07.11.2019, 11:28

ATATÜRK’ÜN GEÇİRDİĞİ HASTALIKLAR

Atatürk’ün birçok hastalık geçirdiği bilinmektedir, ancak tedavisini sonuna kadar yaptırdığı söylenemez ya kendi yeterli görür ya da göreve çağrılır. O kahraman komutan, ülkemizin kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün geçirdiği hastalıkları bir bir inceleyelim. Bu konuda referansım; Dr. Eren Akçiçek’tir.

ÇANAKKALE SAVAŞI VE SAVAŞ SITMA; Atatürk’ün ilk hastalığı, Manastır İdadisinde geçirdiği “sıtma”dır. Üç ay verilen rapor ile iyileşir. Çanakkale savaşları sırasında, tekrar sıtmaya yakalanır, savaş boyunca hem düşman ile hem de “sıtma” ile mücadele eder.

HİÇ TEDAVİSİ BİTMEYEN BÖBREK RAHATSIZLIĞI; Çanakkale Savaşı boyunca, sıtmanın yanında “Böbrek rahatsızlığı” da çekmiştir. 1917 yılı sonunda Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya gider, daha da hasta olarak döner. Hastalığı daha da artan Atatürk, Viyana’ya tedaviye gider. Bristol Otelinde kalan Atatürk’ün Cottağe Sanatoryumunda tedavisi başlar, Karlsbat’da kaplıca tedavisi görür.

Atatürk, Samsun’a çıktığı sırada da böbrek rahatsızlığı çekmektedir. Havza’da kaplıcadan yararlanan, Atatürk, ömür boyu bu rahatsızlığı çekmiştir.

TRABLUSGARP’TA MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN SOL GÖZÜNÜN YARALANMASI

1908 yılında, Libya'ya gider, savaş sırasında, arkadaşlarının raporundan şu bilgiye rastlarız; “Mustafa Kemal’in yanına vardığımda onun yüzünü tanınmaz bir halde buldum. Bir elinde kılıcı vardı, diğer elinde mendili sağ gözünü kapatıyordu. Yaralandığını zannettim. Hayır, yaralı değildi. Fakat harabeler arasında yıkılan bir sütundan fırlayan kireç taşı parçası şiddetle gözüne çarpmıştı.” İşte Aatürk’ün sol gözünün şehla olması bu savaşta geçirdiği kazadır.

ÇANAKKALE’DE CEP SAATI PARÇALANIYOR; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Çanakkale- Conkbayırı’nda savaşırken, kalbine isabet eden şareplen parçasını şöyle anlatıyor: "10 Ağustos 1915, vurulduğumun duyulması bütün cepelerde panik yaratabilirdi. kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. o gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi ordu komutanı Liman vonSanders Paşa'ya hatıra olarak verdim. çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilemeyeceğini iyice anlamış oldular."

DİFTERİ; Çocukluğunda difteri ve kuş palazı geçirmiştir.

SAKARYA SAVAŞINDA KABURGA KEMİĞİNİN KIRILMASI 12 Ağustos 1921'de Polatlı'da attan düşmüş ve üç kaburga kemiğini kırmıştır. Tam olarak iyileşemeden cepheye geri dönmüştür.

KULAK EGZAMASI; Atatürk'ün gençliğinden itibaren kulak egzaması vardı. 1926'da Bursa'da kulak egzaması nüksetti. Bu nedenle ile sık sık kulak iltihabı geçirmiştir.

KALP KRİZİ; Atatürk, Cumhuriyetin ilanını hemen ardında 11 Kasım 1923 günü, kalp krizi geçirmiştir. Orada bulunan arkadaşları olayı şöyle anlatır; “O günü henüz öğlen yemeği için oturduğu sofradan kalkmamışken apansız gelen sancıyla yüzü kasılan Mustafa Kemal, emir erine güçlükle bunları söyledikten sonra doğrulmaya çalışırken masaya yığılıverdi.

Köşk'te Dr. Refik Saydam vardı. Ardından alelacele Latife Hanım'ın ağrı krizleri için yanına aldığı morfini çantasından çıkarıp, Cumhurbaşkanı’na enjekte etti. 10 dakika sonra kendisini toparlamıştı.

13 Kasım günü, Atatürk köşkün bahçesinde gezerken, birkez daha kalp krizi geçirmiştir. Dinlenmek için eşi Latife Hanım ile İzmir’e gitmiş ve 53 gün boyunca izmir’de ama hiç dinlenmemiştir.

Atatürk, 1925 yılında Nutuk'u yazarken kalp krizi geçirmiştir. 1927 yılında da çok çalışmaya bağlı tekrar kalp krizi geçirmiştir.

SON RAHATSIZLIĞI SİROZ VE HATAY; Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını kaybetmesine neden olan hastalık Siroz'du. Atatürk'ün hastalığının ilk belirtileri 1936 yılında başlamış, 1937 yılında ise sağlık durumunun bozulmuştu. 1938 yılının başlarında ise tam olarak teşhisin konulduğu biliniyor. Hastalığının son dönemlerinde bile devleti en mühim işleri ve siyasetle ilgilendiğini biliniyor.

Bursa kaplıca müdürü Dr. Nihat Reşat Belger'e muayene oldu. Ve hastalığına ilk teşhis orada konulmuştur. İlginç olan Atatürk'ün verilen pehrize tam olarak uymasıydı. Nitekim iki haftada kaşıntıları azaldı, eski neşesini kazandı. Teşhis, karaciğer rahatsızlığına ilave olarak zatürreeydi. Atatürk yeniden pehrize alındı. Ama biraz kendine gelince Ankara'ya gitmek, Hatay çalışmalarını yönetmek için ayaklandı. "Hatay meselesi kritik safhada. Hastalığım yurtdışında duyulursa fena tesir eder" diyordu. Sonuçta kararından dönmedi, Ankara'ya gitti. Karşılayıcıları onun trenden inerken zorlandığını yakından gördüler. Yolculuk sırasında başlayan burun kanamalarının arkası da artık hiç kesilmeyecekti.

SAVARONA VE SON ZİYARET

Gâzî Mus­ta­fa Ke­mâl Ata­türk’ün son İstanbul zi­ya­re­ti, 27 Ma­yıs 1938 gü­nü baş­lamış ve tam bu sıralarda da has­ta­lı­ğı şid­det­len­miştir. Atatürk, ziyaretinin ilk ay­la­rın­da Sa­va­ro­na ya­tın­da ka­lmış ve ça­lış­ma­la­rı­nı bu­ra­da sürdürmüşken has­ta­lı­ğı­nın iler­le­me­si üze­ri­ne 24 Tem­muz ge­ce ya­rı­sı Dol­ma­bah­çe Sa­ra­yı’na geçmiş­tir. 5 Eylül 1938’de vasiyetnamesini yazdıran Atatürk, 10 Kasım 1938’de, saat 09:05’de Dolmabahçe Sarayı’nda vefat etmiştir. Ata­türk’ün naaşı bir ka­ta­fal­ka ko­nu­la­rak 16-17-18 Ka­sım ta­rih­le­rin­de Mu­aye­de Sa­lo­nu’nun ka­ra ta­ra­fın­da zi­ya­re­te açık tu­tul­muş, Ce­na­ze na­ma­zı ise 19 Ka­sım 1938 gü­nü, Prof. Dr. Şe­ra­fet­tin Yalt­ka­ya ta­ra­fın­dan yine bu Sa­lon’­da kıl­dı­rılmıştır­. Sonra naaşı, top ara­ba­sıy­la sa­raydan alı­nmış, Ya­vuz zırh­lı­sıy­la İz­mit’e, ora­dan da tren yol­cu­lu­ğuy­la An­ka­ra Et­nog­raf­ya Mü­ze­si’ne nak­le­dilmiştir­.

Ülkesini kendinden fazla düşünen, kırık kaburgası savaşan, Libya’da gözü rahatsızlanan, Çanakkale’de kalbine mermi isabet eden, tedavisini hep yarım bırakıp, bir ömür boyu vatanı için çalışan, hep sensin;

Atatürk, sen demedin mi;

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”

Sonsuzluğa gidişinin 81. Yılında biz Atatürkçülere güvendiğini biliyoruz.

Saygılarımla…

10 Kasım 2019

Ahmet Gürel

Atatürk Araştırmacısı

Yorumlar (0)