İzmir’in farklı ilçelerinde mikrofon uzatılan yurttaşlar, bayramda torun sevinci değil geçim derdi yaşadıklarını söyledi. İkramiyenin yalnızca birkaç kilo etle sınırlı kaldığını ifade eden emekliler, “Bayramda değil tatile gitmek, pazara bile çıkamıyoruz” diyerek tepkilerini dile getirdi
Emekli Mahmut Hardal, ikramiyenin günümüz ekonomik koşullarına göre en az bir asgari ücret kadar olması gerektiğini savunarak, “Bayram ikramiyesi yılda iki değil, üç defa verilmeli” dedi. Ali Altılar ise “Eskiden yazlık kiralardık, şimdi vantilatörün karşısında oturuyoruz” diye konuştu
Seyit Polat, “Kurbanın yanından geçemiyoruz” derken, Cemal Gök verilen 4 bin liralık ikramiyeyi “sadaka” olarak niteledi. Gök, “27 yıl devlete hizmet ettim, en yüksek dereceden emekliyim ama maaşım asgari ücretin bile altında” diyerek yaşadığı hayal kırıklığını anlattı
“Emeklilere sabır vaadi yetmiyor”
Mehmet Bilici, “Emeklinin hali perişan. Aldığımız maaşla geçinemiyoruz. 4 bin TL’yi vermeseler daha iyi, kendilerine harçlık yapsınlar” diyerek tepkisini dile getirdi. Neşe Dikilitaş ise, “Bayramda çocuklarımla gezmek isterdim, ama yol parasını karşılayamıyorum” sözleriyle sosyal hayattan nasıl koptuklarını anlattı
“Seyyanen zam yok, değer de yok”
Bir başka emekli, memura yapılan seyyanen zammın emeklilere verilmemesini eleştirerek, “Yerel seçimlerde cevabını aldılar, genel seçimde de alacaklar” dedi. Veli Yel ise 4 bin TL’lik ikramiyeyi yetersiz bularak, “Bir kurban 15 bin lira, horoz bile bin lira” ifadelerini kullandı
Sevil Ünkü ise, çalışmasına rağmen geçinemediğini, yoğurt bir yana süt bile alamadığını anlattı. “Hayat çok pahalı. Emeklilere artık değer verilmiyor. Eskiden vardı, şimdi yok. Bin lira 100 lira oldu, 4 bin lira kimseye yetmez” dedi
İzmirli emeklilerin ortak çağrısı net: Gerçekçi, insanca yaşanabilir bir bayram için adil ve yeterli ikramiye. Bayram sofraları umutla değil, geçim derdiyle kuruluyor.





