük’te her ay regli olan kadın o köyde bulunan Ay Evlerine gidermiş. Regli olması kutsanan kadınlar Ay evlerinde köyün yaşlı bilge kadını tarafından eğitimler, sohbetler ile aydınlatılırken bu dönemde kadınlar birbirlerine destek olurlarmış.

O evin erkeği ise Güneş Evi denilen evlerde toplanır. Yine köyün olgun bilge erkeği erkekleri avcılık, tarım, kadınları koruma ve mutlu etme gibi konularda bilgilendirirmiş. Kibeleler, Afroditler, Artemislerin hâkim olduğu coğrafyada ana erkil dönem o dönemin dünyasında kadın kutsallığını hissediyoruz. Türk Han’larının eşlerine o da benim "Han’ım" dediği "Hanım" kelimesinin oradan türediği bir toplumdan söz ediyoruz. Hala her kadının biraz şaman olduğu bir kültürden bahsediyoruz.

Evet, biz böyle bir kültürel hazineye sahip, hatırlamasak da bilmesek de, okumamış da olsak her hücremizde bu enerjiyi dibine kadar hisseden kadınlarız. Bizi aşağılamaya kalkanlar iki değil on iki kere düşünmeye davet ediyorum.

Peki, neler oldu bize böyle? Neden bu hallere düştük? Bir antropolog (insanbilimci) olarak modern dünyada kadını ve erkeği, cinsiyet antropolojisi ile ilgilenen biri olarak Türkiye’de çeşitli yerlerdeki gözlemlerimi, sizlerle paylaşıyor olacağım. Biz kendimizi nasıl görürsek, zamanla öyle olmaya da başlarız ve başkaları da bizi öyle görmeye başlar. İşe kendi kapımızın önünü süpürmekten başlayalım bence, gerisi gelecektir.

Yorumlar (1)
Meral Güler 6 gün önce
Yazınızı okumaktan çok keyif aldım. Kültürler, gelenekler yüz yılı aşkın toplumsal yaşantıları sergiliyor. Okuyan, gelişen ve dönüşen bir yapıyı koruyacak olan yine biz kadınlarız demek te istemiyorum. Çağdaş bir toplumda hepimiz bir arada, kadın erkek demeden sorumluyuz hepimiz demek en güzeli.