Ekonomi

Bakandan Selçuk’tan flaş yoksulluk açıklaması! Hiçbir vatandaşımız aşırı yoksulluk çekmiyor!

Aile, Çalışma Ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk Türkiye’de aşısı yoksulluğun sıfırlandığını, hiçbir vatandaşın ‘’aşırı yoksulluk’’ çekmediğini iddia etti. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Dünya Bankası verilerine dayandırdığı bu tezini Bakan Zehra Zümrüt Selçuk ”iki senedir çok yüksek insani gelişme seviyesindeyiz” dedi.

Bakan Selçuk’un Konu ile ilgili TBMM’nde yaptığı konuşması şöyle;

‘’TÜRKİYE’DE AŞIRI YOKSULLUK HİÇ YOK’’

Şimdi, öncelikle ben birkaç konuda bir açıklama yapayım, ülkemizin kalkınma vizyonu çerçevesinde insanımızı merkeze alan ve milletimizi daha müreffeh yaşam standartlarına ulaştırmaya çalışan bir çaba içerisindeyiz ve bu samimi çabalarımızın da sonuçlarını alıyoruz. Şimdi, biz Türkiye’mizin farkındayız, Türkiye’mizin uluslararası arenadaki gücünün de ve göstergelerindeki iyileşmelerin de farkındayız ama ne yazık ki burada vekillerimizin bazıları bu göstergelerdeki iyileştirmeleri görmek istemiyorlar. Olumlu bir gösterge varsa güvenilir olmuyor, olumsuz bir gösterge olduğu zaman da güvenilir bir veri oluyor. Şimdi, şöyle bir şey var, ben cümlemi şöyle kurdum: Türkiye’de aşırı yoksulluğun üstesinden geldik, dedim. Peki, aşırı yoksulluk ne demek? Satın alma gücü paritesine göre günlük 1,90 doların altında olmak demek ve bunu Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı olsun, Dünya Bankası olsun, bütün uluslararası raporlarda bunu görebiliyorsunuz. 2003 yılında 2,5 milyon aşırı yoksul vatandaşımız varken şimdi bu rakam sıfıra inmiş durumda. Bunu söylemek mi suç? Ama bu göreceli yoksulluk demiyorum ben, “aşırı yoksulluk” diyorum. Dolayısıyla, lütfen bununla iftihar edelim, bu güzel bir şey, yaptığımız sosyal yardım programlarıyla, daha adil paylaşımlarla bunu sağlayabildik. İnşallah, daha da geniş programlar sağlayarak biz göreceli yoksulluğun da azaltılması noktasında büyük bir ivme kazanacağız.

ÇOK YÜKSEK İNSANİ GELİŞME SEVİYESİNDEYİZ

Onun haricinde iki gün önce bir veri daha yayınlandı, lütfen, takip edin uluslararası göstergeleri. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programının bir verisi var. Bakın, bu her yıl yayınlanıyor ve biz üst üste iki senedir çok yüksek insani gelişme seviyesindeyiz, iki senedir üst üste ve şöyle diyor: Son on yedi yılda 42 basamak yükselerek 54’üncü sıraya geldik biz

GERİ ÖDEME KAPSAMINDAKİ İLAÇ SAYIMIZ

Sayın Vekil, Sayın Vekil, ülkemizin SGK sağlık harcamalarına bakarsak; 32 milyardan şu anda 136 milyar, 137 milyara gelmiş durumdayız. Geri ödeme kapsamındaki ilaç sayımız 3.986’dan 8.884’e çıktı. Peki, bu ne demek? 2006’da 4,5 milyar harcadığımız ilaçlara şu anda 40 milyar harcıyoruz demek. Peki, kaç tanesi yetim ilaç? Tam tamına söyleyeyim: 235 tane yetim ilacımız var.

SMA İLAÇLARI

Peki, SMA ilaçları? Biz SMA ilaçlarını karşılamıyor muyuz? 2017’den beri SMA Tip 1, Tip 2, Tip 3 sonradan girdi ve biz bütün dünyada yaygın olarak kullanılan SMA ilacını karşılamaktayız geri ödeme listemizde ve buna da ayırdığımız kaynak 2 milyar lira.

Peki, başka tedavi yöntemleri var mı? Evet, dünyada 2 tane daha ilaç var fakat buna dair SMA Hastalığında Güncel Tedaviler Çalıştayı yapıldı 28 Kasım 2020’de Sağlık Bakanlığımız tarafından ve orada Sağlık Bakanlığında bu çalışmada Bilim Kurulu şunu dedi: Gen tedavisinin etkinliğine dair bilimsel platformlarda yayımlanan kanıtların henüz yeterli düzeyde olmadığı ve hâlihazırda uygulanan tedavinin üstünlüğüne dair kanıt bulunmadığı, yapılan bazı çalışmalarda başta karaciğer yetmezliği, trombosit sayısında düşüklük olması gibi ciddi yan etkilerinin bulunduğu… Dolayısıyla ilk önce Sağlık Bakanlığı tarafından bu tedavinin etkinliği konusunda bir durum, bir kanıt gelmeli ki biz de ondan sonra bunu geri ödeme listesine alıp almamayı değerlendirebilelim.

YÜZDE 99 SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİNİ SAĞLIYORUZ

Bakın, yetim ilaçlarımız var. Biz her canın… Bizim bütün vatandaşlarımızın sağlığı bizim için kıymetli, yüzde 99 sosyal güvenlik sistemini sağlıyoruz, bütün ilaçları elimizden geldiğince sisteme dâhil etmeye çalışıyoruz. Ama bakın, bilimsel kurulun yaptığı bir çalıştaydan bahsediyoruz. Ben doktor değilim, bilimsel kurulun yaptığı bir çalıştayın sonuçlarından bahsediyorum. Lütfen… Doktor olanlar karar veriyor buna, bizler değil.

Bakın, Sayın Başkan, bir konuya daha gireceğim.

SOSYAL HİZMETLERİMİZE DAHA FAZLA KAYNAK AYRILIYOR

Bugün biz bütçe teklifi üzerine burada bulunuyoruz ve ben burada sabahtan beri eğitim harcamalarımızın arttığını, sosyal adaleti daha perçinleştirmek için sağlık harcamalarımızın arttığını, sosyal hizmetlerimize daha fazla kaynak ayırdığımızdan bahsediyorum. Biz bunu verirken şu kitapta olan verilerle söylüyorum.

Yani kitaptaki verilerle söylüyorum ama inanmıyorsunuz. Ondan sonra da bir vekilimiz çıkıyor “Ben bu bütçe hakkına inanmıyorum, buradaki bu bütçeye inanmıyorum, önemli görmüyorum, değersiz görüyorum.” gibi cümleler sarf edebiliyor. Ya, burada bakın ne yazıyor? “Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” yazıyor. Burası Parlamentonun millî iradesini, en önemli hakkı olan bütçe hakkını, en önemli gücü olan bütçe hakkını bu kadar değersizleştirmeye, önemsizleştirmeye milletvekillerimizin dahi hakkı yok. Çünkü en önemli hakkı, en önemli kanunlardan birisini görüşüyoruz bugün biz burada.