Hayal değil, gerçek!..

Ölümünden bir ay önce Benal Nevzat ile buluşmuş­tum..

1991 yılının Temmuz ayı idi..

Sabah gazetesinin Mecidiyeköy’deki binasında sabah­tan beri, bana bir-iki saatini ayıracak İzmirli foto muhabiri arıyor­dum, bir türlü bulamıyordum. Ta İzmir’den bu sabah otobüsle gelmiştim ve öğleden sonra Benal Nevzat ile ran­devum vardı. İzmirli muhabir kardeşlerimi yakından tanı­dığım için onlar­dan rica etmiştim, ama hepsi bir mazeret uydurup tüymüş­lerdi.

Ne yapacaktım?..

Fotoğraf çekmeden röportaj olur muydu?.. Benim Benal Nevzat ile yan yana geldiğimi belgeleyecek, ikimizi bir arada gösteren bir fotoğrafı ikimizin dışında bir başka­sının çekmesi gerekiyordu.

Kara kara düşünürken, hiç tanımadığım bir foto mu­habiri yardımıma yetişti. Uzaktan sıkıntımı izlemişti ve öğleden sonra bana iki saatini ayırabileceğini söyledi, ne kadar kibar ve anlayışlı bir delikanlıydı, çenesinin ucunda top sakalı vardı ve bembeyaz aydınlık yüzü..

İsmi, Bengüç Özerdem idi..

O gün öğleden sonra Taksim’deki bir apartman ka­tında, uzun yıllardır inzivaya çekilmiş olan Türkiye’nin 1935’te seçi­len ilk 18 kadın milletvekilinden biri olan Şair Benal Nevzat Hanımefendi ile buluştum. 1905 yılında Adana Hapisha­nesi’ nde 2.Abdülhamit rejimi tarafından katledi­len İzmirli Va­tan Şairi Tevfik Nevzat’ın kızı, benimle Ben-güç’ü büyük bir mi­sa­firperverlikle karşıladı ve muazzam bir kütüphanenin önünde sorularımı yanıtlamaya başladı. Babası öldürüldüğü yıl beş yaşında olan Benal, diğer kar­deşleri Menije, Mutahhara ve anneleri Cemile Hanım ile toplum içinde yapayalnız kal­mış­lar, babalarının avukat ya­zıhanesine devletin el koyması ile de büyük bir geçim zor­luğuna düşmüşlerdi.

Konuştuğum zaman 88 yaşında olan Benal Nevzat, İz­mir’in kurtulduğu yıl olan 1922’de Gazi Mustafa Kemal’in kendisini arayıp bulduğunu ve hemen Fransa’ya Sorbonne Üniversitesi’ne Edebiyat öğrenimine gönderdiğini, dört yıl sonra İzmir’e döner dönmez bir sivil toplum önderi olarak halkın en önünde devrim örgütlenmesi çalışmalarını yü­rüttü­ğünü, 1930’da Belediye Meclisi’ne seçilen ilk kadın üye oldu­ğunu, Hilal-i Ahmet (Kızılay) ve Veremle Savaş Derneği’nde yöneticilik yaptığını, sonra da bizzat Atatürk tarafından mil­letvekili seçildiğini anlatırken, zaman zaman gözleri yaşarıyor ve rahmetli babasını anarak, “Babamızın intikamı, hürriyet ve güzellik dolu bir Türkiye’nin yaratılma­sıydı” diyordu.

Bizim de gözlerimiz dolmuştu. Hele milletvekili iken ev­lendiği eşi Neşet Arıman’dan hamile kaldığını, oturum­lardan geri kalmamak için geniş elbiseler giyerek hamileli­ğini gizle­diğini, gizlice kızı İştar’ı doğurduğunu ve hemen ardından meclise girdiğinde, tüm milletvekillerinin ayakta kendisini alkışladığını anlatırken, boynuna sarılıp öpme­mek için ken­dimizi zor tuttuk..

Bengüç, ikimizin bol bol fotoğrafını çekti..

Benal Hanım, 1935-50 arası tam 16 yıl parlamentoda yap­tıklarını özetledi, devrim heyecanını hala yaşıyordu.. Bana özel arşivinden hala yayınlayamadığım Tevfik Nev­zat’ın özel fotoğraflarını ve mektuplarını armağan etti.

Ama kulağıma küpe olan en önemli armağanı, üstüne basa basa özenle söylediği şu cümleydi:

“Bir zamanlar, İzmir edebiyatın kalesiydi!..”

(Benal Nevzat ile röportajımı Kapris dergisinin Ağustos sayısında yayınladım. Daha sonra Yeni Asır gazetesinde 7-14 Ekim 1991 tarihlerinde “İlk Kadın Milletvekili İzmirli Benal Nev­zat Anlatıyor: Kadın Gözüyle Politika” başlığı altında bir hafta yayınladım, görevimi yaptım)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.